Tasarrufun İptali Davasında Görev: Mutlak Ticari Dava Değil - Asliye Hukuk Görevli
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Esas No : 2024/172
Karar No : 2025/2379
Karar Tarihi : 2025-09-18
Özet:
Dava, davacı şirketin borçlu olan davalı şirketten alacağını tahsil edememesi üzerine, borçlunun TOKİ nezdindeki hak edişlerini başka bir firmaya devretmesinin muvazaalı (danışıklı) olduğu iddiasıyla açılan tasarrufun iptali davasıdır. Davacı, bu devir işleminin icra takibini sonuçsuz bırakmak amacıyla yapıldığını ileri sürerek zararının tazminini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi olan Asliye Ticaret Mahkemesi, söz konusu zararın TOKİ'nin kusurundan kaynaklanabileceğini ve davanın TOKİ'ye yöneltilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar vermiştir. Davacı taraf, yerel mahkemenin hem sorumluluk hukukuna hem de usul kurallarına aykırı karar verdiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, yaptığı incelemede davanın esasına girmeden önce "görev" konusunu ele almıştır. Mahkeme, tasarrufun iptali davalarının şahsi nitelikte olduğunu ve mutlak ticari dava sayılmadığını vurgulamıştır. Bu tür davaların görülme yerinin Asliye Ticaret Mahkemesi değil, Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak Bölge Adliye Mahkemesi, göreve ilişkin hususların kamu düzeninden olduğunu ve mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin görevsiz olduğu halde işin esasına girerek karar vermesini hukuka aykırı bulmuş ve kararı kaldırarak dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmek üzere iadesine kesin olarak karar vermiştir.
DAVANIN KONUSU : Tasarrufun İptali
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/05/2023 tarihli, 2023/274 Esas 2023/387 Karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmuş olmakla dosya incelendi.
KARAR
Davacı ... Yol Yapı İnşaat Taahhüt İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, davalılardan ... İnşaat Taahhüt Ticaret İthalat İhracat Limited Şirketi'nden olan alacağının tahsili için borçlu şirket hakkında Van 1. İcra Müdürlüğünün 2018/16621 Esas sayılı takip dosyasıyla başlatılan icra takibinin kesinleştiğini ve TOKİ nezdinde doğan alacakları üzerine haciz işlemi uygulandığını ancak 16/10/2019 tarihli ve davalı şirketler arasında yapılan "Yüklenici Devir Sözleşmeleri" nedeniyle TOKİ tarafından davalı ... İnşaat'ın TOKİ nezdinde doğan hak edişleri üzerine haciz uygulanma işlemine son verildiğini ancak davalı ... İnşaat Taahhüt Limited Şirketinin "Van Defterdarlığı Hizmet Binası ve Lojman Binası ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İnşaat İşi" ile ihale kapsamında yaptırılmasına karar verilen diğer imalat işlerinin yüklenicisi olduğunu, sözleşmenin bu davalı ile iş sahibi TOKİ arasında düzenlendiğini, daha sonra yapılan sözleşmeler ile yüklenici sözleşmelerinin her iki davalı şirketten oluşan iş ortaklığına devrinin muvazaalı olduğunu, aslında yapılan devir işleminin sözleşmeye katılma niteliğinde bulunduğunu, bu sebeple davalılar arasında yapılan yüklenici devir sözleşmelerinin muvazaalı olduğunun tespiti ile bu sebeple icra dosyasındaki tahsil edilemeyen müvekkili alacağı nedeniyle oluşan zararının davalılardan tahsiline karar verilmesi istemiştir.
Davalı ... Mimarlık Müteahhitlik İnşaat Malzemeleri Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, devir tarihi itibariyle yüklenici lehine herhangi bir hak veya alacak doğamayacağından şirket ile diğer davalı ... İnşaat arasında akdedilen iş ortaklığının da idare nezdinde bir alacağı kalmadığını, diğer davalı şirket ile aralarında herhangi bir ticari veyahut hukuki bir bağlantı bulunmadığını, daha önce hiçbir bağlantısı bulunmayan iki şirketin TOKİ hak ve alacaklarını bilmesinin mümkün olmadığını, davacıya karşı muvazaada bulunmasında herhangi bir yararının olmadığını, iş ortaklığında sözleşmeyi %50 devralan şirketin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığı, şirketin devralan yüklenici konumunda olduğu ve devir sözleşmesi ile açıkça üstlenmediği sürece devralan yüklenicinin sorumluluğu bulunmadığını iddia ederek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... İnşaat Taahhüt Ticaret İthalat İhracat Limited Şirketi, cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Mahkemece, davacı alacaklı şirket, haciz nedeniyle borçlu şirketin hak edişlerden kaynaklı alacaklarının, TOKİ tarafından kasıtlı olarak icra dosyasına aktarmadığını ve bu nedenle maddi zararının oluştuğunu iddia etmesine göre söz konusu zararın TOKİ'nin kusurundan kaynaklı olduğunu kanıtlamak kaydıyla, TOKİ'den isteyebileceği, TOKİ ise öyle bir ödeme yapmak zorunda kalırsa davacıya yapmak zorunda kaldığı ödemeyi, açacağı bir dava ile Adi Ortaklığı oluşturan şirketlerden rucüen isteme hakkına sahip olduğu gerekçeleri ile adi ortaklığı oluşturan şirketler aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, dava dilekçesini yineleyerek yerel Mahkemenin davanın reddi kararında ... Mimarlık Şirketinin sorumluluk durumuna ilişkin bir tartışma yapılmamış olmasının hatalı olduğunu, Mahkemenin tefrik kararının, muvazaalı işlemin tüm taraflarına karşı ileri sürülen iddiaların birlikte değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin usul hukuku kurallarına, yeknesaklık ilkelerine açıkça aykırı olduğunu, davada ileri sürülen taleplerin diğer davada verilecek kararı etkileyecek olması durumunda bu davaların birlikte görülmesi gerektiğini ayrıca yerel Mahkemece verilen kararda aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin de hatalı olduğunu bu yönüyle de kararı istinaf ettiklerini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Dava, TBK'nin 19. maddesi gereğince açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi ve İcra İflas Kanunu'nun 277. ve devamı maddelerinin kıyasen uygulanması istemiyle açılan tasarrufun iptali davalarında, alacağın tamamının ya da bir kısmının tahsiline olanak bırakmamak amacıyla borçlu tarafından yapılan tek taraflı hukuksal işlemlerle, borçlunun amacını bilen veya bilmesi gereken kimselerle yapılan bütün hukuksal işlemlerin hükümsüzlüğünü sağlamak ve bu yol ile alacağı tahsilinin amaçlandığını, iddianın sabit olması halinde davacı, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını alma yetkisini elde eder, tasarruf konusu taşınmaz mal ise davalı, üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). İptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte Kanundan doğan bir dava olup tasarrufa konu malların aynı ile ilgili olmadığı gibi tarafların tacir olmasının da görev hususunun belirlenmesine de doğrudan bir etkisi yoktur.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında, tasarrufun iptali davaları mutlak ticari dava niteliğinde olmayıp şahsi nitelikte ve borçlunun tasarruflarına yönelik bulunduğundan asliye hukuk mahkemelerinin görevine girmektedir.
Öte yandan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden itibaren açılan davalarda artık asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki işbölümü değil görev ilişkisidir.
Somut olayda davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonra 04/09/2020 tarihinde TBK'nin 19. maddesine dayanılarak açılmış olduğu anlaşıldığından görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Nitekim bu husus HGK 2014/17-2389 E- 2016/129 karar sayılı kararında da benimsenmiştir. O halde Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken ana dosyadan tefrik kararı da verilmek suretiyle işin esasının incelenmesi doğru olmamıştır.
O halde Mahkemece eldeki tasarrufun iptali istekli davada davalı borçlu ile borçlu ile tasarrufta bulunan 3. kişiler arasında zorunlu dava arkadaşlığı olduğu da gözetilerek gerekirse yeniden ana dosya ile birleştirme kararı verilmesi sonrasında ise görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğu dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Hâl böyle olunca göreve ilişkin hususların kamu düzenine ilişkin olduğu gözetilerek ilk derece Mahkemesince verilen kararının 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a-3.maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın görevli ve yetkili asliye hukuk mahkemesinde görülmesi yönünde görevsizlik kararı verilmesi için aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile,
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/05/2023 tarihli, 2023/274 Esas 2023/387 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a-3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Yukarıda açıklanan nedenler uyarınca görevin re'sen nazara alınması gerektiğinden, dosyanın kararı veren Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, şimdilik sair hususların incelenmesine yer olmadığına,
3-Davacıdan alınan istinaf harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin nihai kararla birlikte ilk derece Mahkemesince nazara alınmasına,
5-6100 sayılı HMK'nin 359/3. maddesi uyarınca Dairemiz kararının tebliği işlemlerinin ilk derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK’nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/09/2025