Korkutma - Fesih Beyanı - Hak Düşümü Süresinin Tespiti


Yargıtay 1. Hukuk Dairesi
2016/10443
2019/5910
2019-11-19





Özet:

  • Hukuka aykırı ve esaslı korkutma sonucu yapılan sözleşme geçersizdir.
  • Bu sözleşme korkunun kalktığı tarihten itibaren bir yıl içinde karşı tarafa yöneltilecek bildirim ile feshedilmelidir. Bu bildirim şekle tabi değildir.
  • Bu noktada korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarih açık şekilde tespit edilmelidir.

 

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı ... vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 19.11.2019 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekilleri Avukat ..., Avukat ... ile temyiz edilen davacılar vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen davalı ... ve davalı ... Acer gelmedi, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, korkutma (ikrah - tehdit) hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacılar, 2003 yılında organize bir suç çetesinin kendilerini ölümle tehdit ederek çekişme konusu ... ada ... parsel sayılı taşınmazda yer alan 1 ve 3 nolu meskenlerin adlarına tescilini sağladıklarını, taşınmazı edinen davalı ...'ın devredenlerin taşınmazı hangi yolla edindiklerini bildiğini ve bu kişileri tanıdığını, iyiniyetli olmadığını belirterek tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.

Davalı ..., herhangi bir savunma getirmemiştir.

Davalı ..., taşınmazları bedeli karşılığında davalı ...'a sattığını, davalı ..., hak düşürücü sürenin geçtiğini, satışın gerçek olduğunu, iyiniyetli alıcı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, dava konusu taşınmazların devrinin davacıların korkutulması ve iradelerinin sakatlanması neticesinde gerçekleştiği, davalı ...’ın durumu bilen ya da bilmesi gereken kişi konumunda olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu ... ada ... parsel sayılı taşınmazdaki 20/120 arsa paylı 1 nolu mesken ile 70/120 arsa paylı 3 nolu mesken 1/4’er paylarla davacılar ..., ..., ... ve dava dışı ... adına kayıtlı iken 11.07.2003 tarihinde davalı ...’a; ...’ın 30.07.2003 tarihinde davalı ...’e; ...’in de 17.12.2003 tarihinde davalı ...’a satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(TBK) 37. (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun(BK) 29.) maddesine göre, bir kimse karşı tarafın veya üçüncü bir kişinin kendisi veya yakınlarının maddi veya manevi varlığına yönelik hukuka aykırı ve esaslı korkutması sonucu yaptığı sözleşme ile bağlı sayılamaz. TBK'nin 38. (BK'nin 30.) maddesinde belirtildiği gibi, korkutmadan(ikrah-tehdit) söz edilebilmesi için, korkutmanın sözleşmeyi yapan kimsenin veya yakınlarının kişilik haklarına veya mal varlıklarına yönelik olması, korkutmaya maruz kalanın sübjektif durumuna göre ağır ve derhal meydana gelebilecek nitelik taşıması, haksız(hukuka aykırı) sayılması, illiyet bağının bulunması yani sözleşmenin korkunun yarattığı etki sonucu yapılması zorunludur. Bu koşulların varlığı halinde iradesi sakatlanan taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili(makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir.

Hemen belirtmek gerekir ki, iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Korkunun kalktığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme karşı tarafa yöneltilecek tek taraflı sarih ve zımni bir irade açıklaması ile feshedilebileceği gibi def'i veya dava yoluyla da kullanılabilir(TBK'nın 39. md). Sözleşme iptal edilmekle yapıldığı andan itibaren ortadan kalkacağı için yerine getirilen edim, istihkak davası(tapulu taşınmazlarda iptal ve tescil davası), bunun mümkün olmadığı hallerde sebepsiz zenginleşme davası ile geri istenebilir.

Somut olayda; öncelikle hak düşürücü sürenin başlangıç tarihinin ve buna göre eldeki davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığının saptanması gerektiği açıktır.

Hal böyle olunca, ... 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 03.11.2008 tarih, 2004/327 E., 2008/288 K., sayılı dosyası da getirtilerek dava tarihine kadar korkutmanın etkisinin devam edip etmediğinin tespit edilmesi, korkutmanın etkisi devam etmiyor ise etkisinin ortadan kalktığı tarihin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturularak hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin saptanması, davanın süresinde açıldığı saptanır ise işin esasının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, değinilen yönleri içermeyen biçimde yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir.

Davalı ...'ın yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 2.037.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.11.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.