Satış Sözleşmesinden Kaynaklı Tazminat


İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
2018/1978
2020/525
2020-06-10





Özet:

  • Dava, davacı tarafından davalıdan 10.01.2014 tarihli sözleşme uyarınca alındığı ileri sürülen vince ilişkin eksik ifaya (yürüyüş takımı ve Mast elemanı) dayalı olarak uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. 
  • Sözleşmenin davalı adına temsilcisi ... adı altında imzalandığı anlaşılmaktadır. Alınan bilirkişi raporunda da satıma konu vincin orjinal ekipmanında yürüyüş takımının bulunmadığı, mast ekipmanının bulunduğu belirtilmiştir. 
  • Bu durumda yürüyüş ekipmanının davalı taahhüdünde eksik ifa edilip edilmediği ancak davacının delil olarak dayandığı ve fakat davalı yanın inkar ettiği sözleşme hükmüne göre belirlenebilecektir. 
  • Buna göre davalı yanın sözleşme ve sözleşmedeki imzanın davalı yanı bağlamayacağı savunması üzerinde durulmaksızın ve bu savunma aşılmaksızın, sözleşmenin davalı yan kabulünde imiş gibi düzenlenen bilirkişi raporundaki tespit, değerlendirme ve hesaplamaya göre mahkemece sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. 
  • Bu durumda sözleşmenin davalıyı bağlayıp bağlamayacağı hususu yönünden gerekirse davalının sözleşme tarihinde sözleşmede temsilci olarak imzası bulunan çalışanı olup olmadığı hususu araştırılarak ve sonucuna göre, sözleşmenin davalıyı bağlayıp bağlamayacağı değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken davanın esasına etkili delil niteliğindeki bu hususun araştırılmaksızın ve davalının bu yöndeki savunması aşılmaksızın ve nasıl aşıldığı gerekçelendirilmeksizin hüküm kurulması isabetli olmamıştır. 
 
İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI: 2015/1173 Esas - 2018/446

TARİHİ: 18/04/2018

DAVA: Tazminat- satış sözleşmesinden kaynaklı

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın ıslah doğrultusunda kabulüne ilişkin verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının bir araya gelerek davalı şirketin maliki olduğu ... model kule vincin satışı ve teslimi için anlaşmaya vardıklarını, davalının sözleşme uyarınca 1 adet yürüyüş takımlı 46 mt yükseklik 54 mt boy uzunluğuna sahip ... marka 6 tonluk gergisiz kule vinci, ağırlık taşları (alt taşları) kuyruk taşları, tüm bağlantı elemanları, kabin ve elektrik aksamı ile birlikte 180.000,00-TL karşılığında müvekkiline satarak teslimini vaad ettiğini, müvekkilinin, belirtilen meblağın bir kısmını çek bir kısmını nakit olmak üzere aynı gün davalıya ödemiş ise de davalının söz konusu emtiayı tam olarak teslim etmediğini, vincin mast elemanı ve yürüyüş takımı olmadan teslim edildiğini ve bu hali ile işlevini göremeyeceğini, davalıya gerekirse sözleşmeden dönüleceği bildirildiğinde, bedelini bilahare karşılayacaklarını söyleyerek bunları kiralamalarını ve bu eksikliklerin en kısa süre zarfında teslim edileceğinin belirtildiğini, bunun üzerine müvekkilinin aldığı kule vinci kullanabilmek ve kiraya verebilmek için dava dışı ... Ltd. Şti.'den aylık 1.000,00-TL + KDV (1.180,00-TL) bedel karşılığı 1 adet 5.95 mt mast elemanı kiralamak mecburiyetinde kaldığını, 2015 itibariyle müvekkilinin dava dışı şirkete ödediği toplam tutarın 10.620,00-TL olduğunu, müvekkilinin bundan dolayı ekstra zarara uğradığını, yürüyüş takımının olmamasının vincin ortalama kira ederini 1.000,00-TL eksilttiğini, davalıya Noter vasıtası ile gönderdiği ihtarname ile eksik malın tesliminin aksi halde bedelinin ödenmesi ve ayrıca mast elemanı kirası nedeni ile ödenen 10.620,00-TL'nin ödenmesinin talep edildiğini, davalının buna yanaşmadığını belirterek, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca, yürüyüş takımını ve 1 adet 5.95 mt mast elemanının BK'nın 125/1 maddesi gereğince aynen teslimi, mümkün olmadığı takdirde bedellerinin tespiti ile satım tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte bu kısma yönelik 10.000,00-TL'sinin davalıdan tahsiline, eksik teslim nedeni ile müvekkilinin uğradığı zararın işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, dava dışı şirkete aylık 1.000,00-TL ve KDV miktarı olan 1.180,00-TL olarak ödemek zorunda kaldığı 10.620,00-TL kira bedellerini ödeme tarihlerinden itibaren işlemiş ticari faizi ile tahsiline, uğranılan kira kaybı nedeni ile şimdilik 1.000,0-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili yargılama aşamasında 16.02.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini ıslah ederek yürüyüş takımı ve mast elemanının aynen teslimi talebinden vazgeçip, eksik teslim edilen bu elemanlar nedeniyle 70.191,54 TL ve on aylık kira bedeli 11.800,00 TL toplamı 81.991,54 TL nin ıslahen davalıdan faiziyle tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Model Kule Vincin eksiksiz olarak davacıya 26.01.2015 tarihinde teslim ettiğini, teslimat tarihi açısından dava öncesinde yaşanan ihtarname teatisinden de anlaşılabileceği üzere taraflar arasında mutabakat mevcut olduğunu, müvekkilinin davalıya karşı herhangi bir eksik teslimi veya yerine getirmediği bir taahhüdü bulunmadığını, zira taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, söz konusu satışa istinaden 10/01/2015 tarihli 307301 seri numaralı faturanın müvekkili tarafından tanzim edildiğini, faturada yer alan "... Model Kule Vincin satışı" açıklamasından da açıkça anlaşılabileceği üzere, satışa konu tek malın bu kule vinç olduğunu, davalı tarafın da satışın gerçekleştiği tarihten huzurdaki davanın açıldığı tarihe kadar bu konuda herhangi bir itirazda bulunmadığını, nitekim söz konusu faturaya da yasal süresi içinde davacının herhangi bir itirazda bulunmamasının faturayı kabul ettiği anlamına geldiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 21/2 maddesi uyarınca, faturayı alan kişinin 8 gün içinde itiraz etmezse, fatura içeriğini kabul etmiş sayıldığını, faturanın içeriği, mal veya hizmetin cinsi, miktarı ve fiyatı olduğunu, dolayısıyla eksik veya ayıplı ifa yapıldığı kesinlikle kabul edilmemekle birlikte davacı ... Vincin, satılan vinci kendisine teslim edildiği haliyle kabul ettiğinin aşikar olup, eksik ifa olduğuna dair ispat yükünün davacıya ait olduğunu, müvekkili tarafından taraflar arasında satım gerçekleşmeden önce 06.11.2014 tarihinde söz konusu vincin satışı için ilan verildiğini, ilanda da açıkça görüleceği üzere vince dair yalnızca "... MODEL MAX 6 TON BOOM 55mt YÜKSEKLİK 40 mt." şeklinde bilgilerin yer aldığını, dolayısıyla davacının iddialarının aksine müvekkilinin hiçbir şekilde yürüyüş takımı ve mast elemanının da teslim edileceğini taahhüt etmediğini, davacı tarafça sunulan evrakın müvekkili açısından sözleşme niteliğine haiz olmadığını, davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde sunulan 10/01/2015 tarihli sözleşmenin müvekkili şirketin imza yetkilileri tarafından imzalanmadığını, söz konusu sözleşmenin imzaladığı söylenen kişi tarafından imzalandığının dahi şüpheli olduğunu, söz konusu tek sayfalık sözleşme olduğu söylenen evrakın imza yetkilisi tarafından imzalanmadığı gibi, müvekkili şirketin kaşesinin dahi bulunmadığını, kaldı ki; şirketi temsile yetkili kişiler tescil ve ilan edildiğinden, burada davacı tarafın iyiniyetli olduğunun düşünülemeyeceğini, aynı zamanda davacı bir tacir olduğundan tacirlerin basiretli bir tacir gibi davranma zorunluluğunun olduğunu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmayıp, yalnızca kule vincin satışı için yapılan icap ve kabul ile satış bedelinin ödenmesi ile tanzim edilen fatura bulunduğunu, aksini iddia eden davacının bunları yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için davacının hiçbir şekilde ispatlayamadığı iddialarının doğru olduğu farz edilse dahi somut olayda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun TBK 112-126. maddeleri kapsamında düzenlenen borcun ifa edilmemesi değil, olsa olsa ayıplı ifa olduğunun kabulü gerektiğini, zira mast elemanı ve yürüyüş takımı olmadan bir vincin teslimi eksik değil ayıplı ifa olarak nitelendirileceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte TBK' nın ayıbı düzenleyen 219. maddesine gereğince davacının müvekkilinin kendisine bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmadığını iddia ettiğini, yine söz konusu madde kapsamında mast elemanı ve yürüyüş takımının eksiklikleri olsa olsa nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan bir ayıp olarak nitelendirilebileceğini, ancak doktrindeki baskın görüşler uyarınca, borca aykırılığa ilişkin özel hüküm niteliğinde olan ayıba karşı tekeffül hükümlerinin uygulama alanına giren durumlarda temerrüdü düzenleyen genel hükümlere gidilemeyeceğini, dolayısıyla davacının TBK madde 112-126 kapsamında taleplerde bulunmadan önce ayıp hükümlerine başvurması gerekeceğini, taraflar tacir olduğundan ve hatta yapılan satış ticari iş niteliğine haiz olduğundan dava konusu satış sözleşmesinin TTK madde 23'e tabi olduğunu, taraflarınca davacının Kadıköy ... Noterliğinin 01/09/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine verdikleri Beşiktaş ... Noterliğinin 22/12/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname cevabında da görüleceği üzere davacının TTK madde 23'de aranan ayıp ihbarını süresinde gerçekleştirmediğini, zira ihtarnamelerden de görüleceği üzere söz konusu vincin tesliminin 26/01/2015 tarihinde gerçekleştirildiği hususunun tarafların kabulünde olduğunu, teslimden 8 ay sonra bir ihtarın müvekkile çekilmiş olmasının TTK madde 23'de aranan açık ayıpta 2 gün ve gizli ayıpta 8 günlük hak düşürücü sürelerin geçirildiğini ve davacının kesinlikle bir talep hakkı olmadığını açıkça gösterdiğini, davacının hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi 18.04.2018 tarihli, 2015/1173 Esas - 2018/446 Karar sayılı kararında, "...taraflar arasında davaya konu kule vinci satışı konusunda sözleşme imzalandığı, imzalanan sözleşmeye göre davalı şirketçe davacıya satılan kule vincin yürüyüş takımlı olduğu, dosyaya ibraz edilen sevk irsaliyesinin incelenmesinde, davalı şirketçe davacıya vinç teslim edilirken yürüyüş takımı ve mast parçasının teslim edilmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, dava konusu yürüyüş takımı ve mast elemanının, her bir vinç için ayrı ayrı kullanılan parçalar olduğu, ayrı bir satışın söz konusu olmadığı, bu nedenle 2. elinin de bulunmadığı, dolayısı ile parçaların yeni olarak satın alınma zorunluluğu olduğu, bu itibarla davalı taraf sözleşme kapsamında eksik ifada bulunduğu ve davacı tarafın sözleşmeden doğan davalarda eksik ifaya dayalı alacak talebini 10 yıllık zaman aşımı süresinde talep edebileceği, eksik ifa nedeni ile davacının toplam 81.991,54-TL zararı oluştuğu..." gerekçesiyle davanın kabulü ile, 81.991,54 TL'nin 21.620,00 'TL'sinin temerrüt tarihi olan 11.11.2015 tarihinden 60.371,54 TL'nin ıslah tarihi olan 16.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmayıp yalnızca 10.01.2015 tarihli ... seri numaralı faturanın müvekkili tarafından tanzim edildiğini ve faturada sadece ... Model Kule Vincin satış açıklamasının yer aldığını, nitekim söz konusu faturaya da yasal süresi içinde herhangi bir itirazlarının bulunmamasının faturanın kabul edildiği anlamına geldiğini, ayrıca davanın açıldığı tarihe kadar davacı tarafça hiçbir şekilde müvekkile ihbar ve bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, davaya konu malda eksiklik olduğu iddia ediliyorsa, bunun müvekkiline teslimden 8 ay sonra değil, en geç 28.01.2015 tarihinde yazılı olarak bildirilmiş olması gerektiğini, oysa müvekkili ne eksik teslime ne de üçüncü bir firmadan mast elemanı vs. kiralanacağına dair herhangi bir yazılı bildirim almadığını, müvekkilinin sadece üzerinde anlaşılan malı teslim ettiğini, fatura kestiğini, karşı tarafça da 8 ay boyunca hiçbir itiraz olmaksızın malın kullanıldığını, aylar sonra, müvekkili ile bağlantılı olmayan bir malın kiralandığının belirtilmesi suretiyle buna ilişkin kira bedelinin dava yoluyla ödenmesinin talep edilmesi de göstermektedir ki açılan davanın kötü niyetli bir dava olduğunu, bu gerekçe ile açıklamış oldukları tüm bu hususları dosyada mübrez tüm beyanları ve delillerle birlikte ele alınarak bir bütün olarak değerlendirmesini talep ettiklerini, mahkemenin 18.04.2018 tarihli davanın kabulüne dair kararına ilişkin istinaf taleplerinin kabulü ile açıkça eksik inceleme ve değerlendirme neticesi tanzim edilen hukuka aykırı kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava. davacı tarafından davalıdan 10.01.2014 tarihli sözleşme uyarınca alındığı ileri sürülen vince ilişkin eksik ifaya (yürüyüş takımı ve Mast elemanı) dayalı olarak uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile ıslah doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi HMK 355 maddesi uyarınca istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, taraflar arasında imzalandığını ileri sürdüğü 10.01.2014 tarihli sözleşme uyarınca davalının satıp teslimini taahhüt ettiği yürüyüş takımlı vincin, yürüyüş takımı ve mast elemanları olmaksızın eksik teslim edildiğini ileri sürmüştür. Davalı ise, davacının delil olarak dayandığı 10.01.2014 tarihli sözleşmeyi inkar ederek, sözleşmenin davalı şirketi bağlayıcı olmadığını, yetkililerce imzalanmadığını ileri sürmüştür. Sözleşmenin davalı adına temsilcisi ... adı altında imzalandığı anlaşılmaktadır. Alınan bilirkişi raporunda da satıma konu vincin orjinal ekipmanında yürüyüş takımının bulunmadığı, mast ekipmanının bulunduğu belirtilmiştir. Bu durumda yürüyüş ekipmanının davalı taahhüdünde eksik ifa edilip edilmediği ancak davacının delil olarak dayandığı ve fakat davalı yanın inkar ettiği sözleşme hükmüne göre belirlenebilecektir. Buna göre davalı yanın sözleşme ve sözleşmedeki imzanın davalı yanı bağlamayacağı savunması üzerinde durulmaksızın ve bu savunma aşılmaksızın, sözleşmenin davalı yan kabulünde imiş gibi düzenlenen bilirkişi raporundaki tespit, değerlendirme ve hesaplamaya göre mahkemece sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda sözleşmenin davalıyı bağlayıp bağlamayacağı hususu yönünden gerekirse davalının sözleşme tarihinde sözleşmede temsilci olarak imzası bulunan çalışanı olup olmadığı hususu araştırılarak ve sonucuna göre, sözleşmenin davalıyı bağlayıp bağlamayacağı değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken, davanın esasına etkili delil niteliğindeki bu hususun araştırılmaksızın ve davalının bu yöndeki savunması aşılmaksızın ve nasıl aşıldığı gerekçelendirilmeksizin hüküm kurulması isabetli olmamıştır. Bu nedenle istinafa konu kararın HMK 353/1-a6 maddesi uyarınca ortadan kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin harcının, ilk derece mahkemesi tarafından, talep halinde davacıya iadesine, 4-Davalı tarafından istinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin, esas hükümle birlikte, İlk Derece Mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Gerekçeli kararın İlk Derece Mahkemesince taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.a. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/06/2020 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.

kaynak: (www.corpus.com.tr)