Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Ve İade Edilmeyen Ürün Bedellerinin Tahsili İsteminde...


İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
2021/2245
2021/1499
2021-09-07





Özet:

Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Ve İade Edilmeyen Ürün Bedellerinin Tahsili İsteminde Dava Öncesi Arabuluculuk İşleminin Gerçek Davacı İle Yapılması Gerekirken Davada Sıfatı Bulunmayan Kişinin Katılımıyla Yapıldığından Dava Şartının Gerçekleşmediği

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, taraflar arasında davacının kendi markası bulunan koli ve ambalajı hazırlatıp teslim etmesi ve davalının da, mısırla doldurarak davacıya teslim etmesi konusunda anlaşmaya varıldığını, ancak davalının bakiye 1.124 adet koli ve 680 kg ambalaj yönünden edimini yerine getirmediğini, davalının sözleşmede esaslı değişiklik yaparak sözleşme bedelini teslimden önce nakit olarak ödenmesini şart koşması üzerine davalıya 14/02/2019 tarihli ihtarname gönderilerek sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği ve koli ve ambalajların iadesinin talep edildiğini, davalının cevabi ihtarnamesinde koli ve ambalajların teslim edilmeyeceğini bildirdiğini belirterek, davalıdan kalan koli ve ambalajların müvekkiline iadesine, kabul olunmadığı takdirde imhasına karar verilmesi ve 1125 adet koli ve 680 kg ambalajın değeri olan 28.223,00 TL'nin davalıdan ihtar tarihi olan 14/02/2019 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, bilahare sözleşmeyi yapan şirketin ortakları ve temsilcileri aynı olan ... olmasına rağmen verilen yanlış bilgi nedeniyle davacı şirket adına dava açıldığını belirterek HMK'nın 124. Maddesi uyarınca taraf değişikliği yapılmasını talep etmiştir. Davalı vekili, davacının peşin ödemesi gereken tutarı anlaşmaya aykırı olarak ödemediğini, müvekkiline ait üretim kodunun koliler üzerine ve ayrıca patlamış mısır doldurulacak ambalaj üzerine bastırıldığından iadesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece16/06/2020 tarihli ara kararı ile, her iki şirketin bir kısım kurucuları ile konuları ve adreslerinin aynı olduğu, faturaların ve ihtarların davacı şirket adına düzenlendiği, bu haliyle davacının dürüstlük kuralına aykırı olmayan ve maddi bir hatadan kaynaklandığı anlaşılan taraf değişikliği talebinin HMK 124/3 maddesi gereğince karşı tarafın rızası aranmaksızın kabul edilmesine, netice olarak da davanın kısmen kabulü ile 28.211,88 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı uhdesinde bulunan 1124 adet koli ve 680 kg ambalajın imhasına karar verilmiştir. Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde, davacı ... adına yapılmış bir arabuluculuk başvurusu bulunmadığını, başvurucunun ... olduğunu, davanın bu sebeple reddi gerektiğini, ayrıca muvafakatları alınmadan ve itirazlarına rağmen davada taraf gösterilmeyen kişinin sonradan taraf sıfatı kazanamayacağını, davacı ...'nin aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, ıslah yoluyla dahi davanın tarafının değiştirilemeyeceğini, müvekkilinin üretim kodunun koliler ve ambalajlar üzerine bastırıldığını, ilk parti bedelinin ödenmesi konusunda davacının temerrüde düştüğünü, fesih ihtarının davacı adına değil 3.bir şirket adına gönderildiğini, davacının fesih beyanı bulunmadığını, lehlerine vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan ve iade edilmeyen koli ve ambalaj bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 5/A maddesinde "Bu Kanun'un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır" hükmü düzenlenmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/a maddesinin 1.fıkrasında "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır." aynı maddenin 2. fıkrasında ise "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." denilerek zorunlu arabuluculuğa tabi davalarda bu şartın gerçekleşmemesi halinde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır. Somut olayda, davacı vekili tarafından davanın açılması sırasında 21/05/2019 tarihli "Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı" başlıklı tutanak dosyaya sunulmuştur. Tutanağın incelenmesinde ... ile ... Ltd.Şti arasında düzenlendiği ve arabuluculuk görüşmelerinin tarafların anlaşamaması ile sonuçlandığı anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında davacı vekili davacının aslında ... olduğunu, kendisine verilen yanlış bilgi nedeniyle davanın ... adına açıldığını belirterek HMK'nın 124. Maddesi gereğince taraf değişikliği talebinde bulunmuş, mahkemece bu durum davacının dürüstlük kuralına aykırı olmayan ve maddi bir hatadan kaynaklandığı anlaşılan taraf değişikliği talebi olarak kabul edilerek HMK'nın 124/3 maddesi gereğince karşı tarafın rızası aranmaksızın taraf değişikliği talebinin kabul edilmesine karar verilmiştir. Buna göre açılan davanın davacısı ... olup, dava öncesi arabuluculuk işleminin de davacı ... ile yapılması gerekirken davada sıfatı bulunmayan ...nin katılımıyla yapıldığından 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesindeki dava şartının gerçekleştiğinden söz edilemez. O halde, mahkemece davanın zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmeden açılması nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2 bendi gereğince kaldırılarak, davanın 6102 sayılı TTK'nın 18/a-2 ve HMK'nın 15/2 maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, 2-Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/09/2020 tarih ve 2019/390 esas, 2020/547 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3- Davanın dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,

B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 59,30 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 482,32 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 423,02 TL harcın kararın kesinleşmesini takiben ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 4.080,00 TL maktu vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 4-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,

C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacı tarafa İADESİNE, 2-Davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 55 TL posta gideri olmak üzere toplam 217,10 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 bendi gereğince KESİN olmak üzere 07/09/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.