Alan Adı - Ünvan Tesciline Uzun Süre Ses Çıkarmama


İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
2020/499
2020/1121
2020-06-24





Özet:

  • Dava, marka hükümsüzlüğü ve markanın sicilden terkini; ticaret unvanıyla alan adına yönelik tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, unvan terkini ve alan adının iptali istemine ilişkindir. 
  • Uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma kararı, taraf vekillerinin beyanları ve dosya kapsamında bulunan tüm delillere göre; davalı şirketin ticaret unvanını 21/01/2010 tarihinde tescil ettirdiği ve ticari faaliyetine başladığı, davalının tanıtım ve satış yaptığı ticaret unvanının çekirdek unsuru "..." ibaresini içeren, www...com internet adresini 01/04/2011 tarihinde tescil ettirdiği, ticaret ünvanının tescil tarihlerinden itibaren 30/11/2015 dava tarihine kadar 5 yıldan fazla bir süre geçtiği, davacının unvan tesciline uzun süre sessiz kaldığı, davalının ticaret unvanı ve alan adı tescilinde kötüniyetli olduğunun da davacı tarafça ispatlanamadığı, davalının bir ticari tanıtma vasıtası olan unvan tesciline sessiz kalmakla artık bu ibarenin alan adı olarak tescil edilmesine de katlanmak durumunda olduğu göz önüne alınarak, tescilli ticaret unvanından kaynaklanan hakkını kullanarak alan adı tescil ettiren davalının, davacı markasına tecavüz ettiği ve haksız rekabette bulunduğundan bahsedilemez.
 
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 22/09/2016

NUMARASI: 2015/248 E. - 2016/154 K.

DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini

KARAR TARİHİ: 24/06/2020

Dairemizin 14.09.2018 gün ve 2017/658 E. - 2018/1809 Karar sayılı kararı, Yargıtay 11.HD'nin 13.11.2019 gün ve 2018/5296 E. - 2019/7184 K. Sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, duruşmalı yapılan inceleme sonucu;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde, "müvekkilinin yaklaşık 200 markası ve binlerce tasarımı bulunduğunu, ... markasının dünya çapında tanınmış marka olduğunu, TP nezdinde ... no'lu tanınmışlık siciline de sahip olduğunu, davalının ... no'lu ... ibareli marka tescili yaptırdığını, oysa müvekkilinin tanınmış markası nedeniyle davalı markasının hiçbir sınıfta tescil edilmemesi gerektiğini, buna rağmen davalı tescilinin 11. sınıfı da kapsadığı, davalı markasındaki "..." ibaresinin hiçbir ayırd ediciliğini bulunmadığı, ... ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanı olduğunu ve bunun da yüksek tanınmışlığa sahip olduğunu, davalı tescilinin haksız yararlanmaya ve ayırd ediciliğe, itibara zarar vermeye yol açacağını, mal ve hizmetlerin dahi aynı olduğunun, ... ibaresinin davalı şirket yöneticisinin soyadı olmasının, kendisine bir hak bahşetmeyeceğini, davalının ticaret unvan tescilinin de kötüniyetli ve bilinçli olduğunu, bu unvanın müvekkilinin haklarına ve itibarına zarar verdiğini," iddia ile davalı adına tescilli ... no'lu ...+şekil markanın sicil kaydına tedbir konularak, dava sonunda hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini, davalının ticaret unvanında ve www...com sitesinde ... ibaresini kullanmasının haksız rekabet ve ticaret unvanına tecavüz oluşturduğunun tespitini, ... kelimesinin unvandan terkinini, site kullanımının yasaklanmasını, kararın gazetede ilanını talep ve dava etmiştir. Davalı şirket yetkilisi cevap dilekçesinde, "davacının iddialarının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, üretim kollarının ve müşteri portföyünün tamamen farklı olduğunu, kendilerinin ürünlerinin tamamen sanayiye yönelik olduğunu ve sanayiye yakın yerlerde satıldığını, endüstriyel mutfak denince kendilerinin piyasada en bilinen 3 firmadan biri olduğunun, iltibasın söz konusu olmadığının, bilirkişi incelemesi ile anlaşılacağını," savunarak tedbirin kaldırılması ve davanın reddini istemiştir.

MAHKEME KARARI; İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 22.09.2016 tarih, 2015/248 esas, 2016/154 karar sayılı ilamı ile; "davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli ... no'lu ...+şekil markasının hükümsüzlüğüne sicilden terkinine, sair tüm taleplerin reddine " karar verilmiştir.

İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı vekili istinaf dilekçesinde, "sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olmadığını, gerekçeli kararda bu konuda somut bir değerlendirme yapılmayıp, genel-geçer değerlendirme yapıldığını, durumu öğrenir öğrenmez dava açtıklarını, zaten davalının faaliyete başlama tarihinin 2010 olduğunu, bu konudaki itirazlarının dikkate alınmadığını, ek rapor dahi alınmadığını, internette ve ticaret unvanındaki kullanımların da çok önemli olduğunu," iddia ile tüm talepleri yönünden davanın kabulünü istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, "davacının faaliyet alanının ağırlıklı olarak ev tekstili ve züccaciye, müvekkilinin faaliyet alanının ise endüstriyel mutfak olduğunu, davacının markayı aynı alanda fiilen kullanmadığını ve üretim yapmadığını, müvekkilinin marka tesciline davacının itiraz etmediğini ve tescilden itibaren 5 yıldan fazla sessiz kaldığını, müvekkili şirketin ortaklarının aile soyadının ... olduğunu ve soyadlarını marka olarak tescil ettirdiklerini, iyiniyetli olduklarını," savunarak, kararın, "kısmen kabul" kısmının bozulmasını istemiştir.

DAİREMİZ KARARI: Dairemizin 14/09/2018 tarihli 2017/658 Esas-2018/1809 Karar sayılı kararıyla; " Davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, İstanbul 2.FSHHM'nin 22.09.2016 tarih ve 2015/248 E., 2016/154 K. sayılı istinaf konusu kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, -Davanın kısmen kabulü ile, -Davalının TPE nezdinde tescilli ... sayılı "... + şekil + ... Gıda San ve Tic. Ltd. Şti." ibareli markanın hükümsüzlüğüne, TPE sicilinden terkinine, -Davalının ... ibaresinin internet alan adında ve internet sitesinde kullanımının haksız rekabet ve ticaret ünvanına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin önlenmesine, davalının ... ibaresini internet alan adında ve site içeriğinde markasal biçimde kullanmasının yasaklanmasına, - Karar kesinleştiğinde karar özetinin, Türkiye çapında yayın yapan ve tirajı en yüksek 5 gazeteden birinde 1 kez ilanına, -Ticaret ünvanından ... ibaresinin terkini talebinin reddine, - Davalı tarafın yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine," karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından Dairemizin kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.

YARGITAY BOZMA KARARI; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/11/2019 tarihli 2018/5296 Esas-2019/7184 Karar sayılı kararında; "Dava, marka hükümsüzlüğü ve markanın sicilden terkini; ticaret unvanıyla alan adına yönelik tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, unvan terkini ve alan adının iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davalı şirketin 21/01/2010 tarihinde unvanını tescil ile ticari faaliyete başladığı, tanıtım ve satış yapılan www...com adresinin 01/04/2011 tarihinde, markasının ...’te tescil edildiği ve davanın 30/11/2015 tarihinde açıldığı görülmektedir. Bölge Adliye Mahkemesince, dava tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı KHK’nın 9. maddesi kapsamında her ne kadar markanın hükümsüzlüğüne karar verilmişse de davalının tescilli markasını kullanması kötüniyetli olduğunun kanıtlanamaması karşısında marka hakkına tecavüz oluştuğunun kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. " denilerek Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. Dairemizce taraf vekillerine Yargıtay bozma ilamı tebliğ edilerek beyanları alınmış, usul ve yasaya uygun görülen bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.

GEREKÇE; Uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma kararı, taraf vekillerinin beyanları ve dosya kapsamında bulunan tüm delillere göre; davalı şirketin ticaret unvanını 21/01/2010 tarihinde tescil ettirdiği ve ticari faaliyetine başladığı, davalının tanıtım ve satış yaptığı ticaret unvanının çekirdek unsuru "..." ibaresini içeren, www...com internet adresini 01/04/2011 tarihinde tescil ettirdiği, ticaret ünvanının tescil tarihlerinden itibaren 30/11/2015 dava tarihine kadar 5 yıldan fazla bir süre geçtiği, davacının unvan tesciline uzun süre sessiz kaldığı, davalının ticaret unvanı ve alan adı tescilinde kötüniyetli olduğunun da davacı tarafça ispatlanamadığı, davalının bir ticari tanıtma vasıtası olan unvan tesciline sessiz kalmakla artık bu ibarenin alan adı olarak tescil edilmesine de katlanmak durumunda olduğu göz önüne alınarak, tescilli ticaret unvanından kaynaklanan hakkını kullanarak alan adı tescil ettiren davalının, davacı markasına tecavüz ettiği ve haksız rekabette bulunduğundan bahsedilemeyeceğinden, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddine, duruşmalı inceleme yapılmakla, mahkeme kararının HMK 353/1-b-3 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-Davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 3-Duruşmalı inceleme yapılmakla, İstanbul 2.FSHHM'nin 22.09.2016 tarih ve 2015/248 E., 2016/154 K. sayılı istinaf konusu kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 4-Davanın kısmen kabulü ile, a)Davalının TPE nezdinde tescilli ... sayılı " ... + şekil + ... Gıda San ve Tic. Ltd. Şti." ibareli markanın hükümsüzlüğüne, TPE sicilinden terkinine, Karar kesinleştiğinde TPMK'na bildirilmesine, b)Davalının ticaret unvanına ve alan adına yönelik tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesi talebinin REDDİNE, c) Hükmün ilanı talebinin reddine, d) Ticaret unvanından ... ibaresinin terkini talebinin reddine, 5- İlk derece yargılaması yönünden, a) Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 54,40 TL karar harcından peşin alınan 27,70 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 26,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, b) Karar tarihinde yürürlükte bulunan Asgari Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen talepler yönünden hesap olunan 2.600,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine, c) Karar tarihinde yürürlükte bulunan Asgari Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen talep yönünden hesap olunan 2.600,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine, d) Davacı tarafından yapılan 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 186,00 TL posta ücreti, 55,40 TL peşin + başvuru harcı olmak üzere toplam 1.741,40 TL yargılama giderinin talebin kısmen kabul, kısmen red olması nedeniyle, (1/2) oranında 879,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6- İstinaf yargılaması yönünden, a)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 54,40 TL karar harcından peşin yatırılan 31,40 TL maktu istinaf harcının mahsubu ile bakiye 13,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, b)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 54,40 TL karar harcından peşin yatırılan 31,40 TL maktu istinaf harcının mahsubu ile bakiye 13,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, c)İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından AAÜT gereğince, kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine 1.700,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ç)İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından AAÜT gereğince, kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine 1.700,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, d)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan 500,00 TL bilirkişi ücreti ile 97,00 TL (posta-teb-müz) masrafı olmak üzere toplam 597,00 TL'nin 1/2 oranında 298,50 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, e)Davalı avansından kullanıldığı anlaşılan 185,40 TL (posta-teb-müz) masrafının 1/2 oranında 92,70 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan bakiyenin davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 24/06/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

kaynak:(www.corpus.com.tr)