İş Sözleşmesinde "Başarı Primi": "Ödenecektir" İfadesi Garanti Ücret Anlamına Gelmez, İspat Yükü İşçidedir

13 Şubat 2026, 11:11 - 92

İş Sözleşmesinde "Başarı Primi": "Ödenecektir" İfadesi Garanti Ücret Anlamına Gelmez, İspat Yükü İşçidedir


Bu kararı Favorilerinize Eklemek veya Kopyalayabilmek için giriş yapın veya üye olun
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
2025/6889
2025/8144
2025-10-21





Özet:

  • Davacı çalışan, iş sözleşmesinde yer alan "yılda 4 kez başarı değerlendirme primi ödenecektir" hükmüne dayanarak ödenmeyen primlerini talep etmiş; yerel mahkeme bu ifadenin emredici olduğu gerekçesiyle talebi kabul etmiştir.

  • Yargıtay, ödemenin adının "başarı primi" olmasının onu şarta (başarıya) bağlı kıldığını, sırf sözleşmede "ödenecektir" yazdığı için bunun garanti bir ücret sayılamayacağını belirtmiştir.

  • Karara göre; başarı primine hak kazanıldığını ispat yükü işçiye aittir ve davacı somut bir başarı kanıtlayamadığı için prim talebi reddedilmelidir; karar bu nedenle bozulmuştur.

I. DAVA

Davacı asıl dava dilekçesinde; davalı Türkiye Atletizm Federasyonu (Federasyon) ile aralarında 15.07.2010 tarihli iş sözleşmesi imzaladığını, sözleşmenin 15/6 hükmünde, davalı işveren tarafından ücrete yıllık TEFE/TÜFE ortalamasının beş puan fazlası oranında zam yapılacağının kararlaştırıldığını, davalı işverenin sözleşmenin ilgili maddesi gereği bu yönde ya hiç zam yapmadığını yada eksik zam yaptığını, işbu sebeple işveren tarafından eksik ödeme yapıldığını, yine davalı ile akdedilen sözleşmede yılda dört kez ayrı ayrı olmak üzere net ücret tutarında prim ödemesi yapılması gerektiğinin hüküm altına alındığını, davalı işverenlik nezdinde çalışan sözleşmeli personele yol parası ödemesi yapıldığını, kendisine de bir müddet yol parası ödemesi yapıldığını ancak sonra bu ödemenin kesildiğini ileri sürerek fark ücret alacağı, ödenmeyen prim alacağı ile yol yardımı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, müvekkili Federasyonun eski başkanı tarafından görev süresini aşar şekilde ve etik kurallara aykırı olarak hareket edilerek davacının genel sekreterlik görevi için 10 yıl süreli sözleşme akdedildiğini, sözleşmeyi akdeden başkanın görev süresinin dört yıl olduğunu, federasyon eski başkanının yeni yönetimin sözleşme süresini bekleyerek sürenin dolmasından sonra davacı ile sözleşme yenilemediğini ve sözleşmenin kendiliğinden sonra erdiğini, davacının 15.07.2010 tarihinde Spor Genel Müdürlüğüne verdiği istifa dilekçesi ile genel sekreterlik görevinden istifa ettiğini, 1 gün sonra 16.07.2010 tarihinde Trabzon'da düzenlenen Avrupa Olimpik Gençlik Yaz Festivali organizasyonunda koordinatör olarak çalıştığını, davacının kötüniyetli olduğunu ve huzurdaki dava ile haksız kazanç elde etme amacında olduğunu, Federasyon tarafından davacıya kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını, davacının başkaca bir hak ve alacağı bulunmadığını, ücret alacağı iddiasının doğru olmadığını, davacıya ödemelerin sözleşmenin 15/6 hükmü uyarınca davalı işveren tarafından yıllık TEFE/TÜFE ortalamasının beş puan fazlası oranına uygun olarak yapıldığını, davacının prim ödemesini gerektirecek bir çalışmasının bulunmadığını prim alacağına hak kazanmadığını, davacının davalı Federasyon'da çalışırken ayrıca Futbol Federasyonunda çalışarak haksız kazanç elde ettiğini, davacının davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmede yol ücreti alacağının hüküm altına alınmadığını bu sebeple davacının yol ücreti alacağına da hak kazanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında bulunan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarına göre davacının davalı işveren nezdinde 8 yıl 9 ay 29 gün hizmet süresinin bulunduğu, 15.07.2010 tarihli belirli süreli iş sözleşmesinin 10 yıl süreli olduğu, sözleşmenin 15/6 hükmünde “iş bu sözleşmenin 1. yılından sonra her yıl için genel sekreterin net ücretine yıllık tefe/tüfe ortalamasının 5 puan fazlası oranında zam yapılacaktır. Ayrıca genel sekretere yılda 4 kez ayrı ayrı olmak üzere net ücret tutarında başarı değerlendirme primi ödemesi ödenecektir.” şeklinde düzenlemenin yer aldığı, sözleşmede belirtilen ücret zam oranlarının uygulanması hâlinde alması gereken ücret, ücret bordroları ile banka kayıtlarıyla karşılaştırılarak davacıya eksik ücret ödemesi yapılıp yapılmadığının tetkiki sonucu davacının bir kısım ödenmeyen bakiye ücret alacağının bulunduğunun anlaşıldığı, davaya ve ıslaha karşı süresinde ileri sürülen zamanaşımı def'i gözetilerek zamanaşımına uğrayan kısmın hesaplamadan dışlandığı, belirli süreli iş sözleşmesinin prim alacağı talebine dayanak maddesinde; ".. Ayrıca genel sekretere yılda 4 kez ayrı ayrı olmak üzere net ücret tutarında başarı değerlendirme primi ödemesi ödenecektir." ifadesinin yer aldığı, prim ödemesine ilişkin başkaca hüküm olmadığı gibi prim ödeme şartları açıklanmayıp yalnızca başarı primi ödemesi olarak ifade edildiği, her ne kadar prim nitelendirilmesi "başarı" primi olarak yapılsa da işçinin de vakıf olduğu bir başarı değerlendirme sisteminin bulunduğunun işveren tarafından ispatlanamadığı, sözleşme maddesindeki prim ödeme hükmünün ise "ödenecektir" ifadesi ile emredici nitelik taşıdığı ve ihtimalli bir ifadeye yer vermediği, davacının prim alacağına hak kazandığı kanaatine varıldığı, davalı Federasyonun çalışan diğer personele 2015/08 döneminden 2020 yılı sonuna kadar aylık net 90,00 TL yol parası ödemesi yapıldığının bildirildiği 10.10.2020 tarihli cevabi yazıdan yol yardımının işyeri uygulaması hâline gelmiş olduğunun anlaşıldığı, davacının yol ödemesinden neden ayrık tutulduğunun usulünce açıklanmadığı, davacının yol yardımı alacağına hak kazandığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre ve özellikle taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinin 15/6 hükmüne göre yıllık TEFE-TÜFE ortalamasının beş puan fazlası oranında zam yapılacağının kararlaştırıldığı ve davacının bakiye ücretinin 2015 yılından sonrasına ilişkin olduğuna dair kabulü nazara alındığında bu dönemden sonrasına ilişkin ücret alacağının eksiksiz ödendiğinin ispat edilemediği, davacıya yılda dört kez ayrı ayrı olmak üzere net ücreti tutarında başarı değerlendirme primi alacağı ödeneceğinin iş sözleşmesinde kararlaştırıldığı ve davacının çalışma süresi göz önünde bulundurulduğunda başarılı olmaması hâlinde sözleşmeyi fesih yetkisi bulunan ve ayrıca başarı performans sisteminin gereğinin yerine getirilmediğinin davalı tarafından ispat edilmemesi nedeniyle bu prim alacağının hüküm altına alındığı, davalı tanığı H.E'nin beyanı gözetildiğinde yol yardımının işyeri uygulaması hâline geldiği anlaşılmakla davalının istinaf itirazlarının yerinde görülmediği gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

1. Müvekkili Federasyonun davacıya ücret borcu bulunmadığı gibi dava tarihine kadar ihtirazı kayıt koymadan imza etmiş olduğu bordrolar da dikkate alındığında, ücretini tahsil eden davacının bu kapsamda hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, davacının ücretine itiraz ettiğine dair dosyaya somut bir delil sunamadığını, davacı çalışanın ücret ödemelerini tam ve eksiksiz ve dahi hak ettiğinden de fazlası şeklinde tahsil ettiğini,

2. Mahkemece hüküm altına alınan prim alacağının açıkça başarıya dayalı olduğunu, bu durumun sözleşme hükmünden de açıkça anlaşıldığını, davacının müvekkili nezdinde herhangi bir başarı göstermediği gibi bilakis aynı zamanda Türkiye Futbol Federasyonunda da aktif görev almak suretiyle dayandığı sözleşmeye aykırı hareket ettiğini,

3. Dava konusu sözleşmede yer alan prim davacıya mutlak şekilde ödenmesi gereken, koşulsuz bir ödeme olmayıp davacının başarı göstermesi şartına bağlı olduğunu, bu şartın ise gerçekleşmediğini ve böyle bir değerlendirme de yapılmadığını, davacının ne surette başarı gösterdiğini ispat edemediğini ve bu iddiasını somutlaştıramadığını,

4. Davacının yol yardımı alacağına da hak kazanmadığını, sözleşmesinde bu yönde bir hüküm bulunmadığını,

5. Dosyada mübrez bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden eksik incelemeyle karar verildiğini belirterek ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, davacının fark ücret, prim ve yol yardımı taleplerinin ispatı konusundadır.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Prim, çalışanı özendirici ve ödüllendirici bir ücret ödemesi olup işverence işçiye garanti edilmiş bir temel ücretin üzerine belirli bir usule bağlı olarak ödenen ek bir ücrettir.

Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, belirli süreli iş sözleşmesinin ilgili hükmüne dayalı olarak prim alacağı talebinde bulunmuş, Mahkemelerce sözleşmedeki maddenin lafzı ve davacının iş sözleşmesinin feshedilmemiş olması gerekçe gösterilerek talebin kabulü gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ne var ki iş sözleşmesinin 15. maddesinde, ".. genel sekretere yılda 4 kez ayrı ayrı olmak üzere net ücret tutarında başarı değerlendirme primi ödemesi ödenecektir." ifadesinin yer aldığı görülmekte olup madde metninde de açıkca belirtildiği üzere söz konusu alacak başarıya dayalı bir ödeme mahiyetindedir. Nitekim "başarı değerlendirme primi" adı altında düzenlenen bir alacağın hiç bir koşula bağlı olmaksızın mutlaka ödeneceği yönünde bir sonuca ulaşmak bizatihi alacağın başarı primi olma niteliğine aykırıdır. İş sözleşmesinde bu ödemenin "başarı değerlendirme primi" adı altında düzenlenmesi ancak davacı işçi tarafından başarı gösterilmesi hâlinde ödeneceğinin kabulünü gerektirmektedir. Bu durumda başarı göstererek prime hak kazandığını ispat yükü işçiye aittir.

Somut olayda davacı başarılı olduğu hâlde kendisine prim ödenmediğini kanıtlayamamıştır. Mahkemelerce salt sözleşme hükmündeki "ödenecektir" ibaresinden yola çıkılarak davacının ispatla yükümlü olmadığının kabulü usul ve kanuna aykırı olmuştur. Belirtmek gerekir ki iş sözleşmesinin işçinin performansının düşüklüğü nedeniyle feshi, geçerli bir sebep teşkil eder. Diğer taraftan belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce geçerli sebeple feshi mümkün olmayıp, sözleşme ancak haklı bir sebebin varlığı hâlinde feshedilebilir. Hâl böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince davacının başarısızlığına veya performansının düşüklüğüne rağmen işverence iş sözleşmesinin feshedilmeyip sürdürülmesinin, davacıya başarı primi ödenmesi gerektiği yönünde bir sebep olarak gösterilmesi de isabetli değildir.

Dosya içeriğine göre davacı tarafça iş sözleşmesinin devamı süresince kendisine başarı primi ödenmesi yönünde herhangi bir talep ileri sürülmediği gibi, prim ödenmediği yönünde bir itirazda da bulunulmamıştır. Kaldı ki davacı taraf, davalı işveren nezdinde ne tür bir başarı gösterdiğini, davalının hangi nedene dayalı olarak başarı primi ödemesi gerektiğini somut biçimde ortaya koyamamıştır.

Diğer taraftan davalı işverence davacının herhangi bir başarı göstermediği aksine davacı hakkında, davalı Federasyonun eski başkanının görevini kötüye kullanarak davacıyla on yıl gibi uzun bir süre için iş sözleşmesi akdederek, davalının malen zarara uğramasına sebebiyet verdikleri iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Savcılığına 2017/3159 soruşturma sayılı dosya ile suç duyurusunda bulunulduğu ileri sürülmüştür.

Belirtilen maddi ve hukuki olgular karşısında; iş sözleşmesi süresince başarı primi ödenmesi yönünde herhangi bir talepte bulunmayan davacı işçinin, davalı işveren nezdinde prime hak kazanacak bir başarı gösterdiği yönündeki iddiasını dosya kapsamına göre ispat edemediği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda dosya içeriğine göre yöntemince ispat edilemeyen prim alacağı talebinin reddi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

3. Dosya içeriğinde bulunan bir kısım ücret bordrolarında "sair ödeme" adı altında yer alan ödemelerin hangi alacağa yönelik olarak yapıldığının davalı tarafa açıklattırılarak, hüküm altına alınan alacaklardan mahsubu gerekip gerekmediğinin düşünülmemesi ayrıca hatalı olmuştur.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

KARARI YAZDIR


Aşağıdaki arama terimleri ile ilgili kararlara etiketlere tıklayarak ulaşabilirsiniz :
İş Hukuku Başarı Primi İspat Yükü Belirli Süreli İş Sözleşmesi Ücret Eki Sair Ödemeler Performans Değerlendirmesi
Bu kararı Favorilerinize Eklemek için giriş yapın veya üye olun

Bu kategorideki diğer İçtihatlardan bazıları