Özet:
Tüketici ile ticari amaçla hareket eden satıcı arasındaki konut satış sözleşmeleri tüketici işlemi sayılır ve Tüketici Mahkemeleri görevlidir
Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen (kendiliğinden) dikkate alınmalıdır
İhtiyati tedbir kararları HMK 390/1 uyarınca asıl davanın görüleceği görevli ve yetkili mahkemeden talep edilmelidir
Görevsiz bir mahkemenin ihtiyati tedbir talebini esastan (yaklaşık ispat şartı vb.) inceleyerek reddetmesi usule aykırıdır
Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin yanlış gerekçeli kararını kaldırarak görevsizlik nedeniyle talebin reddine kesin olarak karar vermiştir
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen karara karşı, süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dava dosyası incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 02/09/2023 tarihinde davalı ...nden ... parselde yapılacak olan binanın en üst katın bir altındaki daireyi satın almak üzere 2.050.000,00-TL karşılığında anlaşarak yazılı bir şekilde sözleşme yapıldığını, işbu daire davalı şirket ile dava dışı üçüncü kişiler arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince davalı müteahhit şirkete isabet eden kısmın satışı olduğunu, müvekkilinin sözleşme tarihi olan 02/09/2023 tarihinde 1.500.000,00-TL değerindeki aracını satın aldığı dairesinin karşılığında davalıya noterde satış olarak gösterdiğini, bu satış sonrası herhangi bir şekilde müvekkiline para ödenmediğini, aracın tutarı daire karşılığı anlaşılan 2.050.000,00-TL'den mahsup edilerek bu hususun da sözleşmeye yazıldığını, bunun haricinde müvekkili sözleşme tarihi olan 02/09/2023 tarihinde ayrıca 150.000,00-TL nakit ödediğini, kalan 400.000,00-TL'nin daire tesliminde ödeneceği konusunda tarafların anlaşmaya vardığını, dairenin teslim tarihi 02/10/2024 olarak tarafların anlaştığını, teslim tarihi geçmesine rağmen daire teslim edilmediğini, davalı müteahhit şirket inşaata başlayamamış ve taraflarınca haricen öğrenilen bilgiye göre arsa sahipleri başka bir müteahhitle anlaştığını, dolayısıyla davalı şirket daireyi tamamlamadığı gibi tamamlamasının da mümkün olmadığını, dolayısıyla davalı şirketin inşaata başlayamaması, arsa sahiplerinin başka bir müteahhit ile anlaşması ve müvekkilinin ödediği miktar nedeniyle mağduriyeti de göz önünde bulundurularak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve zararlarına karşılık şimdilik 100,00-TL'nin davalıdan tahsilini ve davalı şirketin malları üzerine ihtiyati tedbir kararı konulmasını talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Mahkemece 07/11/2024 tarihli Ara Kararla; "(...) HMK'nın 390/3. Maddesi uyarınca ise tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Anılan yasal düzenlemeler dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve davanın mahiyetine göre davacının ihtiyati tedbir kararı verilebilmesini gerektirir derecede haklılığını yaklaşık ölçüde ispat edelemediği gibi hakkın elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkansız hale geleceği veya gecikme nedeniyle bir sakınca ya da ciddi bir zararın doğacağına dair yeterli delil bulunmadığı, talep konusunun yargılamayı gerektirdiği ve doğrudan uyuşmazlık konusu olmadığı, davanın alacak istemine ilişkin olduğu anlaşılmakla HMK'nın 389/1. maddesindeki şartların oluşmadığı sonucuna varıldığından (...)" gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEBİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile özetle; teslim tarihinin taraflarca kararlaştırılmasına rağmen süresinde teslimin gerçekleşmediğini, davalının mal kaçırma hazırlığında olduğunu öğrendiklerini, ödenen meblağ gözetildiğinde müvekkilinin mağduriyet içinde bulunduğunu beyanla istinaf talebinde bulunmuştur.
GEREKÇE :
Dava, ön ödemeli konut satış sözleşmesine istinaden satın alınan konutun teslim edilmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini ve ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece talebin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiş, karar, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
Dosyada mevcut 02/09/2023 tarihli sözleşmenin ve 02/09/2023 tarihli Araç Satış Sözleşmesinin incelenmesinde; sözleşme konusu bağımsız bölümün 2.050.000,00-TL bedel karşılığında davalı tarafından davacıya satışının yapıldığı anlaşılmıştır.
6502 Sayılı Kanun'un 3. maddesinde "ı) Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,
i)Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,
k)Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,
l)Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi," ifade eder hükmü ile,
73. maddesinde "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." hükmü bulunmaktadır.
Davanın dayanağı taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin niteliği itibariyle davacının tüketici sıfatını taşıması taraflar arasındaki işlemin tüketici işlemi niteliğinde olması nedeniyle, davaya bakma görevi 6502 sayılı Kanun'un 73. maddesi gereğince Tüketici Mahkemesine aittir.
İhtiyati tedbirin şartlarına ilişkin olarak 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesi mevcuttur.
Aynı Kanun'un 390/1 maddesinde ise; "İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğu gibi, HMK'nın 114. maddesine göre aynı zamanda dava şartıdır ve taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir.
Hal böyle olunca davacının ihtiyati tedbir talebinin mahkemenin görevsiz olduğu dikkate alınarak reddi gerekirken yukarıda yer alan gerekçe ile reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, istinaf olunan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve düzeltilerek yeniden karar verilmesi HMK'nın 353/1-b.2 maddesinin hükmü gereğidir.
HÜKÜM : Gerekçesi ve ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf talebinin KABULÜNE,
2-Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 07/11/2024 tarih, 2024/742 Esas sayılı Ara Kararının KALDIRILMASINA,
3-İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve karar harçlarının talep halinde iadesine,
5-Davacı tarafından yapılan toplam 487,00-TL istinaf yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Davalı istinaf gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine;
Dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 26/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
