Trafik Kazası - Haksız Fiil - Yetkili Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No : 2020/1018
Karar No : 2020/4603
Karar Tarihi : 2020-12-23





MAHKEMESİ : İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 08/05/2018

NUMARASI : 2017/443 Esas 2018/193 Karar

Davacı ..... Turz. Taş. Yat. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ..... ..... tarafından, davalılar ..... ..... ve ..... ..... aleyhine 19/10/2017 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; 08/05/2018 günlü davanın usulden reddine ilişkin karara yönelik olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozma talep edilmesin üzerine kanun yararına bozma istemine ilişkin talebin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi kapsamında açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine dair verilen hüküm hakkında davacının başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesinde; dava konusu edilen ve karara bağlanan miktar, kararın verildiği tarih itibarı ile öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığından istinaf başvurusunun HMK'nın 352. maddesi uyarınca reddine kesin olarak karar verilmiştir.

Davacı vekili, olay tarihinde davalılardan ..... .....'in maliki olduğu diğer davalı ..... .....’in sevk ve idaresindeki araç ile müvekkili şirketin aracına çarptığını ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada davalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, kaza neticesinde müvekkili şirketin aracının hasar gördüğünü, araçta değer ve şirket için kazanç kaybı oluştuğunu, bu nedenle davalılar hakkında icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek davalı borçlular tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçluların icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.

İlk derece mahkemesince, davalıların dava konusu borca, fer'ilerine ve başlatılan icra takibindeki yetkiye süresi içerisinde itiraz ettiği, davalı-borçluların adresinin Kocaeli olması nedeniyle aynı yer İcra Dairelerinin mahkemelerinin yetkisi içerisinde olduğu, bu nedenle yetki itirazlarının yerinde olduğu, HMK’nın 6. maddesi gereğince davalıların son yerleşim yeri itibariyle usulüne uygun olarak yapılmış bir icra takibi bulunmadığı, itirazın iptali davalarının görülebilmesi için yetkili icra dairesinde takip yapılması gerektiği, bunun dava şartı olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesinde; dava konusu edilen ve karara bağlanan miktar, kararın verildiği tarih itibarı ile öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığından istinaf başvurusunun HMK'nın 352. maddesi uyarınca reddine kesin olarak karar verilmiştir.

Adalet Bakanlığının talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, kararın kanun yararına bozulmasını istemiştir.

İİK'nın yetkiyi düzenleyen 50. maddesinin birinci fıkrasında, “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur.” hükmü, 6100 sayılı HMK'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesinin birinci fıkrasında ise, "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü yer almaktadır. Aynı Kanun'un 16. maddesinde ise "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü düzenlenmiştir. Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda seçimlik hakka sahiptir.

Açılan davada, davacı şirketin malik olduğu araca davalının aracıyla tam kusurlu olarak çarpması neticesinde meydana gelen araçtaki değer kaybı ile şirketin gelir kaybının tazmini için yapılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiği belirtilerek itirazın iptaliyle inkar tazminatına karar verilmesinin talep edildiği, mahkemece icra takibinin yetkisiz yerde yapılması nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği ve kararın kesin olduğu anlaşılmıştır.

Somut olayda, davanın konusu trafik kazasından dolayısıyla haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Davaya konu olay Kartepe/Kocaeli'de meydana gelmiş olup davalıların yerleşim yeri adresi de Kartepe/ Kocaeli'dir. Davacının yerleşim yeri adresi ise Şişli/ İstanbul olup, davacı HMK'nın 16. maddesi gereğince seçimlik hakkını kullanarak zarar gören olarak kendi yerleşim yeri İstanbul İcra Dairesinde icra takibi yapmış ve aynı yer mahkemesinde itirazın iptali davası açmıştır.

Şu durumda mahkemece, davalı tarafın yetki itirazının reddi ile taraf delillerinin toplanıp işin esasına girilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile; 6100 sayılı HMK’nın 363. maddesi uyarınca İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08/05/2018 günlü 2017/443 Esas ve 2018/193 Karar sayılı hükmünün, hukuki sonuçlarına etkili olmamak kaydı ile kanun yararına BOZULMASINA; kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına ve dosyanın gereği yapılmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine 23.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.