Bu kararı Favorilerinize Eklemek veya Kopyalayabilmek için giriş yapın veya üye olun
Davacı şirket, davalı otomobil üreticisi grup ile aralarındaki 1985 tarihli tek satıcılık sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek, Türk Ticaret Kanunu'nun 122. maddesi kapsamında denkleştirme tazminatı ve diğer alacaklarının tahsili talebiyle dava açmıştır. Davalı taraf ise sözleşmede uyuşmazlıkların Londra'da tahkim yoluyla çözüleceğine dair bir madde bulunduğunu belirterek tahkim ilk itirazında bulunmuştur. İlk derece mahkemesi tahkim şartını geçerli bularak davayı usulden reddetmiş, ancak Yargıtay Özel Dairesi bu şartın İngiliz hukukuna göre incelenmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
Mahkemenin bozma kararına direnmesi üzerine uyuşmazlık Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na taşınmıştır. Hukuk Genel Kurulu, bir sözleşmede tahkim şartının varlığından söz edilebilmesi için tarafların tahkim iradelerinin hiçbir tereddüde yer vermeyecek kadar açık, kesin ve belirli olması gerektiğini vurgulamıştır. Kurul, sözleşmede uyuşmazlıkların çözümünde yabancı bir hukuk seçilmiş olsa dahi, "tahkim iradesinin mevcudiyetinin" öncelikle hâkimin hukuku (lex fori) olan Türk hukukuna göre değerlendirilmesi gerektiği tespitinde bulunmuştur.
Yapılan inceleme sonucunda, sözleşmenin bir maddesinde tahkim yolu öngörülürken, bir başka maddesinde İngiliz mahkemelerinin "gayri münhasır" (münhasır olmayan) yetkisinin kabul edildiği görülmüştür. Kurul, taraflara devlet yargısı ile tahkim arasında seçim hakkı tanıyan veya mahkemelerin yetkisini de saklı tutan bu tür düzenlemelerin, kesin bir tahkim iradesi yansıtmadığına hükmetmiştir. Bu belirsizlik nedeniyle tahkim şartının Türk hukukuna göre geçerli sayılamayacağı ve davanın Türk mahkemelerinde görülmesi gerektiği belirtilerek direnme kararı bozulmuştur.
Taraflar arasındaki tazminat ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile ... Limited arasında imzalanan 25.06.1985 tarihli tek satıcılık sözleşmesi ile müvekkilinin ... markalı araçların Türkiye bölgesinde satışı hususunda münhasır yetkili kılındığını, 25.02.2013 tarihli sözleşme ile davalı ...’in ... Limited’in 25.06.1985 tarihli sözleşme ile üstlendiği borçları devraldığını, ... grubunun 21.08.2012 tarihli fesih bildirimi ile tek satıcılık sözleşmesini 20.08.2014 tarihi itibariyle şeklen sona erdirmişse de müvekkiliyle 2014-2015 yıllarına ilişkin projeksiyonları paylaşıp markanın Türkiye’deki geleceği hakkında görüş alışverişinde bulunmak gibi eylemleriyle müvekkiliyle çalışmaya devam edeceği yönünde güven oluşturduğunu ve müvekkilinin bu nedenle yatırım yapmaya devam ettiğini, ancak tek satıcılık yetkisini dava dışı şirkete verdiğini, sulh görüşmelerinde müvekkilinin haklı talepleri kabul edilmediği gibi International Council For Commercial Arbitration (ICCA) nezdinde bir tahkim davası açılıp Türk Mahkemelerinde de iki ayrı tedbir talep edildiğini, taraflar arasında tahkim sözleşmesi yapma iradelerinin olmadığını, sözleşmenin sadece İngilizce yapıldığını, tahkim şartının tahkim iradesinin açık ve kesin ortaya konulmamış olması nedeniyle geçersiz olduğunu, zira tahkim şartının hemen akabindeki maddede İngiliz mahkemelerinin yetkisi tanındığından tahkim şartının açık ve tereddütsüz olmadığını ve geçerli kabul edilemeyeceğini, tahkim itirazında amacın müvekkilini denkleştirme tazminatı hakkından mahrum bırakmak olduğunu, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 6. maddesi gereğince de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK)’nın 122. maddesinin uygulanmaması sonucunu doğuracak tahkim şartının geçersiz olacağını, müvekkilinin denkleştirme tazminatına hak kazandığını ileri sürerek şimdilik; TTK’nın 122. maddesi uyarınca 100.000,00 TL’nin tahsiline, müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı ve hâlen yükümlülük tehlikesi altında bulunduğu tazminatlar sebebiyle rücuen ödenmesi gereken tazminat miktarının tespiti ile 100.000,00 TL’sinin tahsiline, yedek parça stokunun davalı yanca geri alınması gerektiğinin tespiti ile 23.314,00 İngiliz Sterlininin tahsiline, anılan meblağlara davalıya gönderilen 01.10.2014 ihtarname tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 2/2 ve 4/A maddeleri gereğince temerrüt faizi işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; taraflar arasında imzalanan 25.06.1985 tarihli sözleşmede dostane çözülemeyen her türlü ihtilafın Milletlerarası Ticaret Odası kurallarına uygun olarak tayin edilen bir ya da birkaç hakem tarafından çözümleneceğinin düzenlendiğini ve tahkim yeri olarak Londra’nın seçildiğini, müvekkilinin Uluslararası Ticaret Odası Tahkim Divanına yaptığı başvurunun davacının tahkimin yetkili olmadığı itirazına rağmen kabul edildiğini ve kararın kesinleştiğini, mahkemenin ancak ilk bakışta tahkimin geçerli olup olmadığını inceleyebileceğini daha kapsamlı bir incelemeye girişilemeyeceğini, zira yetkisini sorgulama hakkının “kompetanz-kompetanz” ilkesi uyarınca hakemlere ait olduğunu, İngiliz hukukunun kabulünün çelişki olmadığını zira tahkim yeri hukukunun uygulanması gerektiğini, denkleştirme tazminatının sözleşme tarihinde Türk hukukunda yer almadığını daha sonra Özel Dairenin içtihatlarıyla geliştiğini dolayısıyla tahkim sözleşmesinin uygulanmasını engellemeyeceğini, Özel Dairenin denkleştirme istenen ve tahkim şartı olan sözleşmelerin tahkimde görülmesi gerektiğine dair kararlarının da olduğunu, kaldı ki davacının denkleştirme talebine hak kazanamadığını, huzurdaki davanın süresinde açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.11.2020 tarihli ve 2019/706 Esas, 2020/670 Karar sayılı kararı ile; tarafların 25.06.1985 tarihli sözleşme ile aralarındaki uyuşmazlığın çözümü için tahkime başvuruyu yazılı olarak açık ve net bir şekilde kararlaştırdıkları, geçerli bir tahkim şartının bulunduğu, davacı ile davalının aralarında çözümlenen tahkim ile ilgili sonuca göre İngiliz Mahkemelerinin gayri münhasır yetkilerini kabul ettikleri, bu hususun alternatif değil tahkim sonucuna göre başvurulabilecek bir kanuni yol olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 10.06.2021 tarihli ve 2021/899 Esas, 2021/884 Karar sayılı kararı ile; tahkim şartının ilk itiraz olarak usulüne uygun şekilde ileri sürüldüğü, davaya konu uyuşmazlığın sözleşmeye göre açık ve net bir şekilde tahkim koşuluna bağıtlandığı, tarafların İngiliz Mahkemelerinin gayri münhasır yetkilerini kabul ederler düzenlemesinden tahkime ilişkin usul hükümlerinde İngiliz Mahkemelerinin yetkili olduğunun anlaşılması gerektiği, 25.02.2013 tarihli sözleşmeyle ... ... Exports Limited’in ilk sözleşmeden doğan tüm hak, borç ve yükümlülüklerini olduğu gibi davalıya devredildiği, dolayısıyla 25.06.1985 tarihli sözleşmedeki tahkim şartının da geçerli olup davacı vekilinin tahkim şartının geçerli olmadığına yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 4686 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre tahkim anlaşması, tarafların tahkim anlaşmasına uygulanmak üzere seçtiği hukuka veya böyle bir hukuk seçimi yoksa Türk hukukuna uygun olduğu takdirde geçerlidir.
3 .Bir davanın hakemde görüleceğine dair hakem sözleşmesinin ya da bir sözleşmeye eklenen tahkim şartının geçerli olabilmesi için ortaya konan tahkim iradesinin hiçbir tereddüde yer vermeyecek kesinlikte açık olması gerekmektedir. Buna göre geçerli bir tahkim şartının varlığından söz edebilmek için taraflarca imzalanmış yazılı bir anlaşma, karşılıklı mektup teatisi ya da telgraf ile üzerinde mutabakata varılmış ve bu şekilde ortaya çıkmış kesin ve açık bir tahkim iradesi bulunmalıdır. Aksi taktirde tahkim sözleşmesinin geçerliliğinden söz edilemeyecektir.
4. 25.06.1985 tarihli sözleşmeni K(i) maddesinde ... ve Distribütörün işbu anlaşma ile ilgili olarak aralarındaki her türlü anlaşmazlığı görüşme yoluyla ya da başka bir şekilde dostane biçimde çözmek üzere daima çaba gösterecekleri kararlaştırıldıktan sonra K (ii) maddesi "Bu şekilde çözümlenemeyen her türlü ihtilaf, bu kapsamda İngiltere Uluslararası Ticaret Odası Ulusal Komitesi olan Başkanın kurallarına uygun olarak tayin edilen bir ya da birkaç hakem tarafından Uluslararası Ticaret Odası kuralları kapsamında kesin olarak çözümlenecektir. Tahkim Londra'da yapılacaktır" şeklinde düzenlenmiş, L (i) maddesinde işbu anlaşmanın, tüm hususta İngiliz Hukukuna tabi olacağı ve bu hukuka uygun olarak tefsir edileceği belirtildikten sonra L (ii) maddesinde ... ve Distribütörün İngiliz Mahkemelerinin gayri münhasır yetkilerini kabul ettikleri ifade edilmiştir.
5. Sözü edilen sözleşmede ihtilafın İngiltere Uluslararası Ticaret Odası Ulusal Komitesi olan Başkanın kurallarına uygun olarak tayin edilen bir ya da birkaç hakem tarafından Uluslararası Ticaret Odası kuralları kapsamında kesin olarak çözümleneceği belirtildikten sonra tarafların İngiliz Mahkemelerinin gayri münhasır yetkilerini kabul ettiklerine yer vermeleri nazara alındığında tahkim hususunda açık ve kesin bir iradenin varlığından söz edilemeyecek, bu durumda Türk Hukuku uyarınca geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunduğu sonucuna varılamayacaktır.
6. Ancak sözleşmede açıkça anlaşmanın tüm hususlarda İngiliz Hukukuna tabi olacağı ve bu hukuka uygun olarak tefsir edileceği kararlaştırıldığından tahkim şartının geçerli olup olmadığının da İngiliz Hukukuna göre değerlendirilmesi gerekir. Bu bakımdan mahkemece, İngiliz Hukukunun konu ile ilgili mevzuatının yeminli mütercim tarafından tercüme edilmiş bir çevirisinin de dosya içine alınmasından sonra sözleşmede öngörülen tahkim şartının İngiliz Hukukuna göre geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki gerekçeye ilaveten; bozma ilâmında tahkim şartının geçerliliğinin Türk hukuku bağlamında tartışılarak geçersizliğine hükmedilmesi ile tahkim şartının geçerliliğinin sözleşme gereği İngiliz Hukukuna göre tartışılması gerektiği gerekçesine yer verilmesinin çelişki oluşturduğu, bozma ilâmında sözleşmede açık bir tahkim iradesi olmadığı belirtilmiş ise de sözleşmenin 11/K maddesinde; sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların çözüm sürecinde öncelikle görüşme ve sulh çabası gösterileceği, buradan bir sonuç alınamaması halinde ihtilafın Uluslararası Ticaret Odası kuralları kapsamında bir veya birden fazla hakem tarafından ve kesin olarak çözüleceğinin kararlaştırıldığı, yine tarafların sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların çözümünde İngiliz hukukunun uygulanacağını da açıkça kararlaştırdıkları, sözleşmenin 11/L-ii bendinde yer alan İngiliz mahkemelerinin münhasır olmayan yetkisine ilişkin yetki şartının tahkim iradesine halel getirecek mahiyette olmayıp, tahkim yargılaması nedeniyle ortaya çıkacak uyuşmazlıklarda İngiliz mahkemelerinin münhasır olmayan yetkisinin kabul edildiği anlamını taşıdığı, 25.02.2013 tarihli iki sayfadan oluşan yenileme anlaşmasında da ... Limited'in 25.06.1985 tarihli sözleşmeden doğan tüm hak ve borçlarını davalıya devretmesi nedeniyle 25.06.1985 tarihli sözleşmenin ve bu sözleşmeye dayalı olarak yapılan tüm mutabakatların bu kez davalı davacı arasında devamının amaçlandığı bu sözleşmenin 4. fıkrasının alt bentlerinde sayılan istisnalar haricinde önceki sözleşme ve mutabakatların aynen geçerli olacağının da açıkça belirtildiği, yenileme anlaşmasının 7 ve 8. fıkralarında ise yenileme anlaşmasından doğan uyuşmazlıkların İngiliz hukukuna göre çözüleceğinin düzenlendiği ve İngiliz Mahkemelerinin yargı yetkisinin kabul edildiği, bununla birlikte burada yer alan İngiliz Mahkemelerinin yetkisine yönelik yetki şartının sadece 25.02.2013 tarihli anlaşmadan doğan uyuşmazlıklara yönelik olup, 25.06.1985 tarihli sözleşmeden doğan uyuşmazlıklara teşmil edilmeyip 25.06.1985 tarihli sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar için kararlaştırılan tahkim şartının hala geçerli olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; tahkim şartının açık ve kesin olmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, Özel Daire ve Mahkemece sadece tahkim şartının açık ve kesin olup olmadığı üzerinde durulduğunu, oysa denkleştirme hakkını tanımayan bir hukukun uygulanması ihtimali de gözetilerek tahkim şartının geçersizliğinin MÖHUK 6. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, aksi durumun kanunun amacına aykırılık taşıyacağını, MÖHUK'un 24/4. maddesi gereğince Türk mahkemelerinde Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, müvekkilinin tahkim şartının geçersiz olduğu kanaatiyle tahkim yargılamasına iştirak etmediğini ileri sürerek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 25.06.1985 tarihli sözleşmede düzenlenen tahkim şartının belirlilik noktasında geçerli olup olmadığı ve buradan varılacak sonuca göre İngiliz hukuku bağlamında bir araştırma yapılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
D. Ön Sorun
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, direnme adı altında verilen kararın yeni gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
E. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 407 ilâ 444. maddeleri.
2. Yabancı Hakem Kararlarının İcrası Hakkında New York Sözleşmesinin (New York Sözleşmesi) II. maddesi.
3. MÖHUK'un 62. maddesi.
4. 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun (MTK) 4 ve 5. maddeleri.
2. Değerlendirme
Ön Sorun Yönünden
1. Mahkemece direnme kararında, ilk karardaki gerekçe yanında 25.02.2013 tarihli sözleşmenin yenileme mahiyetinde olmayıp sadece 25.06.1985 tarihli sözleşmede taraf değişikliği maksatlı yapıldığı yönündeki gerekçeye de yer verilmesinin yeni hüküm teşkil etmeyeceği zira bu durumun Özel Daire'nin bozma ilâmından önce bölge adliye mahkemesi tarafından da tartışıldığı ve direnme kararı gerekçesinin güçlendirilmesi maksadıyla karara eklendiği, dolayısıyla ön sorun bulunmadığı oy birliğiyle kabul edilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Esas Yönünden
2. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “tahkim” ile ilgili kavram ve yasal düzenlemeler açıklığa kavuşturulmalıdır.
3. Özel hukuk alanına ilişkin uyuşmazlıkların bağımsız ve tarafsız hakemler eliyle ve yargısal yolla çözümüne “tahkim” denir. Devlet yargısına göre hızlı olması, öngörülebilir olması, yargılama koşullarını (belirli sınırlar içerisinde) tarafların belirliyor olması, hakemlerin uzmanlık alanlarına göre taraflarca seçilmesi, arzu edilmesi hâlinde gizliliğin sağlanabilmesi gibi birçok avantajı nedeniyle tahkim, uluslararası alanda olduğu gibi ülkemizde de uygulama alanını giderek genişleten bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi hâline gelmiştir (Doğan Ağırman, Millî & Milletlerarası Tahkim, Ankara 2022, s. 80).
4. Tahkime ilişkin hükümler HMK'nın 407 ilâ 444. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayrıca milletlerarası tahkim bakımından MÖHUK ve New York Sözleşmesi'nde düzenlemeler bulunmakla birlikte bu düzenlemeler yabancı hakem kararlarının Türkiye'de tanınması ve tenfiziyle ilgilidir. Öte yandan Türkiye'nin bir tahkim merkezi olarak milletlerarası alanda yer edinebilmesini sağlamak ve milletlerarası ticari uyuşmazlıklardan kaynaklanan tahkimin tamamen milli nitelikteki uyuşmazlıklardan kaynaklanan tahkimden farklı hükümlere tâbi tutmak amacıyla MTK yürürlüğe girmiştir. Anılan Kanun; yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya bu Kanun hükümlerinin taraflar ya da hakem veya hakem kurulunca seçildiği uyuşmazlıklar hakkında uygulanır.
5. Tahkim yerinin Türkiye dışında belirlendiği bir uyuşmazlıkta, taraflar veya hakem kurulunca MTK'nın uygulanacağı kararlaştırılmamışsa kural olarak MTK uygulama alanı bulamayacaktır. Ancak tahkim yeri yurt dışında olsa dahi MTK'nın 5/1. maddesi gereğince uyuşmazlık hâlinde Türk mahkemelerinde dava açılacak olursa karşı taraf, tahkim itirazında bulunabilir. Tahkim itirazının ileri sürülmesi ve tahkim anlaşmasının geçerliliğine ilişkin uyuşmazlıkların çözülmesi, HMK'nın ilk itirazlara ilişkin hükümlerine tâbidir. Tahkim itirazının kabulü hâlinde, mahkeme davayı usulden reddeder. Dolayısıyla tahkim yerinin yurt dışında olması anılan maddeye dayanılarak tahkim itirazında bulunmayı engellemeyecektir.
6. Özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkların mahkemeler dışında tahkim yolu ile çözümü, tarafların yapacağı bir tahkim sözleşmesi ile mümkündür. Başka bir anlatımla tahkim sözleşmesi, tahkim yargılamasının temelini oluşturur. Tahkim sözleşmesi tarafların sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır. Tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin bir şartı veya ayrı bir sözleşme şeklinde yapılabilir. Anlaşılacağı üzere taraflar bağımsız bir tahkim sözleşmesi yapmak yerine aralarındaki ilişkiyi düzenleyen asıl sözleşmeye bir madde (şart) ekleyerek bu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözülmesini kararlaştırabilirler.
7. Tahkim sözleşmesinin şekli geçerliliği yanında MTK'nın 4/3. fıkrasında "Tahkim anlaşması, tarafların tahkim anlaşmasına uygulanmak üzere seçtiği hukuka veya böyle bir hukuk seçimi yoksa Türk hukukuna uygun olduğu takdirde geçerlidir" denilmek suretiyle maddi anlamda geçerliliğinin ne şekilde tespit edileceği de düzenlenmiştir.
8. Tahkim sözleşmesinin maddi anlamda geçerliliği hususu yabancı tahkim kararlarının tenfizi istemlerinde de oldukça önem arz eder. Şöyle ki, New York Sözleşmesinin II/3. maddesinde "Bir âkit devlet mahkemesi, tarafların işbu maddenin anladığı mânâda anlaşma aktettikleri bir meseleye taallûk eden ihtilâfına vaziyed ettiği takdirde, anlaşmanın hükümden düşmüş, tesirsiz veya tatbiki imkânsız bir halde olduğunu tespit etmedikçe, bunları birinin talebi üzerine, hakemliğe sevkeder." denilmekle mahkemenin tahkim sözleşmesinin geçerliliğini değerlendirmesi gerektiği belirtilmiştir.
9. Yine aynı doğrultuda, MÖHUK'un 62. maddesinde de yabancı hakem kararlarının tenfizi isteminin reddi sebepleri "(1) Mahkeme,
a) Tahkim sözleşmesi yapılmamış veya esas sözleşmeye tahkim şartı konulmamış ise,
b) Hakem kararı genel ahlâka veya kamu düzenine aykırı ise,
c) Hakem kararına konu olan uyuşmazlığın Türk kanunlarına göre tahkim yoluyla çözümü mümkün değilse,
ç) Taraflardan biri hakemler önünde usulüne göre temsil edilmemiş ve yapılan işlemleri sonradan açıkça kabul etmemiş ise,
d) Hakkında hakem kararının tenfizi istenen taraf, hakem seçiminden usulen haberdar edilmemiş yahut iddia ve savunma imkânından yoksun bırakılmış ise,
e) Tahkim sözleşmesi veya şartı taraflarca tâbi kılındığı kanuna, bu konuda bir anlaşma yoksa hakem hükmünün verildiği ülke hukukuna göre hükümsüz ise,
f) Hakemlerin seçimi veya hakemlerin uyguladıkları usul, tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yok ise hakem hükmünün verildiği ülke hukukuna aykırı ise,
g) Hakem kararı, hakem sözleşmesinde veya şartında yer almayan bir hususa ilişkin ise veya sözleşme veya şartın sınırlarını aşıyor ise bu kısım hakkında,
h) Hakem kararı tâbi olduğu veya verildiği ülke hukuku hükümlerine veya tâbi olduğu usule göre kesinleşmemiş yahut icra kabiliyeti veya bağlayıcılık kazanmamış veya verildiği yerin yetkili mercii tarafından iptal edilmiş ise, yabancı hakem kararının tenfizi istemini reddeder..." şeklinde düzenlenmekle tahkim sözleşmesinin varlığının ve geçerliliğinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
10. Hâl böyle olmakla birlikte önemine binaen hemen belirtmek gerekir ki, MTK'nın 4/1 maddesinde tahkim sözleşmesi, tarafların sözleşmeden kaynaklansın veya kaynaklanmasın aralarında mevcut bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tümünün veya bazılarının tahkim yoluyla çözülmesi konusunda yaptıkları anlaşma olarak tanımlandığı gözetildiğinde, uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesine ilişkin irade açıklaması tahkim sözleşmesinin temel kurucu unsuru olup bir sözleşmenin tahkim sözleşmesi olarak nitelendirilmesinde zorunluluk olarak karşımıza çıkar. Başka bir ifadeyle, geçerli bir tahkim sözleşmesinden bahsedilebilmesi için tahkim sözleşmesinin öncelikle varlığından söz edilebilmek için, tarafların tahkim iradelerinin yazılı olarak yaptıkları sözleşmede ihtilafa yer vermeyecek şekilde tahkim iradelerini açıkça ortaya koymuş olmaları gerekir ki, mevcut olmayan bir tahkim sözleşmesinin geçerliliği dahi değerlendirilemez. Bu nedenle, tahkim iradesinin mevcudiyeti MTK'nın 4/3. maddesi uyarınca maddi geçerliliğe uygulanacak hukuka veya bu yönde bir seçim yoksa Türk hukukuna göre değil doğrudan doğruya hakimin hukuku (lex fori) olan Türk hukukuna göre değerlendirilmelidir (Hacı Can, Milletlerarası Tahkim Hukuku, Ankara 2024, s. 192.).
11. Bu doğrultuda, uyuşmazlığın genel yol olan devlet yargılamasının dışına çıkarılarak taraf iradeleri ile tahkimin kapsamına alınması ve hakemde çözüleceğinin kabul edilmesi istisnaî bir durum olduğundan, tahkim sözleşmesinin varlığı ancak tereddüte yer vermeyecek kadar açık ve kesin bir tahkim iradesinin varlığına bağlıdır.
12. Tahkim iradesinin açık ve belirli olmasını engelleyen durumlardan biri, tarafların tahkim sözleşmesinde ya da asıl sözleşmeye dercettikleri tahkim şartında, uyuşmazlıkların çözümünde hakem yetkisini kabul etmekle birlikte mahkemelere de yetki tanımaları veyahut bu anlamda yorumlanmaya müsait kesin olmayan ifadeler kullanmaları durumudur. Başka bir ifadeyle, uyuşmazlıkların çözümünde tahkim yolunu tercih ettikleri hususundaki iradelerini hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde ortaya koyamamaları hâlinde tarafların devlet yargılaması yerine uyuşmazlığın çözümünde tahkimi kabul ettiklerinden bahsedilemeyecektir.
13. Bununla birlikte hemen belirtilmelidir ki, hukukumuzda hakemlerin kendi yetkileri hakkında karar verebilecekleri de kabul edilmiştir. Bu sebeple uyuşmazlık için tahkimde dava açıldığında ve hakemin yetkisi konusunda uyuşmazlık çıkması halinde, hakem kendi yetkisi hakkında karar verebilecektir. Ancak bu durum dahi tahkim şartına rağmen dava açılması ve ilk itiraz olarak tahkim şartının ileri sürülmesi halinde, mahkemenin kendi hukuku çerçevesinde tahkim sözleşmesinin varlığını, tahkim iradelerinin açık ve belirli olması noktasında değerlendirerek geçerli bir tahkim sözleşmesinin var olup olmadığını araştırmasına engel olamayacaktır.
14. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı ve ... Limited arasında ilk olarak 25.06.1985 tarihinde "Franchise Anlaşması" imzalanmış, anılan sözleşmenin K (i) maddesinde tarafların işbu anlaşma ile ilgili olarak aralarındaki her türlü anlaşmazlığı görüşme yoluyla ya da başka bir şekilde dostane biçimde çözmek üzere daima çaba gösterecekleri kararlaştırıldıktan sonra K (ii) maddesi "Bu şekilde çözümlenemeyen her türlü ihtilaf, bu kapsamda İngiltere Uluslararası Ticaret Odası Ulusal Komitesi olan Başkanın kurallarına uygun olarak tayin edilen bir ya da birkaç hakem tarafından Uluslararası Ticaret Odası kuralları kapsamında kesin olarak çözümlenecektir. Tahkim Londra'da yapılacaktır" şeklinde düzenlenmiş, L (i) maddesinde anlaşmanın İngiliz hukukuna tabi olacağı ve bu hukuka uygun olarak tefsir edileceği belirtildikten sonra L (ii) maddesinde "... ve Distribütörün İngiliz mahkemelerinin gayri münhasır yetkilerini kabul ederler" ifadesine yer verilmiştir.
15. Daha sonra 25.02.2013 tarihinde, ... Limited'in ünvan değişikliği ile ... Exports Limited ve davacı arasında, 25.06.1985 tarihli sözleşmenin davalı şirkete devri amaçlı bir sözleşme yapılmış, akabinde davalı tarafından 20.08.2014 tarihinden itibaren sözleşme feshedilmiştir.
16. Fesih sonrasında, davalı tarafından, 25.06.1985 tarihli sözleşmenin K (ii) maddesine dayalı olarak 16.07.2015 tarihinde ICC Tahkime başvurulmuş, bu arada 02.02.2016 tarihinde eldeki dava açıldıktan sonra, 18.07.2016 tarihinde ICC Tahkim tarafından karar verilmiştir. Bu tahkim kararının tenfizi için davalı tarafından açılan davada ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince 11.07.2024 tarihli ve 2021/718 Esas, 2024/1128 Karar sayılı kararla tenfiz istemi reddedilmiş, bu karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.07.2025 tarihli ve 2024/5356 Esas, 2025/4827 Karar sayılı kararla tarafların tahkim iradelerinin tereddüte yer vermeyecek açıklıkta olmadığı belirtilerek onanmıştır.
17. Yapılan tahkim yargılamasında verilen 18.07.2016 tarihli karar incelendiğinde, hakemin yetkisine davacı (tahkim yargılamasında davalı) tarafından yapılan itirazı bizzat değerlendirerek reddedildiği anlaşılmışsa da eldeki davada da olduğu gibi mahkemenin tahkim şartının varlığını ve geçerliliğini değerlendirilmesine engel değildir.
18. Tahkim ilk itirazında bulunulmasıyla mahkeme öncelikle, tahkim iradesinin açık ve belirli olup olmadığı noktasında, hakimin hukuku kapsamında bir değerlendirme yapacağından somut uyuşmazlığa konu 25.06.1985 tarihli sözleşmenin K (ii) ve L (ii) maddeleri de bu doğrultuda birlikte değerlendirilmelidir.
19. Şöyle ki, sözleşmenin K (ii) maddesinde tahkim yetkisi belirtildikten sonra buna ilaveten düzenlenen L (ii) maddesinde İngiliz mahkemelerinin de yetkili kılınması, tahkime yardımcı olarak mahkemenin yetkilendirildiği şeklinde bir açıklık içermemekle, taraflara devlet yargısı ile tahkim arasında seçenek tanınması şeklinde yoruma da müsaittir.
20. Hâl böyle olunca, 25.06.1985 tarihli sözleşmenin tahkime ilişkin hükümler içeren K ve L maddelerinde düzenlenen tahkim şartının tereddüte yer bırakmayacak şekilde kesin ve açık olmadığı, tarafların devlet yargılaması yerine tahkimi tercih ettikleri noktasındaki iradelerini şüpheden uzak bir şekilde ortaya koyamadıkları gözetilerek, davaya konu tahkim sözleşmesinin Türk hukukuna göre geçerli olduğu kabul edilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesince anılan hususlar gözetilmeksizin davalının tahkim ilk itirazının kabul edilmesi doğru olmamış ve direnme kararının açıklanan bu değişik gerekçeyle bozulması gerekmiştir.
21. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu ve onanması gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul Çoğunluğunca benimsenmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373. maddesi uyarınca direnme kararını veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
KARARI YAZDIR
Bu kararı Favorilerinize Eklemek için giriş yapın veya üye olun