Toplu İş Sözleşmesi - Yevmiye Ücreti - Düşük Ücret


Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
2016/19189
2020/6818
2020-07-01





Özet:

  • Davacı işçi, iş sözleşmesi ile belirlenen temel ücretinin Toplu İş Sözleşmesi ile düşürüldüğünü, sonrasında Toplu İş Sözleşmesi ile belirlenen ücret artışlarının düşük ücretle yapıldığını, bu durum nedeniyle iş akdini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret farkı, kasa tazminatı ve yıllık izin alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
  • Bireysel iş sözleşmesi ile Toplu İş Sözleşmesi hükümleri arasında ücretin miktarı yönünden herhangi bir çatışma bulunmadığından, davacının işe girdiği ve sendikaya üye olduğu tarihlerde yürürlükte olan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nun 6/2. maddesine göre, hizmet akitlerinde yer alan işçi lehine hükümlerin uygulanacağı yönündeki kuralın da uygulama imkanı bulunmamaktadır.
  • Açıklanan nedenlerle, davacı işçinin sendikaya üyeliğinin ardından uygulanmaya başlayan Toplu İş Sözleşmesi hükümleri ile iş sözleşmesinin ücrete dair kuralları arasında tam bir uyum bulunduğu ve davacı işçinin temel ücretinde eksilme olmadığı, buna bağlı olarak da iş akdinin feshinde haklı nedeni bulunmadığı anlaşıldığından fark ücret ile kıdem tazminatı isteklerinin reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır ve bozmayı gerektirmiştir.

 

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, davacının 23/12/2004 tarihinden beri ölçme ve veri müdürlüğü bünyesinde kaçak servisinde işçi olarak çalıştığını, aylık ücretinin 2.000 TL olduğunu, Toplu İş Sözleşmesi hükümleri gereği yevmiye ücretinin düşürüldüğünü, ücretinin eksik olarak hesaplanıp ödendiğini, kasa tazminatının hiç ödenmediğini yada eksik ödendiğini, yıllık ücretli izinlerinin tamamının kullandırılmadığını, ücretinin eksik ödenmesi nedeniyle iş akdini haklı nedenle noter kanalıyla feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile yıllık izin ücret alacağı,fark ücret alacağı ve kasa tazminatı alacakları istemiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili,zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, davacı sendikaya üye olduktan sonra ücretinde bir düşüş olmadığını, Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine göre haklarının tam ve eksiksiz olarak verildiğini, davacının yevmiyesini hiçbir itirazi kayıt düşmeden imzaladığını, davacının Orman İşletmede kamu görevlisi olarak çalışmaya başladığını, iş akdini kendisinin feshettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının ücretlerinin eksik ödenmesi nedeniyle iş akdini feshettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

Davacı işçi, iş sözleşmesi ile belirlenen temel ücretinin Toplu İş Sözleşmesi ile düşürüldüğünü, sonrasında Toplu İş Sözleşmesi ile belirlenen ücret artışlarının düşük ücretle yapıldığını, bu durum nedeniyle iş akdini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret farkı, kasa tazminatı ve yıllık izin alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı işveren, Toplu İş Sözleşmesi ile kararlaştırılan tüm ücret ve sosyal yardımlarının ödendiğini savunmuştur.

Mahkemece, işveren tarafından Toplu İş Sözleşmelerinin uygulanması neticesinde iş sözleşmesinde kararlaştırılan ücretin davacının sendikaya üyeliği ve TİS'ten yaralanmaya başlaması üzerine düşürülmesinin 2822 sayılı TİSGLK'nın 6. maddesi uyarınca işçi lehine şart ilkesinin ihlali niteliğinde olduğu gerekçesiyle ücret farkı isteği ile ücretinin eksik ödenmesi nedeniyle davacının iş akdini haklı nedenle feshettiği kanaatiyle kıdem tazminatı isteğinin kabulüne karar verilmiştir.

Davacı işçi 23.12.2004 tarihinde işe başlamış olup, taraflar arasında imzalanan bireysel iş sözleşmesinin 6. maddesinde yevmiye 29,20 TL olarak belirlenmiş, 7. maddede ise fazla çalışmaların ücrete dahil olduğu açıklanmıştır. İş sözleşmesinin 8. maddesinde ise işçinin sendikaya üye olması durumunda işyerinde uygulanan Toplu İş Sözleşmesindeki şartlar dahilinde hak ve menfaatlerden yararlanacağı belirtilmiştir.

İş ilişkisinin kurulduğu tarihte işyerinde 21.10.2003 tarihinde imzalanmış olan 01.03.2003-28.02.2005 tarihleri arasında yürürlükte kalan Toplu İş Sözleşmesi uygulanmaktadır. Toplu İş Sözleşmesinde davacının konumunda çalışanlar için yevmiye 25,42 TL olarak belirlenmiştir.

Davacı işçi işe girdiği tarihten itibaren yaklaşık bir ay sonra sendika üyesi olmuş ve yevmiyesi 25,42 TL olarak uygulanmaya başlanmış, bu arada Toplu İş Sözleşmesi ile getirilen diğer mali ve sosyal haklardan yararlanmıştır.

Bireysel iş sözleşmesinin 8. maddesinde taraflarca, işçinin ilerde sendikaya üye olması halinde temel ücretin Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine göre belirleneceği açıkça kararlaştırılmıştır. Davacı işçinin iş sözleşmesini imzaladığı tarihte işyerinde 2003-2005 tarihleri arasında yürürlükte olan Toplu İş Sözleşmesinde ücret rakamı 25,42 TL olarak belirlenmiştir. Bu durumda davacı işçi bireysel iş sözleşmesini imzaladığı sırada, ileride sendika üyesi olması durumunda yevmiyesinin ne kadar olması gerektiği bilmektedir ve buna göre üye olması halinde uygulanacak yevmiye de Toplu İş Sözleşmesi hükümleri ile aynı doğrultuda belirlenmiştir. Başka bir anlatımla taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde, işe giriş yevmiyesi 29,20 TL olarak belirlenmiş olsa da, yevmiyenin işçinin sendikaya üye olması durumunda 25,42 TL olacağı öngörülmüş durumdadır.

İş sözleşmesinin 8. maddesi hukuken geçerli olup değişiklik yapma yönünde saklı kayıt anlamındadır ve işçinin sendikaya üye olması ile taraflar arasında ücretten indirimi öngören bir sözleşme hükmü olarak sonuç doğurur. Bu durumda çalışma koşullarında işçi aleyhine değişiklik yapıldığı ve İş Kanunu'nun 22. maddesine aykırılık oluştuğundan söz edilemez.

Bireysel iş sözleşmesi ile Toplu İş Sözleşmesi hükümleri arasında ücretin miktarı yönünden herhangi bir çatışma bulunmadığından, davacının işe girdiği ve sendikaya üye olduğu tarihlerde yürürlükte olan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nun 6/2. maddesine göre, hizmet akitlerinde yer alan işçi lehine hükümlerin uygulanacağı yönündeki kuralın da uygulama imkanı bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davacı işçinin sendikaya üyeliğinin ardından uygulanmaya başlayan Toplu İş Sözleşmesi hükümleri ile iş sözleşmesinin ücrete dair kuralları arasında tam bir uyum bulunduğu ve davacı işçinin temel ücretinde eksilme olmadığı, buna bağlı olarak da iş akdinin feshinde haklı nedeni bulunmadığı anlaşıldığından fark ücret ile kıdem tazminatı isteklerinin reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır ve bozmayı gerektirmiştir.

F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.07.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Not: (www.corpus.com.tr)