Aracın Ayıplı Olması - Zamanaşımı İtirazının Deliller Toplandıktan Sonra Değerlendirilmesi Gerektiği


İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
2019/1812
2021/903
2021-06-17





Özet:

Dava, ayıplı araç satımına dayalı misli ile değişim talebine ilişkindir. Mahkemece yapılacak iş, davalının husumet itirazını değerlendirmek, davaya konu aracın davalı tarafça satılıp satılmadığı, satış faturasını düzenleyen şirket ile davalı arasında irtibat olup olmadığı araştırılarak öncelikle husumet itirazı konusunda karar vermek, davanın doğru kişiye karşı açıldığının tespiti halinde, davaya konu araçta davacının iddia ettiği şekilde gizli ayıp olup olmadığının gerekmesi halinde bilirkişi incelemesi de yaptırılarak belirlenmesi ve buna göre davalının zaman aşımı itirazı değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek olmalıdır. Tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması hususu davanın esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verilen hallerden sayılmıştır. İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın giderilmesi için gerekli ve esasa etkili olan delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesi ile, Müvekkilinin ... Dolmabahçe Şubesinden 229.942 TL ödeyerek 2013 model .... marka araç satın aldığını, aracın birçok kez arıza yaptığını, 4 defa servise götürüldüğünü, araçta bir kısım hasarın olduğunu ve 28.223,00 TL onarım bedelinin olduğunu, arızaların tespiti için Yalova Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/71 D.İş sayılı dosyası ile tespit davası açıldığını, ayıplı arıza olduğuna dair bilirkişi raporu sunulduğunu, gizli ayıp nedeniyle araç bedelinin ödenmesi gerektiğini belirterek şimdilik 50 TL'nin avans faiziyle birlikte iadesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, Davacı tarafın ayıp nedeniyle bedelin iadesini istediğini, 50 TL'lik kısmi dava açılmasının mümkün olamayacağını, harcın tamamlanması gerektiğini, söz konusu aracın kendileri tarafından satılmadığını, üreticisi ve ithalatçısı olmadıklarını, kendilerinin pasif husumetinin bile bulunmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 03/04/2019 tarih 2018/457 Esas - 2019/355 Karar sayılı kararında; " Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafın satın aldığı aracın ayıplı olup olmadığı, aracın misliyle değişiminin gerekip gerekmediği, bu hususta davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Taraflar tacir olup aralarındaki akdi ilişki ticari niteliktedir. Bu durumda uyuşmazlığa Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümleri uygulanmalıdır. Somut olayda iğfalden söz edilemeyeceği, TTK’nun ticari satışlara ilişkin 23. ve 6098 sayılı TBK'nun 231. maddesi uyarınca ticari satışlarda da ayıplı mal satışından kaynaklanan uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğu, dosyaya birer örneği sunulan irsaliyeli faturaya göre davaya konu aracın 04.09.2013 tarihinde davacıya teslim edildiği, somut davanın ise 02.05.2018 tarihinde açıldığı, dolayısıyla zamanaşımı süresinin geçirildiği anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...."gerekçesi ile, Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, Dava konusu araçtaki ayıbın 09/01/2018 tarihli bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiği üzere; önceden tespiti mümkün olmayan, imalattan kaynaklı gizli ayıp olduğunu, bu sebeple dava konusu uyuşmazlıkta iki yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanamayacağını, bu ayıpta satıcının ağır kusuru olduğunu ve ayıbın önceden tespit edilememesi sebebiyle satıcının zamanaşımından faydalanamayacağını, gizli ayıplarda zamanaşımı süresinin ayıbın öğrenildiği tarihte işlemeye başlayacağını, Davacının, bu davayı açmadan önce Yalova Sulh Hukuk Mahkemesinde (esas no:2017/71 değişik iş ) delil tespiti isteminde bulunduğunu ve mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişinin dava konusu araçtaki ayıbın imalattan kaynaklanan ve önceden tespiti mümkün olmayan gizli ayıp niteliğinde olduğunu açıkça belirttiğini, ( Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2008/6600 esas, 2008/13423 karar ve 11.11.2008 tarihli ilamı) ( T.C. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2009/5439 Esas 2009/363 Karar ve 23.1.2009 tarihli ilamı) Yerel mahkemenin araçtaki ayıbın niteliğini ve bu ayıpta satıcının ağır kusurlu olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapmayarak eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, uyuşmazlığın dava konusu aracın mekanik sistemine ilişkin bir arızadan kaynaklandığını ancak mahkemenin bu konuda bilirkişi görevlendirmesi gerçekleştirmeden ve araçtaki ayıbın niteliği konusunda( gizli ayıp olup olmadığı) bir inceleme yapmadan hüküm kurduğunu, İleri sürerek, yerel mahkeme kararının bozulmasını yeniden yargılama yapılarak talep doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ayıplı araç satımına dayalı misli ile değişim talebine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan satın aldığı aracın gizli ayıplı olduğunu, bu konuda Yalova Sulh Hukuk mahkemesinde tespit yaptırdıklarını, alınan bilirkişi raporu ile gizli ayıp olduğunun tespit edildiğini belirterek aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep etmiş, mahkemece zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur. TTK.'nın 23. Maddesinde, bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı, maddenin c fıkrasında, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcının iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı, TBK'nın 223. Maddesinin ikinci fıkrasında ise alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğunun sonradan anlaşılması halinde, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği, bildirilmezse satılanın bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı, TBK'nın 225. Maddesinde, ağır kusurlu olan satıcının, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağı, TBK'nın 231. Maddesinde, satıcının daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, ayıptan kaynaklı sorumluluğa ilişkin her türlü davanın, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, son fıkrasında ise satıcının, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu olmasında iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamayacağı düzenlenmiştir. Somut olayda davacı, davaya konu satılandaki ayıbın gizli ayıp olduğunu ileri sürerek bu konuda Yalova Sulh Hukuk mahkemesinde açtığı tespit dosyasında aldığı bilirkişi raporuna dayanmıştır. Mahkemece, her hangi bir gerekçe gösterilmeden ve davaya konu araçta bulunduğu iddia edilen ayıbın gizli ayıp olup olmadığı değerlendirilmeden ve gerekmesi halinde bu konuda bilirkişi raporu alınmadan TBK'nın 231/1 maddesinde belirtilen zaman aşımı süresi içinde dava açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Yine, davada taraf teşkili dava şartı olup mahkemece taraf teşkilinin doğru şekilde yapılıp yapılmadığının resen araştırılması gerekir. Yani davanın doğru hasma yöneltilip yöneltilmediğini kendiliğinden araştırmalıdır. Davalı savunmasında davaya konu aracın satıcısı, ithalatçısı veya üreticisi olmadığını kendisine husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürmüştür. Davacı ve davalı tarafından dosyaya sunulan davaya konu araca ilişkin faturada da davalı satıcı veya ithalatçı olarak görünmemektedir. Davacı da fatura dışında davaya konu aracın alım satımı konusunda taraflar arasında düzenlenmiş satış sözleşmesini dosyaya sunmamıştır. Her ne kadar davacı son celsede faturada yazılı satıcı şirket ile davalı arasında organik bağ olduğunu ileri sürmüş ise de mahkemece bu husus araştırılmadığı gibi davalının husumet itirazının neden kabul edilmediği de gerekçede açıklanmamıştır.

Mahkemece yapılacak iş, davalının husumet itirazını değerlendirmek, davaya konu aracın davalı tarafça satılıp satılmadığı, satış faturasını düzenleyen şirket ile davalı arasında irtibat olup olmadığı araştırılarak öncelikle husumet itirazı konusunda karar vermek, davanın doğru kişiye karşı açıldığının tespiti halinde, davaya konu araçta davacının iddia ettiği şekilde gizli ayıp olup olmadığının gerekmesi halinde bilirkişi incelemesi de yaptırılarak belirlenmesi ve buna göre davalının zaman aşımı itirazı değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek olmalıdır. HMK’nin 353/1-a-6. maddesinde, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması hususu davanın esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verilen hallerden sayılmıştır. Tarafların davada ileri sürdükleri iddia ve savunmalarının bir kısmının hiç bir şekilde değerlendirilmemiş olması halide HMK'nın 353/1-a-6 maddesi kapsamında değerlendirilmelidir.

Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın giderilmesi için gerekli ve esasa etkili olan delillerin toplanmamış ve değerlendirimemiş olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK' nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/04/2019 tarih ve 2018/457 Esas - 2019/355 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan 121,30.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 44,40.TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/06/2021 tarihinde HMK'nın 353/1-a6 maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.