İş Müfettişi Raporu - Kurum İşleminin İptali


Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
2017/44814
2020/8773
2020-07-06





Özet:

  • Somut olayda dava konusu müfettiş raporunda işçi alacaklarına yönelik tespit yapıldığı açık olup, bu durumda yapılmış olan tespitin dayanağı bilgi ve belgeler ve davacı tarafından sunulan deliller incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Bu davada verilecek karar, davanın tarafı olmayan işçi için kesin hüküm teşkil etmeyeceğinden davanın şikayet yoluna başvuramayan işçiye yöneltilmesi gerekmez.

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, süresi içinde davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibariyle duruşma isteminin reddine, incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiş olmakla; dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığının 27.05.2014 tarih ve /10052 - İNC:12 numaralı inceleme raporunun gerçeğe ve hukuka aykırı olarak kötü niyetli bir şekilde düzenlendiğini, genellemeler yapılarak yanlış tespitler yapıldığını iddia ederek inceleme raporunun tümüyle iptalini talep etmiştir.Davalı vekili, davacının iddialarının yerinde olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, belgeler incelendiğinde davacı işveren aleyhine yapılmış olan bir prim tahakkukunun söz konusu olmadığı, fazla mesai ve genel tatil alacağı yönünden ise sadece tespitlerde bulunulduğu, bunların da muhatabının ilgili işçiler olması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karar davacı vekilince süresinde temyiz edilmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 4857 sayılı Kanun'un 92/3. maddesi kapsamında, iş müfettişlerince düzenlenen rapor ve tutanakların içeriğine ilişkin olup, bu hususta açılacak davaların hukuki niteliğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.4857 sayılı Kanun’un 91. maddesinin 2. fıkrasında, ''30.01.1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 10. maddesine istinaden iş sözleşmesi fiilen sona eren işçilerin kanundan, iş ve toplu iş sözleşmesinden doğan bireysel alacaklarına ilişkin şikayetleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bölge müdürlüklerince incelenir'' denilmiştir. 4857 sayılı Kanun'un 92. maddesinin 3. fıkrasında ise, "Çalışma hayatını izleme, denetleme ve teftişe yetkili iş müfettişleri ile işçi şikayetlerini incelemekle görevli bölge müdürlüğü memurları tarafından tutulan tutanaklar aksi ispatlanıncaya kadar geçerlidir. İş müfettişleri tarafından düzenlenen raporların ve tutulan tutanakların işçi alacaklarına ilişkin kısımlarına karşı taraflarca otuz gün içerisinde yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. İş mahkemesinin kararının karşı taraflarca 5521 sayılı Kanun’un 8. maddesine göre kanun yoluna başvurulabilir. Kanun yoluna başvurulması mahkemesince hüküm altına alınan işçi alacağının tahsiline engel teşkil etmez.” hükmüne yer verilmiştir.Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 105 ilâ 113. maddeleri arasında dava çeşitleri düzenlenmiştir. Eda davası davalının, bir şeyi vermeye veya yapmaya yahut yapmamaya mahkûm edilmesinin talep edildiği dava türü olarak tanımlanmış iken, tespit davası, mahkemeden bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesinin talep edildiği dava çeşidi olarak açıklanmıştır. 4857 sayılı Kanun’un 92. maddesinin 3. fıkrasına göre iş müfettişi raporlarına karşı açılan davalar, işçilerin bireysel başvuruları üzerine iş müfettişi tarafından işçi alacaklarına ilişkin yapılan tespitlere karşıdır. Bu tespite işçi tarafından yapılan tespitin eksik olduğu ve daha fazla alacağın bulunduğu gerekçesiyle itiraz ediliyorsa dava, eda davası niteliğindedir. Söz konusu tespite, işveren tarafından yapılan tespitin hatalı olduğu ve tamamen ya da kısmen borçlu olunmadığı gerekçesiyle itiraz ediliyorsa dava, menfi tespit davası niteliğindedir. Bu son halde, kanunda özel olarak düzenlenmiş olması sebebiyle, davacı işverenin bu davayı açmakta, kanunun ifadesiyle “hukuken korunmaya değer güncel bir yararı” bulunduğu kabul edilmelidir. Başka bir ifadeyle tespit davaları için ayrıca araştırılan hukukun korunmaya değer güncel bir yarar şartının bu dava açısından mevcut olduğu değerlendirilmelidir.

Somut olayda dava konusu müfettiş raporunda işçi alacaklarına yönelik tespit yapıldığı açık olup, bu durumda yapılmış olan tespitin dayanağı bilgi ve belgeler ve davacı tarafından sunulan deliller incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Bu davada verilecek karar, davanın tarafı olmayan işçi için kesin hüküm teşkil etmeyeceğinden davanın şikayet yoluna başvuramayan işçiye yöneltilmesi gerekmez.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.07.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.