Tazminat Talepli Davada Uzlaşmanın Sağlanması Halinde Soruşturma Konusu Suç Nedeniyle Tazminat Davası Açılamaz


Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
2021/888
2021/1071
2021-09-01





Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; sürücü .... 06/02/2019 tarihinde sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyrederken kırmızı ışıkta geçerek müvekkilinin içinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araca çarptığını, kaza so9nucu müvekkilinin sol basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını, davala sigorta şirketinin ... plakalı araca ZMMS poliçesi ile sigorta teminatı altına aldığını, sigorta şirketine başvurunun sonuçsuz kaldığını, arabuluculuk görüşmelerinde de uzlaşma sağlanamadığını ve açıkladığı nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.500,00 TL geçici iş göremezlik ve 2.500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak taraflarına verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesiyle özetle; davacı tarafın dava açma hakkının bulunmadığını, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasından uzlaşma anlaşması yapıldığını, tazminat davasının açılamayacağının, açılmış davalardan feragat edileceğinin kayıt altına alındığını, davacının poliçe kapsamında meydana gelen bütün zararlarınnı ödendiğini, kazara müterafik kusurun araştırılması gerektiğini, davacının maluliyetinin ispat edilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçede yazılı limitle sınırlı olduğunu ve açıkladığı nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME ÖZETİ:

Konya ..Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/03/2021 tarih ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararı ile; " ...Somut olayda, davacının zararın oluşumunda müterafik kusurunun bulunduğu yönünde herhangi bir delil olmadığından davacının zararından müterafik kusur indirimi yapılmamıştır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamı; '' Her ne kadar mahkemece davacının dava dışı işleteni ibra etmesi karşısında, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen davalı sigorta şirketi hakkında da dava açılamayacağından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, 21.04.2009 tarihli uzlaşma protokolüne göre davacı ... ile anne ve babasının sigortalı işletenden ve sürücüden 30.000 TL tahsil ettiği, aynı protokol ile davacının sigortalı işletenin zorunlu trafik sigortacısına dava açma hakkını saklı tuttuğu görülmektedir. Bu durumda davacının zararının tamamen giderildiği düşünülemez. Davacının zararı tamamen giderilerek kaza nedeniyle bir ibralaşma yapılmadığından ve yapılan anlaşma sigorta şirketinin işletene rücu olmadığı için sigorta şirketinin durumunu ağırlaştırmaması nedeniyle ancak ödeme miktarı kadar sigorta şirketini sorumluluktan kurtaracağından, zarar görenin bakiye zararını sigorta şirketinden talep edebileceği anlaşıldığından, mahkemece taraf delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.'' şeklindedir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2018/4696 E 2020/39 K sayılı ilamı; ''Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından; davacının ceza soruşturmasındaki 17.12.2015 tarihli uzlaşma protokolü ile dava dışı işleteni ibra ettiği ve işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen davalı ZMS sigortacısı yönünden haklarını saklı tutmadığı gerekçesiyle, usul ve yasaya uygun bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk derece mahkemesince verilen karara yönelik olarak davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine, HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi'nce esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi, HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre; usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.'' şeklindedir.

Her ne kadar soruşturma aşamasında uzlaşma sağlanmış ise de tarafların sigortacıya yönelik haklar saklı tutarak uzlaştıkları anlaşıldığından davalı vekilinin hukuki yarar yokluğu itirazı yerinde görülmemiştir.

Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşumunda davacının kusurunun bulunmadığı, kaza neticesinde davacının yaralandığı, davacının sürekli iş göremezlikten doğan zararının 56.338,72 TL, geçici iş göremezlikten doğan zararının ise 5.487,06 TL olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve 1-DAVANIN KABULÜ ile 5.487,06 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 56.338,72 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 61.825,78 TL tazminatın olay tarihi itibariyle geçerli ZMMS yaralanma teminat klozu limitiyle sınırlı olmak kaydıyla temerrüt tarihi olan 28/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verildiği anlaşılmıştır.

İSTİNAF NEDENLERİ:

Davalı sigorta şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özet olarak; davacı ile sigortalı araç sürücüsünün soruşturma dosyasında uzlaşmaya vardığını, yapılan uzlaşma sonucunda davacı tarafın tazminat davası açma hakkından feragat ettiğini, bu nedenle açılan davanın reddinin gerektiğini, ayrıca davacı tarafından maddi ve manevi tazminatların saklı tutulduğuna ilişkin de bir ibare olmadığını, uzlaşma sağlandıktan sonra uzlaşmaya konu haksız fiil sebebiyle maddi tazminat talebinde davacının bulunamayacağını, başvuran ile şüpheli sigortalı araç sürücüsünün arasında uzlaşma raporu ile uzlaşma sağlandığını, sigortalı araç sürücüsünün uzlaştırma raporu konusu edimi yerine getirmekle birlikte başvurana ait maluliyet dolasıyla başvuranın sürekli maluliyetine ilişkin zararı karşıladığını, söz konusu anlaşma tutanığında başvuran sigortalı araç sürücüsünü ibra ettiğini, uzlaşma nedeniyle davanın reddedilmesine ilişkin itirazlarında ısrar etmekle birlikte davacının maluliyetine konu araz meslekte kazanma gücü kayıp oranı esas alınarak maddi tazminat hesaplaması yapıldığını, davacının maluliyet tespitinin meslekte kazanma gücü kayıp oranına göre yapılmasının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, özürlülük ölçütü yönetmeliği esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, dava konusu kazada davacıların kendi can güvenliğini korumak için gerekli güvenlik tedbirlerini alıp almadığının tespit edilmesi gerektiğini, dosyada davacıların emniyet kemeri takıp takmadıklarına ilişkin bilgi bulunmadığını, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, somut olayda davacıların müterafik kusuru oranında tazminat miktarında indirim yapılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine, icranın tehirine, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dava; yaralanmalı trafik kazası sebebiyle geçici, sürekli iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat istemine ilişkindir.

06/02/2019 tarihinde çift taraflı trafik kazası gerçekleştiği, kazaya karışan araçlardan birinin sürücüsü olan davacının yaralandığı dosya kapsamıyla sabittir. Olaya ilişkin olarak açılan Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ..... sayılı soruşturma dosyasında, savcılık tarafından, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 253 üncü maddesi kapsamında, uzlaştırma faaliyetlerinde bulunulmuş, kazadaki yaralanma nedeniyle uzlaşma teklif formuna tarafların uzlaşmak istediklerini beyan ettikleri ve imzaladıkları anlaşılmaktadır. Söz konusu belgede CMK'nun 253. maddesi çerçevesinde davacıya uzlaşmayı kabul ya da reddetmenin hukuki sonuçları anlatılmış, teklif formunun (D) bendinin (a) alt bendinde; uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda mağdur ya da suçtan zarar görenin her türlü hukuki dava ve takip haklarının sona ermesi karşılığında şüpheli hakkındaki suç soruşturmasının son bulacağının belirtildiği, davacının uzlaştırma teklifini kabul etmek suretiyle formun altını imzaladığı, Cumhuriyet Baş Savcılığınca da şikayetçi olmama nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.

5271 sayılı CMK' nun 253/17. bendinde; "Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder. " CMK' nun 253/19. bendine göre ise "... Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi,9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır." hükmü yer almakta olup, anılan Kanun maddesinin 253/19. bendine göre uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Bu yasal düzenleme ışığında da uzlaşma raporunu düzenlenmekle davalının tazminat davası açma hakkı bulunmamaktadır. Uzlaşma raporu da ilam mahiyetinde olacağından aksinin aynı kuvvetteki belge ile ispatlanması gerekir. Tüm bu nedenlerle uzlaşma raporu ilam mahiyetinde olduğundan ve uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağından açılan davanın reddine karar verilmesi gerekir bu nedenle davalı vekilinin itirazı yerindedir.(YARGITAY17. Hukuk Dairesi 2016/13482 E 2019/3613 K)

Davalı vekilinin diğer itirazları davanın reddi gerektiğinden incelenmemiştir.

Bu nedenle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ilk derece mahkemesi kararın KALDIRILMASINA,

HMK.nın 353/1-b-2.maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,

1-Davacının davasının reddine

2-Alınması gereken 59,30 TL karar ve ilam harcının başta peşin ve ıslahla yatırılan toplam 179,20 TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

3-Arabuluculuk görüşmeleri nedeniyle mevcut suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,

5-Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden davalı vekili yararına yürürlükteki AAÜT 13/4 hükmü uyarınca belirlenen ve takdir edilen 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

6-Artan gider avansı olması halinde HMK m.333 uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

İstinaf Yargılaması Yönünden;

7-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, başvurma harcı dışında kalan, istinaf karar harçlarının talep halinde yatırana iadesine,

8-İstinaf eden davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 162,10 TL başvurma harcı giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

9-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

10-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK m.362 uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.01/09/2021