Yaş Düzeltim - Vesayet Makamının İzni - Çelişkili Raporlar


Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
2019/5759
2020/1230
2020-02-12





Özet:

  • Temyiz kudretinden yoksun olan kişileri de davada kanuni temsilcileri temsil edilebilecek olup, bunun için vesayet makamından izin alınması ve izin belgesinin dava dilekçesi ile birlikte mahkemeye sunulması zorunludur.
  • Vesayet makamı tarafından yaş düzeltimi davası açması için vasiye verilmiş husumete izin kararı olmaksızın işin esasının incelenmesi hatalıdır.
  • Mahkemece yaşı düzeltilmek istenen kişinin kemik yaşı için sağlık kurulu raporu alınmadığı, daha önce açılan ve takip edilmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilen Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan Üniversite Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 21.02.2017 tarihli sağlık kurulu raporuna göre (17 yaş sonu ile uyumlu) hükümlü A.'in 10.05.1998 olan doğum tarihinin 30.12.2000 olarak düzeltilmesine karar verildiği, ancak dosyada mevcut yaşı düzeltilmek istenilenin işlediği suç dolayısı ile yargılandığı Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında alınan raporda kemik yaşının 13 yaş ile uyumlu olduğunun rapor edildiği, her iki rapor birlikte değerlendirildiğinde kemik yaşına dair çelişki meydana geldiği anlaşılmıştır.
  • Mahkemece, her iki rapor arasında meydana gelen çelişkinin giderilmesi için kişinin kemik yaşı hususunda ayrıntılı rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.

KARAR

Hükümlü A. Ş.'e vesayeten vasisi S.G. tarafından açılan doğum tarihinin düzeltilmesine dair davada verilen ve Yargıtayca incelenmeksizin kesinleşen Uşak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 01.02.2018 tarihli ve 2017/637-2018/58 sayılı kararının, yürürlükteki hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına bozulması istenildiğinden, dosyadaki bilgi ve belgeler okunup gereği düşünüldü:

Taraflar arasında görülen doğum tarihinin düzeltilmesine ilişkin davada vasiye yaş düzeltimi davası açması için vesayet makamınca verilmiş husumete izin kararı olmaksızın davanın esasının incelendiği ve dosya kapsamında kemik yaşına dair farklı raporlar olmasına rağmen bu çelişki giderilmeden karar verildiği ve verilen kararın kanun yollarına başvurulmaksızın kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Dava, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36.maddesi kapsamında nüfus kaydındaki doğum tarihinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.

1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 448. maddesinde, vasinin, vesayet altındaki kişiyi bütün hukuki işlemlerinde temsil edeceği; 462. maddesinin 8. bendinde de, vasinin, vesayet makamından izin almak koşuluyla kısıtlı adına dava açabileceği, 465. maddesinde ise vesayet makamının iznine tabi olan işlem, izin alınmaksızın yapılırsa, vasinin yaptığı bu muamele vesayet altındaki kişiyi bağlamayacağı hususları düzenlenmiştir.

Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Temyiz kudretinden yoksun olan kişileri de davada HMK'nin 52.maddesi gereği kanuni temsilcileri temsil edilebilecek olup, bunun için TMK'nin 462/8.maddesi kapsamında vesayet makamından izin alınması ve izin belgesinin HMK'nin 54.maddesi gereği dava dilekçesi ile birlikte mahkemeye sunulması zorunludur.

HMK'nin 114. maddesinde; tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hallerde, temsilcinin gerekli niteliği haiz bulunması, dava takip yetkisine sahip olunması, vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekalet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun olarak düzenlenmiş bir vekaletnamesinin bulunması husustan, dava şartları olarak belirtilmiştir. HMK'nin 115. maddesine göre de mahkeme, dava şartlarının incelenmesinde, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.

Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.

Mahkemece, 4721 sayılı TMK'nin 462/8. maddesi uyarınca vesayet makamı tarafından yaş düzeltimi davası açması için vasiye verilmiş husumete izin kararı olmaksızın işin esasının incelenmesi,

2. Doğum tarihinin düzeltilmesine ilişkin davalar diğer kayıt düzeltme davaları gibi kamu düzeni ile yakından ilgili bulunduğundan, hakim istemle bağlı kalmayarak kendiliğinden de yapacağı araştırma ile elde edeceği bulgulara göre doktor raporları, tanık anlatımları ve diğer belgeleri birlikte değerlendirerek öteki kayıtlarla çelişki yaratmayacak şekilde karar vermek durumundadır.

Mahkemece yaşı düzeltilmek istenen A.'in kemik yaşı için sağlık kurulu raporu alınmadığı, daha önce açılan ve takip edilmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilen Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/71 Esas sayılı dosyasına sunulan Uşak Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 21.02.2017 tarihli sağlık kurulu raporuna göre (17 yaş sonu ile uyumlu) hükümlü A.'in 10.05.1998 olan doğum tarihinin 30.12.2000 olarak düzeltilmesine karar verildiği, ancak dosyada mevcut yaşı düzeltilmek istenilen A.'in işlediği suç dolayısı ile yargılandığı Uşak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/383 Esas sayılı dosyasında alınan 19.01.2012 tarihli raporda kemik yaşının 13 yaş ile uyumlu olduğunun rapor edildiği, her iki rapor birlikte değerlendirildiğinde kemik yaşına dair çelişki meydana geldiği anlaşılmıştır. Mahkemece, her iki rapor arasında meydana gelen çelişkinin giderilmesi için A.'in kemik yaşı hususunda ayrıntılı rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken raporlar arasında çelişki giderilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,

Usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

SONUÇ:

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK'un 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA, gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 12.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.