Bu kararı Favorilerinize Eklemek veya Kopyalayabilmek için giriş yapın veya üye olun
Davacı şirket, banka tarafından aracı üzerine konulan rehnin sözleşmesiz ve haksız olduğunu ileri sürerek kaldırılmasını istemiş; yerel mahkeme davayı "menfi tespit" olarak niteleyip arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.
İstinaf mahkemesi, rehnin kaldırılması talebinin konusunun bir "miktar para alacağı" olmaması nedeniyle, ticari uyuşmazlıklarda aranan zorunlu arabuluculuk kapsamında yer almadığını saptamıştır.
Ayrıca, davanın 2021 yılında açılmış olması sebebiyle, 2023 yılında yürürlüğe giren "menfi tespit davalarında arabuluculuk zorunluluğu" kuralının geçmişe dönük uygulanamayacağı vurgulanarak yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... plakalı aracın sahibi olduğunu, davalı banka ile kredi ilişkisi bulunduğunu fakat müvekkili şirketin davalı banka ile rehin sözleşmesi yapmadığı halde araç üzerinde davalı bankanın rehni bulunduğunun tespit edildiğini, hangi hukuki gerekçe ile müvekkili şirkete ait araç üzerine rehin konulduğunun taraflarınca bilinmediğini iddia ederek davanın kabulüne, müvekkili şirkete ait ... plakalı araç üzerindeki rehnin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yargı yolu, görev, yetki, sıfat, zamanaşımı ve husumet itirazında bulunduklarını, TMK'nun 1-2 maddeleri uyarınca görevsizlik kararının verilmesi gerektiğini, ... Şubesi ile ... Yapı ...Anonim Şirketi arasında 22/01/2021 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmeye davacı şirket ve ... tarafından 1.900,00 TL tutarla müteselsil kefil sıfatıyla kefil olduklarını, davacı şirket tarafından alınan kredi taksitlerinin ödenmediğini, şirketlerin bankaya olan borcunun teminatı için rehin sözleşmesi imzalandığını, dava konusu araç 22/01/2021 genel kredi sözleşmesinde belirtilen borç bakımından müvekkili bankaya rehin olarak verildiğini belirterek davanın dava şartı eksikliğinden usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise açılan davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; dava dilekçesi içeriğine göre, davacının talebi, kanunda düzenlenen menfi tespit talebi kapsamından kalmakta olup, davanın 7445 Sayılı Kanun ile 6102 sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesinin yürürlük tarihi olan 01/09/2023 tarihinden sonra açılmış olduğu ve dava açılmadan arabuluculuğa başvurulmadığı, bu durumun da açıkça dava dilekçesi içeriğinde belirtildiği gerekçeleriyle HMK'nun 114/2.maddesi yollaması, TTK 5/A maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu davanın 04.08.2021 tarihinde Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/663 Esas sayılı dosya ile açıldığını, sonrasında 09.11.2022 tarihinde görevsizlik kararı verilerek görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verildiğini ve dosyanın Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’ ne gönderildiğini, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde dosya açılış tarihi 27.01.2023 tarihi olup, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından da HSK kararı uyarınca ve dava konusu gereğince görevli mahkemelerin Ankara 6-7-8 Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu belirtilerek dosyanın kapatılarak Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/285 sayılı esasına kaydedildiğini, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ise dava 01.09.2023 tarihinden sonra açıldığı belirtilerek dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verildiğini, davanın 01.09.2023 tarihinden sonra açılmadığını, ilk derece mahkemesince hatalı değerlendirme yapılarak karar verildiğini, davanın açıldığı tarihte menfi tespit davası için arabuluculuğun zorunlu olmadığını, her ne kadar davanın açıldığı tarih itibariyle arabuluculuk başvurusu şart olmasa da yine de taraflarınca esasa girilmeden evvel sürecin tamamlandığını ve dosyaya son tutanağın ibraz edildiğini, bu yönü ile de ilk derece mahkemesince verilen kararın hatalı olduğunu bildirilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; bankacılık işleminden kaynaklı araç üzerine konulan rehinin kaldırılması istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." halinde duruşma yapılmadan karar verileceği, düzenlemeleri yer almaktadır.
Genel kredi sözleşmesi, rehin sözleşmesi vs deliller dosya arasında mevcuttur.
Davacı yan, taraflar arasında kredi sözleşmesi imzalandığını, ancak rehin sözleşmesi yapılmadığı halde davacıya ait araç üzerine rehin konulduğunu, rehinin sebebini bilmediklerini iddia ederek rehnin kaldırılması istemiyle eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
05 Nisan 2023 tarih ve 32154 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 31, 34, 36, 37, 38 ve 41. maddeleri 01 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu kapsamda; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartıdır.
6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
" hükmünü içermektedir.
Dosya kapsamından davanın ilk olarak 04/08/2021 tarihinde Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, mahkemece asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu gerekçeleriyle 09/11/2022 tarihinde görevsizlik kararı verildiği, görevsizlik kararının 18/01/2023 tarihinde kesinleştiği ve 27/01/2023 tarihinde Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/74 esas numarasına kaydedildiği, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince de 09/02/2024 tarihli karar ile HSK 1. Dairesi Başkanlığının 25/11/2021 tarihli ve 1232 sayılı kararı gereğince bankacılık ve finans uyuşmazlıklarında davaya bakmaya 15/12/2021 tarihinden itibaren Ankara 6-7-8 Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin ihtisas mahkemesi olarak görevlendirildiği gerekçesiyle dosyanın Ankara 6-7-8. Asliye Ticaret Mahkemelerinden herhangi birisine ihtisas mahkemesi olarak tevzi edilmesi için Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verildiği, gönderme kararı üzerine dosyanın 26/04/2024 tarihinde Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/285 Esas numarasına kaydedildiği, mahkemece istinaf incelemesine konu 18/09/2024 tarihli, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, eldeki dava davacının talebi dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin kabulünün aksine menfi tespit davası olmayıp, araç üzerindeki rehin şerhinin kaldırılması olması nedeniyle arabuluculuğa tabi olmadığından ilk derece mahkemesince işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/09/2024 tarih ve 2024/285 Esas 2024/496 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı/lı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/06/2025
KARARI YAZDIR
Bu kararı Favorilerinize Eklemek için giriş yapın veya üye olun