Dar Yetkili İcra Mahkemesince Alınan Bilirkişi Raporu Asliye Hukuk Mahkemesinde Geçerli Değildir


Yargıtay 19. Hukuk Dairesi
2015/14008
2015/14425
2015-11-10





Özet:

  • Dava konusu senetlerdeki imzanın davacıya ait olmadığı yönünde icra hukuk mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmişse de, icra mahkemesi dar yetkili mahkeme olup, burada yapılan bilirkişi incelemesi genel yetkili mahkemelerde kesin delil olarak kabul edilemez. 
  • Mahkemece, senetlerdeki imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda taraf delilleri toplanarak yeniden imza incelemesi yaptırılması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
 
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı banka vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

- K A R A R -

Davacı vekili, davalı banka tarafından müvekkili aleyhine Milas 1. İcra Müdürlüğü'nün 2008/3410 (yeni 2011/313) sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, senetlerdeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu hususta icra hukuk mahkemesine yaptıkları itiraz üzerine alınan ATK raporu ile imzanın müvekkiline ait olmadığının saptandığını, işbu dosyanın müvekkili tarafından takipsiz bırakılması nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiğini, davalı bankanın da takibi yenilediğini, oysa takibe konu senetlerle ilgili 3 yıllık sürede işlem yapılmadığından bonoların zamanaşımına uğradığını belirterek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, senetlerin iptaline ve davalı aleyhine %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı H..B..vekili, müvekkilinin kredi müşterisi olan diğer davalı Ö.. Ö.. tarafından takip konusu senetlerin ciro edilip müvekkiline verildiğini, senetler vadesinde ödenmediğinden de icra takibine konulduğunu, davacının sahte imzaya dair savcılığa herhangi bir müracaatta bulunmadığını, İcra Hukuk Mahkemesi' ndeki davasını da takip etmediğini, imzaya dair kesinleşmiş bir karar olmadığından müvekkilince icra takibinin yenilendiğini, bonoların zamanaşımına uğramadığını, müvekkilinin iyiniyetli 3. kişi olduğunu beyanla, davanın reddine ve davacı aleyhine %40 tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

Diğer davalı davaya cevap vermemiş, duruşmalara da katılmamıştır.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, menfi tespit davalarında ispat yükünün kural olarak davalıya(alacaklıya) düştüğü, ancak davacı tarafından açılmış ve akabinde takipsiz bırakılarak açılmamış sayılmasına karar verilen İcra Hukuk Mahkemesi dosyasında yapılan imza incelemesinde senetlerdeki imzanın davacının eli ürünü olmadığı ispat edildiğinden, usul ekonomisi gözetilerek yeniden imza incelemesine gerek duyulmadığı, senetlerin vade tarihi dikkate alındığında davacı banka tarafından yasal süre içinde icra takibi yapılması sebebi ile senetlerin zamanaşımına uğramadıklarının kabul edildiği gerekçeleriyle, davanın kabulü ile, davacının Milas 1.İcra Müdürlüğü'nün 2011/313 sayılı takip dosyasına dayanak bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespitine, davacı takip borçlusundan sadır olmayan ve borçlu olunmadığı anlaşılan senetleri haksız ve kötüniyetli olarak davalı bankaya ciro eden davalı Ö.. Ö.. yönünden davacının tazminat isteminin kabulüyle, takip konusu asıl alacak miktarı üzerinden %20 oranındaki tazminatın davalı Ö.. Ö..'den tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı bankanın ise kötüniyetinden bahsedilemeyeceğinden bu davalı açısından davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu senetlerdeki imzanın davacıya ait olmadığı yönünde icra hukuk mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmişse de, icra mahkemesi dar yetkili mahkeme olup, burada yapılan bilirkişi incelemesi genel yetkili mahkemelerde kesin delil olarak kabul edilemez. Mahkemece, senetlerdeki imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda taraf delilleri toplanarak yeniden imza incelemesi yaptırılması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı banka vekilinin öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

.

kaynak: (www.corpus.com.tr)