Ticari Satım - Yemin Delili


İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
2018/1953
2020/527
2020-06-10





Özet:

  • Dava, ticari ilişki kapsamında davalıdan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK 67 maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. 
  • Yargılama sürecinde terkin olduğu anlaşılan şirketin davacı tarafından açılan ihya davası sonucu ihyasına karar verildiği ve tasfiye memuru olarak ...' nun tasfiye memuru olarak tayin edildiği anlaşılmaktadır. 
  • Bu tespitlere göre davalı tasfiye memurunun, terkin edilmiş şirket hakkında icra takibi başlatıldığı, yine terkin olan şirket aleyhine karar verildiği, ihya kararı kesinleşmeksizin ve kararın yetkisiz olmasına rağmen kendisine tebliği edildiği yönündeki istinaf nedenleri yerinde değildir. 
  • Yargılama sürecinde mahkemece davalı şirket tasfiye memurunun ( şirket temsilcisi) hazır bulunduğu 05.05.2015 tarihli oturumda taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması yönünde karar verildiği, kararın duruşmada hazır olan davalı şirket tasfiye memuru ( şirket temsilcisi) na usule uygun ihtar ile bildirildiği, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacı şirket defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu bilirkişi raporu alındığı anlaşılmaktadır. 
  • Bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler sonucu ve davalı şirket cevabına göre ödeme definin kanıtlanmadığı dikkate alındığında mahkemece kurulan hüküm isabetlidir. 
  • Davalı şirketçe yazılı delil dilekçesi sunulmadığı gibi, 22.01.2014 tarihli sunulan cevap dilekçesinde de açıkça yemin deliline dayanılmadığı görülmektedir. Bu durumda davalıya yemin delilinin hatırlatılması zorunlu olmadığından davalı şirket tasfiye memurunun yemin delili hakkının hatırlatılmadığı yönündeki istinaf nedeni de yerinde değildir.
 
İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI: 2016/763 Esas - 2018/617

TARİHİ: 11/07/2018

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne ilişkin karara karşı, davalı şirket tasfiye memurunca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Gebze de bulunan iş yerinde orman ürünlerinin ticareti ile iştigal ettiğini, davalıya kereste satılmış olduğunu davalının bir kısım ödemeler yaptığını, fakat davalının en son ödemesi gereken rakamı ödemeyince hakkında icra takibi yapıldığını, yapılan tüm sözlü uyarılara rağmen ödemesini yapmayan davalı şirket aleyhine Gebze ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı tarafın kötü niyetle takibe itiraz ettiğini, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tasfiye memuru cevap dilekçesinde özetle; HMK'ya göre genel yetki kuralı uyarınca davalının ikametgahı mahkemesinin yetkili olduğunu, dava dilekçesinde de yer aldığı üzere temsilcisi bulunduğu şirketin Gelibolu Ticaret Sicil Memurluğuna kayıtlı olup ikametgahının da Gelibolu olduğunu, davacı ile aralarındaki sözleşmenin ifa yerinin de Gelibolu olması nedeniyle davayı görme yetkisinin Gebze Asliye Hukuk Mahkemesinin olmadığını Gelibolu Asliye (Ticaret) Mahkemesi olduğunu, takip konusu yapılan borç davacıya 30/08/2012 tarihinde 3.000,00 TL, 30/09/2012 tarihinde 3.000,00 TL, 30/12/2012 tarihinde 3.000,00TL, 30/11/2012 tarihinde 3.000,00 TL olmak üzere keşide edilen ... Banka ait toplam 12.000,00 TL çeklerle ödendiğini, geriye kalan kısmın ise malı teslim eden pazarlama müdürü ...'e Gelibolu'ya geldiğinde elden nakit olarak ödendiğinden haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi 11/07/2018 tarihli, 2016/763 Esas - 2018/617 Karar sayılı kararında, "...Dava satım sözleşmesinden kaynaklandığından ve davacı satıcı olduğundan bir miktar para alacağı için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davalarında TBK'nın 89. maddesi uyarınca davacının yerleşim yeri mahkemesi yetkili olacağından davalının yetki itirazı kabul edilmemiştir. Satım sözleşmesinde satıcının ücrete hak kazanabilmesi için satıma konu ürünün (taşınırın) zilyetliğinin satın alınana devredilmesi gerekir. Davalı 22/01/2014 havale tarihli dilekçesi ile ''takip konusu yapılan borç tarafımdan davacıya keşide edilen 4 adet çek ile ödenmiş gereği kalan kısmı ise malı teslim eden pazarlama müdürüne elden nakit olarak ödenmiştir. '' savunmasında bulunmuştur. Bu beyan ikrar niteliğindedir. HMK'nın 188. maddesi; Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez. (2) Maddi bir hatadan kaynaklanmadıkça ikrardan dönülemez. (3) Sulh görüşmeleri sırasında yapılan ikrar tarafları bağlamaz. Davalının beyanı ile kanun maddesi birlikte değerlendirildiğinde; İkrar; (dar anlamda ikrar), görülmekte olan bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir. İkrardan söz edilebilmesi için, taraflardan birisinin bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. İçeriği itibariyle ikrar ya basit (adi), ya vasıflı (mevsuf) ya da bileşik (mürekkep) nitelikte olabilir. Basit (adi) ikrar, karşı tarafça ileri sürülen bir vakıanın doğru olduğunun, herhangi bir kayıt veya şart bildirilmeksizin kabul edilmesidir. Vasıflı ikrarda, (gerekçeli inkarda) karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir. Bileşik (mürekkep) ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle; eş söyleyişle, vakıanın doğru olduğu ve bildirilen vasıfta bulunduğu kabul edilmekle birlikte, ikrara öyle bir vakıa eklenir ki, eklenen bu vakıa, ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre, bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır. Yukarıda da değinildiği üzere, bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla, böyle durumlarda, ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekte; iddiasını ispatlama yükümlülüğünün, karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir. Davalı, davacı tarafa borcu olduğunu ikrar etmekte ancak ödeme defi ileri sürmektedir. Buna göre, ispat yükünün bağlantısız bileşik ikrar savunmasında bulunan davalıda olduğu anlaşıldığından ve davalı tarafça malların teslim edildiği ve ödemelerin yapıldığı beyan edilmiş olduğundan davacı tarafça satıma konu ürünlerin teslim edildiği ihtilafsız olup davalı tarafça ödeme define ilişkin bir delil dosyada bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın kabulüne ve alacak likit olduğundan icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı şirket tasfiye memuru istinaf başvuru dilekçesinde özetle: ... Şti'nin Gelibolu Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... numarası ile kayıtlı iken, 04/06/2013 tarihinde tasfiye kararı alındığını, tasfiye kararı doğrultusunda da 20/05/2015 tarihinde ticaret sicilinden terkin işlemi gerçekleştirilerek şirketin tasfiyesinin sonuçlandığını, davacının tasfiye sürecinde, herhangi bir başvurusu olmadığını, tasfiye kayıtlarında herhangi bir alacak kaydına rastlanmadığını, ... Şti'nin tasfiye ve ticaret sicilinden terkin edilmekle tüzel kişiliğinin sona erdiğini, tüzel kişiliği sona eren bir şirkete karşı icra takibi yapılmasının mümkün olmayacağını, tasfiye ile tüzel kişiliği sona eren ve ihyası noktasında verilen kararın da henüz kesinleşmeyen bir şirketin muhatap bilinerek karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, bu aşamada temsile yetkili olmadığı ve muhatabı olmadığı bir kararın taraflarına tebliğ edilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece sadece davacı tarafın iddia ve delilleri dikkate alınarak bilirkişi raporu alınmış ve buna göre karar verildiğini, tasfiye olmuş ve tüzel kişiliği sona ermiş davalı şirketin kayıtları ve tasfiye işlemlerine ilişkin belge ve kayıtların celp edilmediğini, bu belgeler celp edilip incelenseydi, tasfiye aşamasında davacının yapılan ilanlara rağmen yasal süresi içinde bir alacak başvurusunun da olmadığının görüleceğini, bu nedenlerle, mahkemece alının bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf incelemesi sırasında görülecek sair yasal noksanlıklar nedeniyle usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının bozulmasına-kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari ilişki kapsamında davalıdan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK 67 maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı şirket tasfiye memuru tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi HMK 355 maddesi uyarınca istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı yanca davalı şirket aleyhine 18.05.2013 tarihinde ilamsız icra takibine başlandığı, takibe itiraz üzerine 23.11.2013 tarihinde eldeki davanın açıldığı, davalı şirketin 04.06.2013 tarihinde tasfiye kararı aldığı, tasfiye işlem ve ilanları sonucu TTSG 20.05.2015 tarihli gazetesinde ilan edilen karar ile tasfiye sonucu terkin edildiği dosyadaki ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmaktadır. Yargılama sürecinde terkin olduğu anlaşılan şirketin davacı tarafından açılan ihya davası sonucu Gelibolu Asliye Hukuk ( asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesinin 2017/69 E 2018/165 K 11.04.2018 tarihli kararı ile ihyasına karar verildiği ve tasfiye memuru olarak ...' nun tasfiye memuru olarak tayin edildiği anlaşılmaktadır. Bu tespitlere göre davalı tasfiye memurunun, terkin edilmiş şirket hakkında icra takibi başlatıldığı, yine terkin olan şirket aleyhine karar verildiği, ihya kararı kesinleşmeksizin ve kararın yetkisiz olmasına rağmen kendisine tebliği edildiği yönündeki istinaf nedenleri yerinde değildir. Yargılama sürecinde mahkemece davalı şirket tasfiye memurunun ( şirket temsilcisi) hazır bulunduğu 05.05.2015 tarihli oturumda taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması yönünde karar verildiği, kararın duruşmada hazır olan davalı şirket tasfiye memuru ( şirket temsilcisi) na usule uygun ihtar ile bildirildiği, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacı şirket defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu bilirkişi raporu alındığı anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler sonucu ve davalı şirket cevabına göre ödeme definin kanıtlanmadığı dikkate alındığında mahkemece kurulan hüküm isabetlidir. Davalı şirketçe yazılı delil dilekçesi sunulmadığı gibi, 22.01.2014 tarihli sunulan cevap dilekçesinde de açıkça yemin deliline dayanılmadığı görülmektedir. Bu durumda davalıya yemin delilinin hatırlatılması zorunlu olmadığından davalı şirket tasfiye memurunun yemin delili hakkının hatırlatılmadığı yönündeki istinaf nedeni de yerinde değildir. Açıklanan nedenler ışığında davalı şirket tasfiye memurunun istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı şirket tasfiye memurunun istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irad kaydına, 3-194,68 TL bakiye istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 4-Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 10/06/2020

KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca karar kesindir.

kaynak:(www.corpus.com.tr)