Asıl İşveren Alt İşveren İlişkisi - İşçilik Alacakları


Yargıtay 13. Hukuk Dairesi
2017/7530
2019/1322
2019-02-06





Özet:

  • Asıl işveren alt işveren (taşeron) arasında imzalanan hizmet alımı sözleşmesinde işçilik alacaklarından taşeronun sorumlu olduğuna dair bir hüküm bulunmadığından, işçilik alacaklarından taraflar yarı yarıya sorumludurlar.
  • Bu duruma göre son işveren olan taşeron kendi işverenlik süresine isabet eden; kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve diğer tüm ücret alacaklarının yarısından sorumludur.

 

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rucüen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılardan 1- ... Grup İnş.Gıda Mak. İlaçlama Bilg. Yem. Ürt. Hizm. Taah. Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığı, 2-... avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalılar ile yapılan hizmet alım sözleşmeleri kapsamında davalıların alt işveren olarak çalıştırdığı dava dışı işçinin işçilik alacakları için açtığı alacak davası sonucunda kesinleşmiş mahkeme ilamına istinaden icra dosyasına 25.465,05 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, aralarındaki hizmet sözleşmesi ile eki belgelere göre çalışacak işçilerin İş Kanunu ve ilgili mevzuata göre bütün sosyal hakları ile tüm sorumluluğun yüklenici firmalara ait olduğunu ileri sürerek; ödenen 25.465,05 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... Organizasyon Turizm Sağlık Reklam İnş. Yemek Üretim Bilg. Tem. Gıda ilaçlama Taah. Tic. Ltd. Şti. Ve ... Grup İnş. Gıda Mak. İlaçlama Bilg. Yem. Ürt. Hizm. Taah. Tic. Ltd. Şti. davanın reddini dilemiş, diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar ... Organizasyon Turizm Sağlık Reklam İnş. Yemek Üretim Bilg. Tem. Gıda ilaçlama Taah. Tic. Ltd. Şti. Ve ... Grup İnş. Gıda Mak. İlaçlama Bilg. Yem. Ürt. Hizm. Taah. Tic. Ltd. Şti. tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Dava, asıl işveren davacının, davalı şirketler tarafından çalıştırılan işçinin açmış olduğu dava sonrasında ödemek zorunda kaldığı miktarın rücuen tahsili istemine ilişkindir.

4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.

Dava konusu olayda da davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.

Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi karalaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir.

İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.

Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; davacı bakanlık ile davalı şirketler arasındaki sözleşmelerin 23. maddesinde sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukların ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ile genel şartnamenin altıncı bölümünde düzenlendiği belirtilerek sözleşmenin eki genel şartnameye atıf yapılmış olup, sözleşmelerin eki genel şartnamelerde ise bu yönde bir düzenlemeye yer verilmediği tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri ve eklerinde davalı yüklenici şirketlerin dava dışı işçinin işçilik alacaklarından sorumlu olduğuna dair hüküm bulunmadığı anlaşılmakla, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda davalı yüklenicilerin kendi sorumlu olduğu döneme ilişkin işçilik alacaklarının yarısından asıl işveren konumundaki davacının, diğer yarısından davalı yüklenicilerin sorumlu olduğunun kabulü gerekir.

O halde, mahkemece, son işveren olan davalının kıdem, yıllık izin ücreti, hafta tatili, fazla mesai, genel tatil ücretlerine işçilik alacaklarından kendi dönemine isabet eden miktarların yarısından asıl işveren konumundaki davacının, diğer yarısından davalı yüklenicilerin sorumlu olduğu kabul edilerek, gerekli görülürse konusunda uzman bilirkişiden bu doğrultuda, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar göz ardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ:

Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalılar ... Organizasyon Turizm Sağlık Reklam İnş. Yemek Üretim Bilg. Tem. Gıda ilaçlama Taah. Tic. Ltd. Şti. Ve ... Grup İnş. Gıda Mak. İlaçlama Bilg. Yem. Ürt. Hizm. Taah. Tic. Ltd. Şti. yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.