Davalının Koronavirüs Salgınının Ekonomik Etkileri Nedeniyle Hakkaniyet Prensipleri Uyarınca...


Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
2021/862
2021/1145
2021-09-07





Özet:

Davalının Koronavirüs Salgınının Ekonomik Etkileri Nedeniyle Hakkaniyet Prensipleri Uyarınca Ödeme Yükümlülüğünü Yerine Getiremediği Savunmasında Hakkaniyet Gerekçesiyle Davanın Reddedilmesinin Yerinde Olmadığı

Davacı vekili 07/07/2020 tarihli dilekçesiyle; davalının açtığı konkordato davasının yapılan yargılaması sonunda davacının konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini, davacının alacaklı olduğunu, davalının tasdik edilen konkordato projesi gereğince davacıya yapması gereken ödemelerden ilk 3 taksiti ödediğini ancak sonraki taksitleri ödemediğini beyan ederek, davalının tasdik edilen konkordatosunun davacı yönünden feshine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalı vekili, korona virüs salgını nedeniyle davalı şirketin ekonomik olarak etkilendiğini, uzun bir süre iş yerinin kapalı kaldığını bu yüzden ödemelerin aksadığını beyan ederek, öncelikle birikmiş taksitleri ödeyip, kalanların da süresinde ödenmesi konusunda davacıya anlaşma teklif ettiklerini, bu tekliflerinin kabul edilmemesi durumunda davanın salgın göz önünde bulundurularak hakkaniyet nedeniyle reddine karar verilmesini istediklerini, bu taleplerinin de kabul edilmemesi halinde konkordato kararının henüz kesinleşmeyip istinaf aşamasında olması nedeniyle, Konya BAM İlgili Hukuk Dairesi'nden konkordato kararına ilişkin olarak ödeme planı yönünden uyarlama talebinde bulunacaklarından bu talebin sonucunun beklenilmesini istediklerini bildirmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesinin kararı ile; "Somut olayda ; Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/10/2019 gün ve .... E. .... K. sayılı ilamı ile konkordato davasının davacısı .... konkordato projesinin tasdikine, tasdik kararının gerekçeli kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin derhal (02/10/2019 tarihi itibariyle) bağlayıcı hale gelmesine, kayıt altına alınmış adi alacak niteliğindeki anapara borçları için 02/11/2019 tarihinden itibaren ödenmeye başlanmak üzere birer ay vade ile 48 eşit taksit halinde ödenmesine karar verildiği belirlenmiş, söz konusu gerekçeli karar henüz kesinleşmemekle birlikte, verilen hüküm gereğince tasdik kararının, dolayısıyla konkordato ödeme planının derhal bağlayıcı hale geldiği anlaşılmıştır.

Konkordato davasına ilişkin tasdik edilen proje (ödeme planı) dosyamıza getirtilmiş, buna göre davacının davalıdan olan adi alacağının 13.250 TL. olduğu, davalının davacıya 02/11/2019 tarihinden başlanmak üzere aylık 276,04 TL. ödeme yapmasının gerektiği belirlenmiştir.

Davalı vekili her ne kadar konkordato davasına ilişkin kararın istinaf incelemesinin yapıldığı Konya Bam İlgili Hukuk Dairesi'nden konkordato ödeme planına ilişkin uyarlama talebinde bulunacaklarını ve bunun sonucunun beklenilmesini istediklerini bildirmiş ise de ;

Yargıtay 13. HD’nin 02/10/2006 gün ve 2006/8766 E. 2006/12860 K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, uyarlama kararı dava (talep) tarihinden ileriye dönük olarak sonuç doğuracağından, talepten önceki geriye dönük ödeme tarih ve miktarlarını değiştirmeyeceği gibi, ödenmemiş taksitlerin ödenmemiş olması hususunu da ortadan kaldırmayacağından yapılacak uyarlama başvurusunun sonucunun beklenilmesi talebi kabul edilmemiştir.

Davacı vekili, davalının tasdik edilen konkordato projesine (ödeme planına) göre 02/02/2020 tarihinden itibaren hiç bir ödeme yapmadığını iddia etmiş, davalı vekili de bu hususa itiraz etmemiştir. Ödemeyi ispat yükü davalıda olup, davalı aksini iddia ve ispat etmediğinden davalının davacıya 02/02/2020 tarihinden itibaren konkordato ödeme planına uygun ödeme yapmadığı belirlenmiştir. Davalı tarafın anlaşma teklifi de davacı tarafından kabul edilmemiştir.

Davalının, korona virüs salgını ve ekonomik etkileri nedeniyle hakkaniyet prensiplerine göre davanın reddini istemiş ise de;

2004 s. İİK'nun 285/1. maddesine göre, zaten konkordato davalarının amacı, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçluların, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmesini veya muhtemel bir iflâstan kurtulmasını sağlamaktır. Davalının konkordato davasında da, konkordato projesi, davalının ödeme acziyeti ve konkordato şartları değerlendirilerek konkordato projesi (ödeme planı) tasdik edilmiştir. Konkordatoya ilişkin yasal düzenlemelerin ve konkordato kararı verilmesi usulünün dışına çıkacak ve konkordato davasında verilen kararı (ödeme planını) işlevsiz hale getirecek şekilde hakkaniyet gerekçesiyle davanın reddedilmesi talebi de yerinde görülmemiştir.

Davacının, davalının konkordato projesine uygun olarak yapması gereken ödemeleri yapmaması nedeniyle, konkordato uyarınca varsa kazanmış olduğu yeni hakları muhafaza etmekle birlikte konkordatonun kendileri yönünden (yani kısmen) feshini isteyebilecekleri anlaşıldığından, davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde davacının davasının kabulü ile Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün .... sırasında kayıtlı davalı ... ve .... Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/10/2019 gün ve ..... E. ... K. sayılı ilamı ile tasdik edilen ve aynı tarihte bağlayıcı hale gelen konkordatosunun, 2004 s. İİK'nın 308/e maddesi gereğince, davacının bu konkordato kararı ile kazanmış olduğu varsa yeni hakları muhafaza etmekle birlikte, davacı Akbank T.A.Ş. yönünden feshine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece davanın kabulüne yönelik verilen karara ve kararın hukuki gerekçelerine katılmadıklarını, Yerel Mahkemenin konkordatonun uyarlanmasına yönelik yapacakları başvuruyu bekletici mesele yapmadıklarını, davacının ifaya ve kısmen feshe yönelik taleplerinin de dürüstlük kuralları ile bağdaşmayacağını, kısmen feshin müvekkili açısından doğuracağı ağır mali yükü ve dahası diğer alacaklarının haklarına helal getireceğine yönelik itirazlarının nazara alınmadığını, müvekkilinin davacı tarafından derdest edilen kısmen fesih davasının açılmasına sebebiyet vermediğini, müvekkilinin 2020 yılının Mart ayından itibaren aşırı ifa güçlüğü içinde olduğunu, covid-19 salgını nedeniyle işletmesinin yaklaşık üç ay süre ile kapalı kaldığını, işletme gelirlerinin öngörülemeyen nedenlerden azalması ile birlikte müvekkili şirketin konkordato teklifinin omurgası olan nakit akışının bozulduğunu, konkordatonun tasdiki sonrasında oluşan hal ve şartların müvekkili aleyhine ağır bir biçimde değiştiğini, müvekkilinin hali hazırda proje kapsamındaki hedeflediği gelirlerin ancak %25'ini elde ettiğini, bu kazanç karşısında müvekkilinden ifa beklenilmesinin dürüstlük kuralları ile bağdaşmayacağını beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dava konkordatonun kısmen feshine ilişkindir.

Konkordatonun bir alacaklısınca fesinden söz edebilmek için öncelikle tasdik edilmiş bir konkordato projesinin bulunması gerekmektedir. Konkordatoya tabi borcun yani konkordato alacağının proje gereğince ifa edilmemiş olması davanın sebebini teşkil eder. Ademi ifayı takiben yeni bir mühlete yahut borçlunun ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek yoktur.

Konkordatonun kısmen feshi 2004 sayılı İİK'ya 28/2/2018 tarihinde 7101 sayılı Yasa'nın 37. Maddesiyle eklenen 308/e maddesinde "Kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklı konkordato uyarınca kazanmış olduğu yeni hakları muhafaza etmekle birlikte konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkında konkordatoyu feshettirebilir. Fesih talebi üzerine verilecek hükmün tebliğinden itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir." biçiminde,

Konkordatonun tamamen feshi ise 2004 sayılı İİK'ya 28/2/2018 tarihinde 7101 sayılı Yasa'nın 37. Maddesiyle eklenen 308/f maddesinde "Her alacaklı, kötü niyetle sakatlanmış konkordatonun feshini tasdik kararını vermiş olan mahkemeden isteyebilir. Konkordatonun tamamen feshi kararı kesinleştiğinde durum 288 inci madde uyarınca ilân edilir ve ilgili yerlere bildirilir.308 inci madde hükmü bu hâlde de uygulanır." biçiminde düzenlenmiştir.

Kısmen Feshi Talep Edebilmek İçin Gereken Şartlar ;

Konkordatonun bir alacaklısınca (yani kısmen) feshinden söz edebilmek için öncelikle tasdik edilmiş bir konkordatonun (projesinin) bulunması gerektiğinde tereddüt edilemez. Mademki, proje gereğince ifada bulunulmamıştır, şu hâlde evvela elde davacı alacaklı için mecburi bir proje olmalıdır. Eş deyişle konkordato projesi, tasdik edilmiş bulunmalıdır. Bu sırada tasdik kararının kesinleşmesinin gerekip gerekmediği, mülga 300. maddenin aksine yeni m. 308/c, f. 1, c. 1 hükmüyle birlikte değinilmesi gereken meselelerdendir. Zira artık proje, tasdik kararıyla birlikte, alacaklılarını (ve doğal olarak borçlusunu) -aksi alacaklılarınca oylanıp kabul edilen projede öngörülmediği sürece- derhâl bağlamaktadır. Bu hâlde, ilk bakışta önceki dönemden farklı olarak konkordatonun kısmen feshi bakımından kesinleşmesinin de aranmayacağı söylenebilmekle beraber bu sonuç, yüzeysel kalacaktır. Zira Kanunun bu kez 308/a maddesinde öngörülen kanun yolu denetiminden geçemeyen bir projenin, tasdik edilmekle başta bağlayıcılık kazanmış olsa da, anılan özelliğini sürdürmesi zaten mümkün olamayacak; takiben feshini istemek de gerekmeyecektir. Kısacası, konkordatonun feshini talep etmek bakımından her hâlükârda [kesinleşmekle işlerlik kazanacak projeler içinse kaçınılmaz olarak, m. 308/c, f. 1, zira bu son hâlde elde, işler hâlde olup da ihlâl edildiğinden feshi istenebilecek bir proje de bulunmamaktadır], tasdik kararının kesinleşmiş olması şartını da aramak gerekir. .(YENİ KONKORDATO HUKUKU 7100 ve 7155 Sayılı Kanunlarla Değişik İcra ve İflas Kanunu m.285-309 Şerhi sayfa 636 )

Somut dosyamızda, Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/10/2019 gün ve .... E. ... K. sayılı ilamı ile konkordato davasının davacısı ... konkordato projesinin tasdikine karar verildiği, Konkordatonun 17/02/2021 tarihinde kısmen feshi kararından sonra kesinleşmesi gereken konkordato davasının istinafa gönderildiği, Konya Bölge Adliye Mahkemesi . .Hukuk dairesinde ... esas ... Esas sayılı dosyası ile istinafın esastan reddine karar verilerek temyiz edilmeden 26/04/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. İstinaf inceleme tarihi itibariyle konkordato kararı kesinleşmiş bulunmaktadır.

Bu halde mahkemece konkordatonun kısmen feshi için konkordatonun tasdiki kararının kesinleşmesi gerekmekte ise de yargılama esnasında bu eksiklik giderilerek kararın kesinleştiği görülmekle esasa girişilmiştir.

Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/10/2019 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamı ile konkordato davasının davacısı .... konkordato projesinin tasdikine, tasdik kararının gerekçeli kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin derhal (02/10/2019 tarihi itibariyle) bağlayıcı hale gelmesine, kayıt altına alınmış adi alacak niteliğindeki anapara borçları için 02/11/2019 tarihinden itibaren ödenmeye başlanmak üzere birer ay vade ile 48 eşit taksit halinde ödenmesine karar verildiği belirlenmiştir.

Konkordato davasına ilişkin tasdik edilen projeye göre davacının davalıdan olan adi alacağının 13.250 TL. olduğu, davalının davacıya 02/11/2019 tarihinden başlanmak üzere aylık 276,04 TL. ödeme yapmasının gerektiği belirlenmiştir.

Davalı vekilince kararın istinaf incelemesinin yapıldığı Konya Bam İlgili Hukuk Dairesi'nden konkordato ödeme planına ilişkin uyarlama talebinde bulunacaklarını ve bunun sonucunun beklenilmesini istediklerini bildirmiş ise de ;

Yargıtay 13. HD’nin 02/10/2006 gün ve 2006/8766 E. 2006/12860 K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, uyarlama kararı dava tarihinden ileriye dönük olarak sonuç doğuracağından, talepten önceki geriye dönük ödeme tarih ve miktarlarını değiştirmeyeceği gibi, ödenmemiş taksitlerin ödenmemiş olması hususunu da ortadan kaldırmayacağından yapılacak uyarlama başvurusunun sonucunun beklenilmesi talebi kabul edilmemesinin yerinde olduğu,

Dosya kapsamından davacının konkordato ödeme planı çerçevesinde 02/02/2020 tarihinden itibaren ödeme yapmadığı hususu itilaflı olmayıp bunun aksini iddia ve ispat etmediğinden davalının davacıya 02/02/2020 tarihinden itibaren konkordato ödeme planına uygun ödeme yapmadığı belirlenmiş olup, Davalıca da davacı anlaşma teklifi kabul edilmemiştir.

Davalının, korona virüs salgını ve ekonomik etkileri nedeniyle hakkaniyet prensiplerine göre ödeme yükümlülüklerinin yerine getirilemediğini, bu hususun dikkate alınmasına talep etmiş ise de;

2004 s. İİK'nun 285/1. maddesine göre, konkordato davalarının amacının, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçluların, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmesini veya muhtemel bir iflâstan kurtulmasını sağlamak olduğu, Davalının konkordato davasında da, konkordato projesi, davalının ödeme acziyeti ve konkordato şartları değerlendirilerek konkordato projesinin tasdik edildiği, konkordatoya ilişkin yasal düzenlemelerin ve konkordato kararı verilmesi usulünün dışına çıkacak ve konkordato davasında verilen kararı işlevsiz hale getirecek şekilde hakkaniyet gerekçesiyle davanın reddedilmesi talebi de yerinde görülmemesinin de usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.

Davacının, konkordatonun kendileri yönünden feshini isteme koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, kabul kararı verilmesi doğru olup, istinaf inceleme tarihi itibariyle de tasdik kararının kesinleşmiş olması dikkate alındığında davalının istinafı yersizdir.

HMK'nin 355. maddesinde, “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.” 353. maddesinde, “ (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; ... b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1)..., 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir.” düzenlemelerini içermektedir.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, ilk derece mahkemesinin kararında gerekçede hata yapıldığı gözetilerek, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılması ve yeniden hüküm tesis edilmesine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Davalı vekilinin istinaf talebinin gerekçede hata yapılması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE, Konya .....Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 17/02/2021 tarih, ...... Esas -...... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında hüküm tesisi suretiyle;

-Davacının davasının KABULÜ ile

1- Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün .... sicil sırasında kayıtlı davalı ...., Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/10/2019 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamı ile tasdik edilen ve aynı tarihte bağlayıcı hale gelen konkordatosunun, 2004 s. İİK'nın 308/e maddesi gereğince, davacının bu konkordato kararı ile kazanmış olduğu varsa yeni hakları muhafaza etmekle birlikte, davacı Akbank T.A.Ş. yönünden FESHİNE,

İlk Derece Yargılaması Yönünden;

2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 59,30 TL. maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 54,40 TL. harcın mahsubu ile kalan 4,90 TL. harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan 54,40 TL.'lik peşin harç dahil toplam 130,80 TL. yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Karar tarihinden sonra karar tebliği için yapılan 11 TL. yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,

6-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı vekilleri için 4.080 TL. maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK.nun 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen davacıya iadesine,

İstinaf Yargılaması Yönünden;

8-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davalı tarafa iadesine,

9-Davalı tarafından yapılan 162,10 TL harç ve 127,48 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

10-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, İİK m. 308/e gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE 07/09/2021