Tasarrufun İptali - Kredi Çekmek - İyiniyet


Yargıtay 17. Hukuk Dairesi
2018/5131
2020/3277
2020-06-09





Özet:

  • Somut olayda davalılar arasında yasanın (İİK. 278/III.2 MD) aradığı derecede akrabalık bulunmamaktadır. 
  • Ancak davalı ... borçlunun teyzesinin eşi olduğundan, borçlu ...’in mali durumunu ve borç ilişkisini bilebilecek şahıslardan olup aksi de kanıtlanamadığından iyi niyetli olduğundan da söz edilemeyeceğinden, davalı ... ile davalı borçlu ... arasında yapılan tasarruf İİK.nun 280/I. maddesi uyarınca iptali gerekmektedir. 
  • Davalı üçüncü kişinin araç için kredi çekmiş ve aracı kullanıyor olması ya da farklı şehirlerde oturuyor olması borçlunun mali durumunu bilmediğini ispat için yeterli değildir.
 
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu ... hakkında takip yaptıklarını, takibin semeresiz kalmış, borçlu alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı 20 VF 668 plakalı aracının 1/2 hissesini 02.10.2014 tarihinde teyzesinin eşi davalı ...’e sattığını belirterek, bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı borçlu savunma yapmamıştır.

Davalı ..., dava konusu aracı banka kredisi ile satın aldığını, satın aldığı tarihten itibaren aracı kendisinin kullandığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, davalı ... tarafından, borçlu-davalı ...'in 1/2 hissesi dışında aracın diğer 1/2 hissesinin de üçüncü şahıstan satın alınmış olması, borçlu ...'in Denizli'de yaşadığı, davalı ...'in ise İzmir'in Tire ilçesinde yaşadığı, satış tarihinden sonraki tüm akaryakıt alımının İzmir'in Tire ilçesinde ve yakınlarındaki bölgede yapılmış olduğu, akaryakıt ödemelerinin davalı ...'in kredi kartı ile yapıldığı (opet akaryakıt şirketinin dosyamıza gönderdiği yazı cevabından anlaşıldığı) ayrıca aracın satın alındığı tarihlere çok yakın tarihlerde davalı ... tarafından Halkbankasından kredi çekilerek aracın satın alındığını ve halen ödemelerinin ... tarafından yapıldığının anlaşıldığından bahisle, 20 VF 668 plakalı aracın borçlu ...'e ait 1/2 hissenin davalı ... tarafından alınmasına ilişkin tasarrufun muvazaalı olmadığı, gerçek bir satış olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İİK'nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.

Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279. maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.

İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır.

Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.

İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerekir.

Somut olayda, davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemiştir.

Dava koşulları yönünden dosya incelendiğinde, davacının alacağının Denizli 3.İcra Müdürlüğünün 2015/365 sayılı dosyasından takibe geçildiği, takibin 18.07.2014 tanzim tarihli senede dayandığı, borçlu hakkındaki takibin kesinleştiği, alacağın gerçek olduğu, 30.01.2015 tarihli haczin İİK’nun 105.maddesi kapsamına aciz belgesi niteliğinde olduğu, tasarrufun borcun doğumundan sonra 02.10.2014 tarihinde yapıldığı ve davanın İİK 284. maddesinde öngörülen 5 yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmaktadır.

İİK’nın 280/I fıkrasında malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebileceğinin düzenlenmiştir. Somut olayda davalılar arasında yasanın (İİK. 278/III.2 MD) aradığı derecede akrabalık bulunmamaktadır. Ancak davalı ... borçlunun teyzesinin eşi olduğundan, borçlu ...’in mali durumunu ve borç ilişkisini bilebilecek şahıslardan olup aksi de kanıtlanamadığından iyi niyetli olduğundan da söz edilemeyeceğinden, davalı ... ile davalı borçlu ... arasında yapılan tasarruf İİK.nun 280/I. maddesi uyarınca iptali gerekmektedir. Davalı üçüncü kişinin araç için kredi çekmiş ve aracı kullanıyor olması ya da farklı şehirlerde oturuyor olması borçlunun mali durumunu bilmediğini ispat için yeterli değildir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 09.06.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

kaynak: (www.corpus.com.tr)