Sürücünün Alkollü Olması - Hasar - Teminat Kapsamı
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi
Esas No : 2016/12186
Karar No : 2019/5678
Karar Tarihi : 2019-05-08





Özet:

  • Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, sigortacıya düşmektedir.
  • Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. 

- K A R A R -

Davacı vekili; 28.07.2011 tarihinde davacı ... şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı ve davalının maliki olduğu aracın (ihbar olunan) sürücüsünün alkollü ve tam kusurlu olması nedeniyle meydana gelen kaza neticesinde, davacı tarafından zarar gören araç malikine 5.500,00 TL hasar tazminatının ödendiğini ve bu tazminatın rücuen tahsili amacıyla sigortalı araç maliki davalı aleyhine icra takibinin başlatıldığını belirterek icra takibine yapılan haksız itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; görev itirazında bulunduklarını, davacının dava dışı sürücünün alkollü olmasına dayanarak kazanın gerçekleştiğine dair iddiasının gerçek dışı olup rizikonun teminat dışında kalması için sürücünün alkollü olmasının yeterli olmayıp kazanın münhasıran alkolün etkisinde oluştuğunun da ispatı gerektiğini ve davanın dava dışı sürücüye ihbar edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, davacının davalıdan toplam 6.447,62 TL alacaklı olduğunun tespiti ile davalının ... İcra Müdürlüğü'nün 2013/3151 sayılı takip dosyasına yaptığı vaki itirazın iptali ile takibin 6.447,62 TL üzerinden devamına, 5.500,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlar göz önünde tutularak avans faizi uygulanmasına, davacı lehine davalı aleyhine toplam alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş; hüküm davalı vekili ve ihbar olunan tarafından temyiz edilmiştir.

1-... ihbar olunan sıfatı ile davada yer almış olup, dava ihbar olunan ..., davanın tarafı olmadığı gibi aleyhine hüküm de kurulmadığından, kararı temyizde hukuki menfaati yoktur. Bu nedenle, ihbar olunan ...'ın temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.

2-Dava, ZMSS poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat alacağına dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir.

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında sigortacının rücu hakkı, 2918 sayılı KTK'nın 95/2 maddesi ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında düzenlemeye tabi tutulmuştur. ZMSS Poliçe Genel Şartlarının 4. maddesinde düzenlenen ağır kusur veya kasıt hali, oto yarışına katılma, ehliyetnamesiz motorlu araç kullanmak, uyuşturucu veya alkollü olarak araç kullanmak, istiap haddinin aşılması, aracın çalınması veya gasp edilmesinde işleteninin kusuru gibi haller sigortacının sigortalısına rücu sebeplerindendir.

Somut olayda, trafik kazası sonrası tutulan kaza tespit tutanağında sürücünün alkollü olduğuna veya oranına ilişkin bir belirleme bulunmamakta olup dosya kapsamında sadece Zara Devlet Hastanesi'nin 28/07/2011 tarih ve 28519 numaralı ... adına düzenlenmiş haricen koklamakla alkol(+) olduğunun belirtildiğine ilişkin adli rapor mevcuttur.

Mahkemece aldırılan Adli Tıp Kurumu Beşinci Adli Tıp İhtisas Kurulu’nca düzenlenen 10.08.2015 tarihli raporda da hekim raporundaki koklamakla alkollü olduğu ifadesinin alkol ölçümü ile desteklenmediğinden cihetle ...'ın olay anında alkollü olup olmadığı, alkollü ise alkolün düzeyi ve kişi üzerindeki etkilerinin neler olduğu hususlarında yorum yapılamadığı bildirilmiş; yine ceza dosyasında sürücü ...'ın alkollü iken trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işlediğine dair somut ve her türlü şüpheden uzak delillerin bulunamadığından hakkında beraat kararı verilmiş ve bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Mahkeme ise alınan kusur raporlarına dayanarak sürücü ...'ın kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu belirlemeleri doğrultusunda sürücünün alkollü olsa da olmasa da kusurlu hareketiyle kazaya sebep olduğu, KTK'na muhalefet ettiği, dava dışı sürücünün tamamen kusurlu olduğu, davalının da maliki bulunduğu aracın verdiği zarardan sürücünün kusuru oranında sorumlu olacağından dava konusu olayda rücuen tazminat şartları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, 6762 sayılı TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.

Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir

Bu durumda mahkemece tüm bu hususlar göz önünde tutularak alkolün tespitine yönelik tetkikin yapılmadığı, alkolün düzeyine bağlı olarak şahıstaki etkilerini değerlendirilebilecek bir raporun da dosya içerisinde mevcut olmadığının anlaşıldığı ve ceza mahkemesinin, olayın oluş biçimine ilişkin tespiti ve TBK'nun 74. maddesi gereğince bu tespitteki maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı hususları gözetilerek İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kuruluşlardan seçilecek iki trafik uzmanı ve bir nörolog bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamı dikkate alınmak suretiyle, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da kazada etkili olup olmadığının tespiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ihbar olunan ...'ın temyiz dilekçesinin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ve ihbar olunan ...'a geri verilmesine 08/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.