İhtiyati Haciz Verme Koşulları


İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
2019/1610
2019/1100
2019-09-11





Özet:

  • Uyuşmazlık; derdest davada ihtiyati haciz kararı verme koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
  • Dava itirazın iptali davası olup, davacı taraf cari hesap açıklamasıyla davalı aleyhine ilamsız icra takibi yapmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır.
  • İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için İİK 257/1. maddedeki şartlar oluşmalıdır.
  • Davacı defter ve belgeleri üzerinden yapılan inceleme sonucu alınan raporun tek başına İİK'nın 257/1.maddesindeki koşulların gerçekleştiğini ispatladığı öne sürülemez, zira HMK'nın 282.maddesine göre hakim bilirkişi raporunu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.
  • Sonuç olarak; İİK'nın 257.maddesinde yazılı ihtiyati haciz verme koşullarının oluştuğu yaklaşık olarak kanıtlanmış sayılamayacağından; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekir.

 

İNCELENEN KARARI VEREN

MAHKEME : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 31/05/2019 ( Ara Karar )

DOSYA NUMARASI : 2018/1111 Esas ( Derdest Dava Dosyası )

KARAR TARİHİ : 11/09/2019

İlk derece Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilim tarafından davalı aleyhine başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün... E. sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrine karşı davalı/ borçlunun (borca, işlemiş faize ve borcun ferilerine ) itiraz ettiğini, müvekkili firma tarafından davalı tarafa bilgisayar, bilgisayar aksesuarları ve bir takım teknolojik ürünler satıldığını, bu ürünlerin tamamının davalı tarafa teslim edildiğini ve müvekkili tarafından davalı tarafa satışı yapılan ürünlerin faturasının kesildiğini, davalı tarafın ürünleri teslim aldığını ve hiçbir itirazı olmaksızın faturaları kayıtlarına aldığını ve ticari defterlerine işlediğini, müvekkili tarafından kesilen faturaların bir kısmının ödendiğini ancak icra takibine konu edilen kısmının ödenmediğini, davalı tarafın icra takibine haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz ettiğini beyanla; Öncelikle borçlunun mal kaçırmasını engellemek amacı ile dosyaya ibraz edilen 20.11.2018 tarihli mutabakat mektubu da dikkate alınarak ihtiyati haciz kararı verilmesini; Fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasından başlatılan takibe davalının itirazının iptaline, takibin devamına, Takip konusu alacağın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Alacağın likit olduğu da nazara alınarak, borçlu aleyhine dava konusu miktarın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili yine 27/05/2019 havale tarihli beyan dilekçesi ile; dosyada alınan bilirkişi raporu ile müvekkilinin alacaklı olduğunun sabit olduğunu, davalı tarafın davalara iştirak dahi etmediğini, Davalı tarafın yaptığı itirazdaki amacın müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakmak ve müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek olduğunu, dava süresi içinde davalı tarafın bir takım hisse devirleri yaptığını ve yönetimi değiştirmiş olup davalı tarafın müvekkilinin alacağının alınmasını engellemek için şirketin içini boşaltmakta olduğunu, Duruşmanın bırakıldığı tarih de nazara alındığında müvekkilinin alacağının icra aşamasına gelmesi için yaklaşık 4 ay gibi bir zaman geçmesi gerektiğini, davalının bu süre içinde mal varlığını tasfiye etme ve kaçırma ihtimalinin yüksek olduğunu, bu nedenle mevcut bilirkişi raporu kapsamında müvekkilinin alacağını güvence altına almak için borçluların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etme zorunluluğu doğduğunu ( 11. HD. 2010/2093 E. 2010/2560 K., 11. HD. 2010/273 E. 2010/659 K. ve 11. HD. 2010/6069 E. 2010/5662 K. ) beyanla; Borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarına ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına borca yetecek tutarda öncelikle teminatsız dairemiz aksi kanaatte ise teminatlı olarak ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk derece Mahkemesi 31/05/2019 tarih ve 2018/1111 Esas sayılı ara kararı ile;

" Bilirkişi raporunun davalıya henüz tebliğ edilmediği, talebin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle talebin REDDİNE, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf dilekçesi ile;

Yerel Mahkemenin, bilirkişi raporunun henüz davalıya tebliğ edilmediği gerekçesi ile ihtiyati haciz taleplerini reddettiğini,

Davalı tarafın yaptığı itirazdaki amacın, müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakmak ve müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek olduğunu, dava süresi içinde davalı tarafın bir takım hisse devirleri yaptığını ve yönetimin değiştiğini davalı tarafın müvekkilinin alacağını almasını engellemek için şirketin içini boşaltmakta olduğunu, tüm bu sebepler ve ticari defterlere dayanarak yapılan bilirkişi incelemesi ile de sabit olan alacağını kavuşma ihtimali oldukça düşük iken yerel mahkemenin ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararının hukuken ve kendileri tarafından da kabulünün mümkün olmadığını, İhtiyati tedbir/ ihtiyati haciz kararının şartlarının HMK 390. maddesince iki tane olup; yaklaşık ispat ve ihtiyati tedbir sebebi ve türünün açıkça belirtilmesi olduğunu, davaya konu somut ihtilafta ihtiyati haciz kararı verilmesi için bu iki şart ve hatta bu iki şarttan çok daha fazlasının mevcut olduğunu, müvekkilin alacaklı olduğu ve davalının icra takibi ve duruşmalar aşamasındaki ataletinin yaklaşık ispattan çok daha fazlasını ispatlamakta iken yargılamayı gerektirmemekte olup evveliyetle borçlunun mal varlığına borca yeter miktarda ihtiyati haciz konulması gerektiğini, Öte yandan yerel mahkemece duruşmanın bırakıldığı tarih de nazara alındığında müvekkilinin alacağının icra aşamasına gelmesi için en az 4 ay gibi bir zaman geçmesinin gerektiğini, davalının bu süre içinde mal varlığını tasfiye etme ve kaçırma ihtimalinin yüksek olduğunu, bu nedenle mevcut bilirkişi raporu kapsamında müvekkilinin alacağını güvence altına almak için borçluların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini sağlamak amacıyla Yargıtay 11. HD. 2010/2093 E. 2010/2560 K., 11. HD. 2010/273 E. 2010/659 K. ve 11. HD. 2010/6069 E. 2010/5662 K. sayılı içtihatlarında da birçok benzer örneği olan somut uyuşmazlıkta müvekkilin telafisi güç veya imkansız zararlara uğramasının önüne geçilmesi için borçlu/ davalının malvarlığı üzerine alacak miktarını karşılayacak şekilde ihtiyati haciz konulmasının kaçınılmaz olduğunu beyanla; Her türlü talep ve dava açma hakları saklı kalmak kaydı ile; İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/1111 E. sayılı dosyası ile 31.05.2019 tarihli ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, ihtiyati haciz taleplerinin ve davanın müvekkil yönünden kabulüne karar verilmesini, aksi halde yerel mahkeme kararının bozulmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK’nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Uyuşmazlık; derdest davada ihtiyati haciz kararı verme koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.

Dava itirazın iptali davası olup, davacı taraf cari hesap açıklamasıyla davalı aleyhine ilamsız icra takibi yapmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır.

Dosyada bilirkişi incelemesi yapılarak 17/05/2019 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkeme bilirkişi raporunun davalıya tebliğ edilmediği ve talebin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebini reddetmiştir.

Bilirkişi davacının defter ve kayıtları üzerinden rapor tanzim etmiştir. Davalı davayı takip etmemektedir. Davacının dayandığı faturalarda davalı tarafın imzasının bulunmadığı anlaşılmaktadır, fakat dosyada bulunan davalının kaşe ve imzasını taşıyan 20/11/2018 tarihli mutabakat mektubu örneğinde davacı firmanın 76.908,58 TL alacaklı olduğu davalı firma tarafından kabul edilmiş görülmektedir. Bununla beraber icra takibine itiraz eden borçlunun itiraz sonrasında borçlu olduğunu kabul eder mutabakat belgesi vermesi hususunda imzanın davalıya ait olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılmamıştır, zira davalı davaya cevap vermemiş olup davacının iddialarını inkar etmiş konumdadır.

İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için İİK 257/1. maddedeki şartlar oluşmalıdır. Davacı defter ve belgeleri üzerinden yapılan inceleme sonucu alınan raporun tek başına İİK'nın 257/1.maddesindeki koşulların gerçekleştiğini ispatladığı öne sürülemez, zira HMK'nın 282.maddesine göre hakim bilirkişi raporunu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.

Sonuç olarak; İİK'nın 257.maddesinde yazılı ihtiyati haciz verme koşullarının oluştuğu yaklaşık olarak kanıtlanmış sayılamayacağından; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan 121,30 TL istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 44,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırıldığından; yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/09/2019 tarihinde HMK’nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

(www.corpus.com.tr)