Uymadan Sonra Serbestlik Kuralı


Yargıtay Ceza Genel Kurulu
2018/511
2020/236
2020-05-28





Özet:

  • Uyuşmazlık; sanığa atılı 4733 sayılı Kanun'a muhalefet suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle, Yerel Mahkemece sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine dair bozma kararına uyulduğu hâlde önceki hüküm gibi verilen beraat kararının, Ceza Genel Kurulunca incelenmesi gereken “direnme kararı” niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bozmaya uyma kararı verilmesi durumunda, sanığın hukuki durumu yeniden serbestçe değerlendirilerek yeni bir karar verilecektir. Bununla birlikte uymadan sonraki serbestlik ilkesinin, özel Dairelerin bozma ilamlarına yerel mahkemece uyma kararı verilmesi hâlinde, bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkla yani bozma nedeni ile sınırlı olacak şekilde bozma doğrultusunda hareket etme zorunluluğu, 1412 sayılı CMUK'nın 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326. maddesinin son fıkrasında düzenlenen "cezayı aleyhe değiştirememe" veya "aleyhte düzeltme yasağı" şeklinde iki istisnası bulunmaktadır. Ön sorun değerlendirildiğinde; Yerel Mahkemece oturumda, Özel Dairenin suçun sübuta erdiğine ilişkin bozma ilamına uyulmasına karar verildiği hâlde, bu karardan dönülerek önceki hüküm gibi sanığın beraatine karar verilmesi, uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmayacaktır. Bu karar, direnme kararı niteliğinde olmadığından Ceza Genel Kurulunca incelenmesi mümkün değildir. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi hâlinde incelemenin Yargıtayın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekir. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin son uygulaması direnme kararı niteliğinde olmadığından, dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
 
Kararı Veren

Yargıtay Dairesi : 7. Ceza Dairesi

Mahkemesi :Asliye Ceza

Sayısı : 557-219

Sanık ...'in 4733 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan beraatine ilişkin İstanbul Anadolu 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 12.09.2013 tarihli ve 1130-573 sayılı hükmün, şikâyetçi ve katılan vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 16.06.2016 tarih ve 11563-8490 sayı ile;

“Gümrük İdaresi vekilinin talebi yönünde yapılan incelenmede;

Sanıkta ele geçen eşyanın niteliği ve eylem tarihine göre, sanığın eyleminin 4733 sayılı Yasa'nın 8/4. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu, Gümrük İdaresinin suçtan doğrudan zarar görmediği cihetle davaya katılma hakkı bulunmayan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteğinin 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca reddine,

TAPDK vekilinin temyiz istemine göre yapılan incelemede;

Dava konusu kaçak içkilerin ele geçirildiği iş yerinin niteliği ve içkilerin bulunduğu yer nazara alındığında sanığa yüklenen suçun subuta erdiği gözetilmeden atılı suçu mahkûmiyeti yerine yazılı gerekçelerle beraatine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

13.04.2017 tarihli oturumda bozma ilamına uyulmasına karar veren Yerel Mahkeme ise 13.04.2017 tarih ve 557-219 sayı ile sanığın önceki hüküm gibi beraatine karar vermiştir.

Bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.09.2017 tarihli ve 37763 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, 6763 sayılı Kanunun 36. maddesiyle değişik CMK'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 02.10.2018 tarih ve 12004-9729 sayı ile direnme olarak nitelendirilen kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık ...'e atılı 4733 sayılı Kanun'a muhalefet suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle, Yerel Mahkemece sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine dair bozma kararına uyulduğu hâlde önceki hüküm gibi verilen beraat kararının, Ceza Genel Kurulunca incelenmesi gereken “direnme kararı” niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

İncelenen dosya kapsamından;

Sanık ... hakkında 4733 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda İstanbul Anadolu 1. Asliye Ceza Mahkemesince 12.09.2013 tarih ve 1130-573 esas ile “Sanığın işe yeni başladığı ...'ya ait Kanatchı isimli restoranda kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında belirtilen 1 şişe viski ile 2 şişe votkanın ele geçirildiği, sanığın savunmasında suça konu içkilerin iş yeriyle bir ilgisinin bulunmadığı, o gün işe yeni başlamak üzere olduğu sırada iş yerine gelen tanımadığı bir grubun düğünden geldiklerini, ellerinde kalan içkiyi garsonların içmesi için bıraktıklarını bildirdiği, sanığın suça konu içkileri ticari amaçla bulundurduğu yönünde savunmasının aksine mahkûmiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, içkilerin sayıca az oluşu ve sanığın aksi sabit olmayan savunması doğrultusunda suça konu içkilerin ticari amaçla bulundurulduğuna ilişkin delil elde edilemediğinden şüpheden sanık yararlanır ilkesi de gözetilerek beraatine karar verilmesi gerektiği” şeklindeki gerekçeyle beraatine karar verildiği,

Hükmün şikâyetçi Gümrük ve Ticaret Bakanlığı vekili ve katılan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 16.06.2016 tarih ve 11563-8490 sayı ile “Dava konusu kaçak içkilerin ele geçirildiği iş yerinin niteliği ve içkilerin bulunduğu yer nazara alındığında sanığa yüklenen suçun sübuta erdiği gözetilmeden atılı suçtan mahkûmiyeti yerine yazılı gerekçelerle beraatine karar verilmesi” isabetsizliğinden bozulmasına, şikâyetçi vekilinin temyiz isteminin ise reddine karar verildiği,

Yerel Mahkemece bozmadan sonra yapılan 13.04.2017 tarihli oturumda “Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 16.06.2016 tarih, 2015/11563 esas, 2016/8490 k sayılı bozma ilamı usul ve yasaya uygun bulunduğundan uyulmasına karar verilip tefhimle açık yargılamaya devam olundu.” denilmek suretiyle bozma ilamına uyulmasına karar verilmesinden sonra 13.04.2017 tarih ve 557-219 sayı ile “Sanığın işe yeni başladığı ...'ya ait Kanatchı isimli restoranda kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında belirtilen 1 şişe viski ile 2 şişe votkanın ele geçirildiği, sanığın savunmasında suça konu içkilerin iş yeriyle bir ilgisinin bulunmadığı, o gün işe yeni başlamak üzere olduğu sırada iş yerine gelen tanımadığı bir grubun düğünden geldiklerini, ellerinde kalan içkiyi garsonların içmesi için bıraktıklarını bildirdiği, sanığın suça konu içkileri ticari amaçla bulundurduğu yönünde savunmasının aksine mahkûmiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, içkilerin sayıca az oluşu ve sanığın aksi sabit olmayan savunması doğrultusunda suça konu içkilerin ticari amaçla bulundurulduğuna ilişkin delil elde edilemediğinden şüpheden sanık yararlanır ilkesi de gözetilerek beraatine karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle önceki hüküm gibi sanığın beraatine karar verildiği,

Anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlığın isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için Yargıtayca verilen bozma kararları üzerine yerel mahkemelerce yapılacak işlemlerin gözden geçirilmesi gerekmektedir.

1412 sayılı CMUK'nın 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken "Davaya yeniden bakacak mahkemenin hak ve mecburiyetleri" başlıklı 326. maddesinde;

“Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak mahkeme, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.

Sanık veya müdahil ve vekillerine davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhâlde dinlenilmesi gerekir.

Yargıtaydan verilen bozma kararına mahkemelerin ısrar hakkı vardır. Israr üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir.

Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291 inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz” hükmü yer almaktadır.

Buna göre, Yargıtayca verilen bozma kararı üzerine dosyanın gönderildiği ilk derece mahkemelerince yeni bir tensip kararıyla duruşma günü tayin edilecek ve ilgililer duruşmaya çağrılıp bozmaya karşı diyecekleri sorulduktan sonra bozma ilamına uyulup uyulmaması yönünde bir karar verilecektir. Yerel mahkemenin, göreve ilişkin olanlar dışındaki bozma ilamına uyma ya da direnme kararlarından birisini verebilmesi mümkün olup öğretide buna “bozmadan sonraki serbestlik kuralı” adı verilmiştir. Maddenin üçüncü fıkrasında mahkemenin bozma kararına ısrar hakkı olduğu vurgulandıktan sonra, ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymanın zorunlu olduğuna işaret edilmiştir. Aynı maddenin son fıkrasında ise sınırlı biçimde uygulanabilecek olan "cezayı aleyhe değiştirememe" veya "aleyhte düzeltme yasağı" kabul edilerek yalnız sanık veya onun lehine ilgililer tarafından temyiz davası açıldığında, bozma üzerine yeniden kurulan hükümde belirlenen ceza ve sonucun önceki hükümle belirlenen cezadan ve sonuçtan daha ağır olamayacağı hüküm altına alınmıştır.

"Bozmadan sonra serbestlik kuralı" uyarınca bozma kararına uyma ya da direnme kararlarından birini verme konusunda serbest olan ilk derece mahkemelerinin Özel Dairelerinin bozma kararlarına uymayı tercih etmeleri durumunda, bu kez “uymadan sonraki serbestlik kuralı” devreye girecektir. Serbestlik kuralı, ceza muhakemesinde maddi gerçeğin araştırılması ve en isabetli kararın verilmesi amacının zorunlu bir sonucu olup mahkemenin bozma kararına uyulmasına karar verdikten sonra da sanığın hukuki durumunu yeniden serbestçe değerlendirme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Temyiz edilen önceki hüküm bozma kararı verilmesiyle ortadan kalkmış olduğundan, yerel mahkemece önceki karardan farklı olarak, suçun sübutu ve niteliği de dahil olmak üzere sanığın hukuki durumuyla ilgili tüm hususlarda, CMK'nın 217. maddesi uyarınca ulaşılan vicdani kanaat doğrultusunda serbestçe karar verilebilecektir. Nitekim, Yargıtay Özel Daireleri tarafından da ilk temyiz incelemesinde yerinde görülerek bozma konusu yapılmayan hususlar, lüzumu halinde hükmün yeniden temyizen incelenmesi sırasında bozma konusu yapılabilmekte, hatta ilk bozma kararından tamamen farklı olacak şekilde bozma kararı verilebilmektedir.

Diğer yandan, Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış pek çok kararında; uyma kararının dönülebilecek bir ara kararı niteliğinde olmayıp davanın esasına etkili olan kararlardan olduğu, bozmaya uymakla, yerel mahkemenin bozma kararında gösterilen esaslara göre işlem yapıp karar verme ödevi doğduğu, sonradan bu kararın bir kısmından veya tamamından açıkça ya da örtülü olarak geri dönülerek ilk hükmün aynen veya yeniden kurulmasının, uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı, bu nedenle bozmaya uyan yerel mahkemenin dönülemez nitelikteki bu karardan sonradan dönerek, önceki hükmünde direnmesinin isabetsiz olduğu açıklanmıştır.

Buna göre, bozmaya uyma kararı verilmesi durumunda, sanığın hukuki durumu yeniden serbestçe değerlendirilerek yeni bir karar verilecektir.

Bununla birlikte uymadan sonraki serbestlik ilkesinin,

1- Özel Dairelerin bozma ilamlarına yerel mahkemece uyma kararı verilmesi hâlinde, bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkla yani bozma nedeni ile sınırlı olacak şekilde bozma doğrultusunda hareket etme zorunluluğu,

2- 1412 sayılı CMUK'nın 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326. maddesinin son fıkrasında düzenlenen "cezayı aleyhe değiştirememe" veya "aleyhte düzeltme yasağı",

Şeklinde iki istisnası bulunmaktadır.

Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde;

Yerel Mahkemece 13.04.2017 tarihli oturumda, Özel Dairenin suçun sübuta erdiğine ilişkin bozma ilamına uyulmasına karar verildiği hâlde, bu karardan dönülerek önceki hüküm gibi sanığın beraatine karar verilmesi, uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmayacaktır.

Bu karar, direnme kararı niteliğinde olmadığından Ceza Genel Kurulunca incelenmesi mümkün değildir. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi hâlinde incelemenin Yargıtayın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekir.

Bu itibarla, Yerel Mahkemenin son uygulaması direnme kararı niteliğinde olmadığından, dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

İstanbul Anadolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.04.2017 tarihli ve 557-219 sayılı kararı, Ceza Genel Kurulunca incelenmesi gereken direnme kararı niteliğinde olmadığından dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 28.05.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

kaynak:(www.corpus.com.tr)