Eser Sözleşmesi - Yazılı Delil


Yargıtay 15. Hukuk Dairesi
2019/1908
2020/656
2020-02-19





Özet:

  • Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. 
  • Davacı yanca, “sözlü” olarak taraflar arasında kurulmuş olduğu ileri sürülen sözleşme, Borçlar Kanunu'nun 355. maddesinde tanımlandığı üzere bir “eser” sözleşmesi niteliğindedir.
  • Davalı, yanlar arasında kurulduğu ileri sürülen akdî ilişkiyi inkâr etmiştir. 
  • Eser sözleşmesi yazılı şekle tabi değil ise de, HMK’nın 200. maddesi hükmü gereğince uyuşmazlık konusu dava değerine göre; yanlar arasında varlığı ileri sürülen eser sözleşmesinin yapılmış olduğunu davacı yüklenicinin, senetle (yazılı delillerle) kanıtlaması zorunludur. 
  • Somut olayda, eser sözleşmesinin varlığı davacı tarafından yazılı belge ile kanıtlanamadığı gibi, HMK 202. maddeye uygun delil başlangıcı mahiyetinde bir delil de sunulamamıştır. 
  • Davalının tanık dinlenmesine muvafakatı bulunmadığına göre, kanıtlanamayan akdî ilişki nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekir.
 
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

K A R A R -

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, yasal süresi içerisinde davalı vekilince temyiz edilmiştir. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Davacı yüklenici vekili; davacı ile davalı ile arasında Söke ilçesi Karakaya Köyünde bulunan ocaktaki Kuvarsit madeninin ocaktan çıkarılarak sevk edilmeye hazır stok haline getirilmesi ve maden ocağının yolunun yapılması için sözlü olarak anlaştıklarını, sözleşme gereği davalının üretilen kuvarsit madeni için ton başına 19,50 TL + KDV ödeme yapacağının kararlaştırıldığını, davacı tarafından yapılan anlaşmaya uyularak işlerin yapımına başlandığını, davacıya ödenmesi gereken bedelin ödenmediğini belirterek fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile 200.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafça verilen 19.02.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değeri 404.784,00 TL'ye yükseltilmiştir.Davalı iş sahibi vekili savunmasında; davacı ile davalının arasında bir sözleşme bulunmadığını, herhangi bir ödemenin de söz konusu olmadığını, davalı ile yüklenici şirket olan dava dışı ...Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti. ile 01.07.2008-01.07.2008 tarihleri arasını kapsayan bir sözleşme yapıldığını, dava dışı şirketçe müvekkil şirkete kesilen 20.08.2008 tarihli ve 48.793,00 TL bedelli fatura incelendiğinde, faturanın açıklamasının ... Ocağı, Ocak yolu yapım makine ve kamyon çalışması olduğunun anlaşılacağını, bedelin dava dışı şirkete ödendiğini, bu durumda davacının müvekkili şirkete herhangi bir şekilde ocak yolu yapımına ve kuvarsit minerali çıkarılmasına ilişkin hizmet vermesinin mümkün olmadığının sabit olduğunu, bu nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davanın kabulü ile 404.784,971 TL alacağın 200.000,00 TL'sinin dava tarihinden kalan 204.784,971 TL'nin ise ıslah tarihi olan 19.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Yanlar arasında yazılı sözleşme bulunmamaktadır. Davacı yanca, “sözlü” olarak taraflar arasında kurulmuş olduğu ileri sürülen sözleşme, Borçlar Kanunu'nun 355. maddesinde tanımlandığı üzere bir “eser” sözleşmesi niteliğindedir.Davalı, yanlar arasında kurulduğu ileri sürülen akdî ilişkiyi inkâr etmiştir. Eser sözleşmesi yazılı şekle tabi değil ise de, HMK’nın 200. maddesi hükmü gereğince uyuşmazlık konusu dava değerine göre; yanlar arasında varlığı ileri sürülen eser sözleşmesinin yapılmış olduğunu davacı yüklenicinin, senetle (yazılı delillerle) kanıtlaması zorunludur. Somut olayda, eser sözleşmesinin varlığı davacı tarafından yazılı belge ile kanıtlanamadığı gibi, HMK 202. maddeye uygun delil başlangıcı mahiyetinde bir delil de sunulamamıştır. Davalının tanık dinlenmesine muvafakatı bulunmadığına göre, kanıtlanamayan akdî ilişki nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2.540,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay'daki duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, ödenenden 5766 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 218,50 TL Yargıtay başvurma harcının mahsup edilerek, varsa fazla alınan temyiz harcının temyiz eden davalıya iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 19.02.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

kaynak:  (www.corpus.com.tr)