Müşterek Çocuk Yönünden Talep Edilen Tedbir Nafakası Takdirinde Ayrı Yaşamakta Haklılık Olgusu Aranmaz
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
Esas No : 2019/1416
Karar No : 2020/276
Karar Tarihi : 2020-03-05





Özet:

Müşterek çocuğa fiilen bakan ana veya baba, ayrı yaşamakta haklı olsun olmasın diğer eşten çocuk adına nafaka isteyebilir. Müşterek çocuk yönünden talep edilen tedbir nafakası takdirinde ayrı yaşamakta haklılık olgusu aranmaz, çocuğun kiminle kaldığı ve kimin tarafından bakıldığı nazara alınır. Tarafların ayrı yaşadıkları, müşterek çocuğun anne yanında yaşadığı, ilk derece mahkemesince kadının bakımındaki ergin olmayan çocuk için tedbir nafakasına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı açıktır. Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına, çocuğun yaşı, beslenme, giyim, eğitim gibi bireyin maddî varlığını geliştirmek için zorunlu ihtiyaçlarına nazaran takdir edilen nafaka miktarı da hakkaniyet ilkesine uygundur.

Davacı vekili 27/08/2018 tarihli dava dilekçesi ile; davalı ile müvekkilinin evli olduklarını, bir müşterek çocuklarının bulunduğunu, davalının müşterek haneyi terk ederek gittiğini ve eve dönmediğini, davalının doktor olduğunu ve lüks bir yaşam sürdüğünü, müşterek çocuğun müvekkilinin yanında yaşadığını ihtiyaçlarının müvekkili tarafından karşılandığını, bu nedenle müşterek çocuk için aylık 4.000 TL müvekkili lehine de aylık 3.000 TL tedbir nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi ile; taraflar arasındaki geçimsizliğin sebebinin davacının ve ailesinin kusurlu tutum ve davranışlarından kaynaklandığını, davacının babasının müvekkiline saldırdığını, davacının bu duruma seyirci kaldığını, davacının babasının mutfaktan bıçak alarak müvekkiline hitaben "seni asarım, keserim, kulağını keserim" dediğini, müvekkilinin tüm bu huzursuzluklardan sonra evden ayrılmak zorunda kaldığını, müvekkilinin müşterek haneyi keyfi ve nedensiz bir şekilde terk etmesinin söz konusu olmadığını, davacının anne ve babasının yönlendirmesiyle hareket ettiğini, davacının müvekkiline ağza alınmayacak hakaret ve küfürler ettiğini, davacının … Bankasında çalıştığını en az aylık 4000 TL gelirinin olduğunu, davacının ve müşterek çoçuğun ihtiyaçlarının müvekkil tarafından sağlandığını, davacının kendisi ve müşterek çocuk için talep ettiği nafaka miktarının fahiş olduğunu, müvekkilinin talep edilen nafakaları ödeyecek durumunun bulunmadığı belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesince; davacı kadının, ailesi ve eşi arasındaki dengeyi sağlayamadığı buna karşılık da davalı erkeğin çıkan tartışma sonucunda evden ayrıldığı, evlilik birliğinin tarafına yüklediği yükümlülükleri yerine getirmediği, TMK'nun 197.maddesi uyarınca davacı kadının tedbir nafakası talebinin müşterek çocuk yönünden haklı olduğunu, ancak yapılan soruşturma toplanan delillerden, davacı kadının bankada çalıştığı aylık düzenli bir gelirinin bulunduğu gerekçesiyle, davacı kadının kendisi için tedbir nafakası talebinin reddine, müşterek çocuk için tedbir nafakası talebinin kısmen kabulü ile, müşterek çocuk … için dava tarihinden geçerli olmak üzere aylık 2.000TL tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili süresinde verdiği istinaf dilekçesi ile; müşterek çocuk için hükmedilen nafakanın az olduğunu, tarafların gelir durumunun yanlış değerlendirildiğini, davacının nafaka talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalının doktor olup 19.000 TL gelirinin olduğunu, evi terk edenin davalı olduğunu, davalının, eşi ile birlikte yapması gereken tüm işleri müvekkilinin tek başına yaptığını, müvekkilinin nafaka talebinin reddine karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, müşterek çocuk için hükmedilen nafaka miktarının artırılarak 4.000 TL olarak belirlenmesi ve düzenli olarak her ay başı hangi banka hesabına ödeneceği ve ne zaman ödeneceği hususlarına açıklık getirilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili süresinde verdiği istinaf dilekçesi ile; ilk derece mahkemesinin davacı kadının kendisi için tedbir nafakası talebinin reddine ilişkin hükmün usul ve yasaya uygun olduğunu, mahkeme kararının bu kısmını istinaf etmediklerini, müşterek çocuk için hükmedilen tedbir nafakası miktarının yüksek olduğunu, müşterek çocuğun 2,5 yaşında olduğunu, hükmedilen tedbir nafakasının müvekkilinin maddi gelirine göre çok fazla olduğunu, müvekkilinin müşterek çocuğa bir bakıcının bakmasını istediğini, davacı tarafın ısrarla davacının anne ve babasının bakmasını istediğini, davacının anne ve babasının her olaya müdahil olduğunu, davacının anne ve babasının yönlendirmesiyle hareket ettiğini, müvekkilini evden kovduğu için müvekkilinin müşterek haneden ayrılmak zorunda kaldığını, müvekkilinin eş ve baba olarak davacı eşinin ve müşterek çocuğunun maddi ve manevi tüm ihtiyaçlarını elinden geldiğince karşıladığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının müşterek çocuk için hükmedilen tedbir nafakası yönünden kaldırılmasını bu talebin reddine karar verilmesini aksi halde tedbir nafakasının azaltılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE:

Dava; ayrı yaşamakta haklılığa dayalı kadın ve yanında bulunan çocuk için tedbir nafakası ( TMK m, 197) istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı, davacı vekili, davacı kadının reddedilen tedbir nafakası, müşterek çocuk için hükmedilen tedbir nafakasının miktarı ve infazı yönünden, davalı vekili ise kusur belirlemesi ve müşterek çocuk için hükmedilen tedbir nafakası yönünden süresinde istinaf talebinde bulunmuştur

İstinaf kanun yolu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ila 361. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, ''İncelemenin Kapsamı'' başlığını taşıyan 355. maddede de düzenlendiği üzere; inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.

TMK’nın 195. maddesi uyarınca, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır. Aynı yasanın 197.maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.

Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.

Buna göre, davacının ayrı yaşamada haklı olup olmadığının araştırılması ve "ayrı yaşamada haklılık" olgusunun kanıtlanması gerekir.

Tedbir nafakasında eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katkıda bulunmaları gerekir (TMK Md. 186/son).Nafaka isteyen eşin ekonomik durumunun, nafaka talep edilen eşten daha iyi olması veya nafaka isteyen eşin çalışması nafaka talep edilen eşin tedbir nafakası yükümlülüğünden kurtarmaz. Ortak giderlere (elektrik, su, telefon, kira, yakıt parası vs.) katılma yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırmaz. Bu durum sadece nafaka miktarının takdirinde etkili olabilir. Nafaka isteyen eşe "hakkaniyet" ilkesine uygun bir nafakaya hükmedilir (TMK.m 4).

Hakim, eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat standardını ayrı yaşamaları halinde de korunması gerektiğini gözetmelidir.

Ayrıca, Türk Medeni Kanununu 327/1 maddesine göre, çocuğun bakımı eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından sağlanır. Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder( TMK m. 328/1)Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerlerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir( TMK madde 329/1)

Yukarıdaki kanuni düzenlemeler ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesince davacı kadının ailesinin, sürekli çocuğa bakmasından dolayı evde olduğu bu durumun geçimsizlik oluşturduğu, davacı kadının ailesi ve eşi arasındaki dengeyi sağlayamadığı buna karşılık da davalı erkeğin tartışma sonucunda evden ayrıldığı, evlilik birliğinin tarafına yüklediği yükümlülükleri yerine getirmediği, Türk Medeni Kanunu’nun 197. maddesi uyarınca davacı kadının tedbir nafakası talebinin müşterek çocuk yönünden haklı olduğu ancak davacı kadının aylık düzenli bir gelirinin bulunduğu gerekçesiyle kadının kendisi için tedbir nafakası talebinin reddine karar verilmiştir. Toplanan delillerle, ilk derece mahkemesince de kabul edilen ve gerçekleşen tarafların kusurlu davranışlarına göre davacı kadının ayrı yaşamakta haklı olduğu anlaşılmaktadır. Ancak ilk derece mahkemesince, davacı kadının çalışıp gelirinin bulunması sebebiyle tedbir nafakasına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle talebinin reddine karar verilmiş ise de kadının gelirinin olması, erkeğin ortak giderlere katılma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bu durum sadece nafaka miktarının takdirinde etkili olabilir. Zira, evlilik birliğinin korunması ve devamını sağlamak için, eşlerin asgari ölçüde uyması gereken bazı yükümlülükler ve karşılamaları gereken bazı ortak giderler mevcuttur. Bu halde, davacı kadının bu hususa ilişkin istinaf talebinin kabulüne davacı kadın lehine takdiren aylık 1000 TL tedbir nafakasına hükmedilmesine karar vermek gerekmiş, davalının kusur belirlemesine yönelik istinaf talebi ise yerinde görülmemiştir.

Müşterek çocuğa fiilen bakan ana veya baba, ayrı yaşamakta haklı olsun olmasın diğer eşten TMK.'nun 197/son, 327 ve 329.maddeleri gereğince çocuk adına nafaka isteyebilir. Müşterek çocuk yönünden talep edilen tedbir nafakası takdirinde ayrı yaşamakta haklılık olgusu aranmaz, çocuğun kiminle kaldığı ve kimin tarafından bakıldığı nazara alınır. Bu durumda tarafların ayrı yaşadıkları, müşterek çocuk 14/04/2016 doğumlu …’ın davacı anne yanında yaşadığı, ilk derece mahkemesince davacı kadının bakımındaki ergin olmayan çocuk … için tedbir nafakasına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına, çocuğun yaşı, beslenme, giyim, eğitim gibi bireyin maddî varlığını geliştirmek için zorunlu ihtiyaçlarına nazaran takdir edilen nafaka miktarı da TMK 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesine uygun olduğu, hükmün açık ve infazının da mümkün olduğu anlaşılmakla tarafların buna yönelik istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.

Sonuç olarak davacının kendisinin reddedilen tedbir nafakasına yönelik istinaf talebinin HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulüne, davacının sair, davalının tüm istinaf taleplerinin esastan reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

A/1-Davacının reddedilen tedbir nafakasına yönelik istinaf talebinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KABULÜNE, davacının sair, davalının ise tüm istinaf taleplerinin 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Kayseri 6. Aile Mahkemesinin 04/12/2018 Tarih … Esas … Karar sayılı ilamının tamamının KALDIRILMASINA,

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-2. maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;

Davanın KISMEN KABULÜ İLE,

1-Dava tarihinden itibaren başlamak üzere davacı lehine aylık 1000 TL, müşterek çocuk lehine aylık 2000 TL tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

2-Alınması gerekli 409,68TL harçtan peşin alınan 273,12 TL harcın mahsubu ile bakiye 136,56 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından ilk dava açılırken yapılan 35,90TL başvuru harcı, 273,12 TL peşin harç, 70 TL posta gideri olmak üzere toplam 379,02 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine

4-Davacı yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 5.400,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

6-Taraflarca yatırılan ve arta kalan avansın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa mahkemesince iadesine,

A/2-Davacı tarafından yatırılan nispi istinaf karar ve ilam harcının davacıya iadesine

A/3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf kanun yoluna başvuru harcı 98,10 TL, posta gideri 48,00 TL olmak üzere toplam 146,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine

A/4- Davalının istinaf aşamasında yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına

A/5-Hukuk Muhakameleri Kanununun 27 ve 359/3 maddeleri gereğince kararın ilk derece mahkemesince tebliğe çıkartılmasına,

A/6-Hukuk Muhakemeleri Kanununun (20/07/2017 tarih 7035 sayılı kanunda yapılan değişiklik) 302/5 maddesine göre; "Kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimler de ilk derece mahkemesince yapılır" hükmü gereğince dosyanın kesinleşme şerhi ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/03/2020