Köy Minibüsünde Kaza Geçiren ve Sakat Kalan Öğretmen Tazminat Talebinde Bulunabilir Mi
Danıştay İdari Dava Daireleri
Esas No : 2020/207
Karar No : 2020/1672
Karar Tarihi : 2020-09-30





Özet:

Uyuşmazlığa konu olayda, davalı idare tarafından eğitim hizmetinin sürekliliğini sağlama amacıyla asıl görev yerinden başka bir yerde süre belirlenmeksizin geçici olarak görevlendirilen ve bu suretle diğer görevlilere nazaran ilave riske katlanan davacılardan ...'ın bu görevi ifa etmek üzere gittiği Petekkaya Köyünden ikamet ettiği ilçe merkezine dönmek için bindiği köy minibüsünün karıştığı trafik kazası neticesinde ağır yaralanıp sürekli surette vücut fonksiyonlarının %96'sını yitirdiği tartışmasız olup, idarenin bu zararın oluşumunda doğrudan bir katkısı bulunmamakla birlikte, eğitim hizmetinin içinde nitelendirilebilecek taşıma faaliyeti sırasında meydana gelen zararların idarece kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerektiği sonucuna varılmıştır.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacılardan ...'ın Diyarbakır İli, Çermik İlçesi, ... Köyü İlköğretim Okulu öğretmeni iken, geçici olarak görevlendirildiği ... Köyü İlköğretim Okulundan evine döndüğü sırada bindiği köy minibüsünün karıştığı kaza nedeniyle yaralanıp vücut fonksiyonlarının % 97'sini kaybettiğinden bahisle uğranıldığı iddia edilen ... için 100.000 TL maddi ve ... için 30.000 TL manevi, ... ve ... 'ın her biri için 15.000 TL manevi, ..., ..., ..., ... ve ...'ın her biri için 7.000 TL manevi olmak üzere toplamda 195.000 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;

Davacılardan ...'ın köy minibüsü ile ilçe merkezine giderken meydana gelen trafik kazası sonucu ağır yaralandığı, trafik kazasının tamamen idarenin çalışanı olmayan 3. kişi durumundaki araç sürücülerinin kusuru sonucu meydana geldiği, idarenin yürüttüğü herhangi bir kamu hizmeti sonucu zararın oluşmadığı, uğranıldığı ileri sürülen zararın davalı idarenin herhangi bir eylem veya işleminden kaynaklanmadığı, zararın doğumu ile idarenin işlemi veya eylemi arasında nedensellik bağının kurulamadığı, zarara yol açan kazanın davacılardan ...'ın Diyarbakır ili, ... ilçesi, ... Köyü İlköğretim Okulu Öğretmeni iken geçici olarak görevlendirildiği ... Köyü İlköğretim Okulundan evine dönüşü sırasında meydana gelmesinin de nedensellik bağının kurulabilmesi için yeterli olmayacağı, dolayısıyla hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk esaslarına göre davalı idarenin tazmin sorumluluğunun bulunmadığı,

Tazmini istenilen zarara yol açan trafik kazası ile yürütmekle yükümlü olduğu eğitim ve öğretim hizmeti arasında nedensellik bağı kurulamayan davalı idarenin, eğitim-öğretim hizmetleri dışında idareye tamamen yabancı üçüncü kişilerin eyleminden doğduğu anlaşılan zarardan sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı, bu nedenle davacıların tazminat talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 23/10/2015 tarih ve E:2012/6431, K:2015/4540 sayılı kararıyla;

İdarenin kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olduğu, idari eylem veya işlemlerden doğan zararların idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğince tazmin edildiği,

Kusursuz sorumluluğun kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayandığı ve kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede sorumluluk türü olduğu, başka bir anlatımla idarenin yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince tazminle yükümlü kılındığı, bu çerçevede kamu görevlilerinin görevlerini yaparken, görevleri nedeniyle uğramış oldukları zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerektiği,

Kamu görevlisi olan, kamu hizmeti yapmak üzere davalı idare tarafından görevlendirilen ve bu görevi yerine getirmek için gittiği Petekkaya Köyünden evine dönüşü sırasında bindiği köy minibüsünün geçirdiği trafik kazası sonucu sakat kalan davacının, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen; yürütülen kamu hizmetinin neden ve etkisiyle meydana gelen ve davalı idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin doğrudan sonucu olan, özel ve olağan dışı zararının kusursuz sorumluluk ilkesine göre tazmini gerektiği,

Bu nedenle, davacılar tarafından uğranıldığı ileri sürülen zararın, kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazminine karar verilmesi gerekirken; olayda, davalı idarenin tazmin sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği sonucuna varılarak ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, idarenin kendisine yüklenen kamu hizmetinin yürütülmesi için gerekli örgütü kurma ve bu örgütü tüm olanaklarla donatıp lüzumlu araçları hazır tutmakla yükümlü olduğu, bu yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle kusurlu kabul edilen idarenin sebebiyet verdiği zararların tazmininden sorumlu kılındığı, somut olayda eğitim ve öğretim hizmeti için gerekli olan araçları hazır bulundurması gereken idarenin bu görevini yerine getirmemesi üzerine zararın meydana geldiği, öte yandan idarenin kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince de somut olay nedeniyle meydana gelen zararı giderme yükümlülüğü bulunduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Davacılardan ...'ın ... Köyü İlköğretim Okulundaki geçici görevinden evine dönerken meydana gelen kaza neticesinde ağır yaralandığı olay nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmininden idarenin kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince sorumlu olduğu, bu itibarla ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :

Davacılardan ..., Diyarbakır ili, ... ilçesi, ... Köyü İlköğretim Okulunda sınıf öğretmeni olarak görev yapmak iken, 13/03/2008 tarih ve 6964 sayılı Valilik oluru ile aynı ilçe sınırları içerisinde bulunan ... Köyü İlköğretim Okuluna asıl müdür yardımcısı atanıncaya kadar vekaleten müdür yardımcısı olarak görevlendirilmiş, 14/03/2008 tarihinde görevlendirildiği ... Köyünden ikamet ettiği ilçe merkezine gitmek üzere bindiği ... yönetimindeki köy minibüsünün yine aynı köye ait bir başka minibüs ile çarpışması sonucunda meydana gelen kazada ağır yaralanmıştır. Olay sonrasında ... hakkında Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından hazırlanan 04/12/2008 tarihli Özürlü Sağlık Kurulu raporunda, davacının %97 oranında vücut fonksiyonlarını kaybettiği belirlenmiştir. Diyarbakır Devlet Hastanesi Özürlü Sağlık Kurulu tarafından hazırlanan 08/04/2010 tarihli raporda ise, sürekli olarak % 96 oranında vücut fonksiyonlarını kaybettiği tespit edilmiş ve bunun üzerine 28/12/2010 tarihinde davalı idareye tazminat istemli başvuruda bulunulmuştur. Mezkur başvurunun zımnen reddi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :

Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmış, anılan Kanun'un 13. maddesinin 1. fıkrasında ise; idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açabilecekleri kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

Kusura dayanan sorumluluğa nazaran sorumluluk türü itibarıyla ikincil nitelikte olan kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin yürütümü sırasında kişilerin maruz kaldıkları olağan dışı ve özel zararların tazmini esasına dayanmaktadır. Diğer bir ifadeyle, kusursuz sorumluluk, hizmetin yürütümü nedeniyle doğrudan ortaya çıkan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen olağan dışı ve özel zararların idare tarafından tazminini gerektirmektedir. Nitekim, hizmetlerin görülmesi sırasında oluşan zararların ilgiliye yükletilmesi eşitlik, hakkaniyet ve nesafet kuralları ile bağdaşmamaktadır. Bu anlatımlar doğrultusunda, kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle uğradıkları zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi mucibince tazmini gerekmektedir.

Dava dosyasının bu belirlemeler çerçevesinde incelenmesinden; davacılardan 'ın Diyarbakır ili, Çermik ilçesi, ... Köyü İlköğretim Okulunda sınıf öğretmeni olarak görev yapmakta iken, 13/03/2008 tarihinde Valilik onayı ile aynı ilçeye bağlı ... Köyü İlköğretim Okulunda geçici olarak görevlendirildiği, bu görevlendirmeyi takip eden günde okuldaki görevinden ikametinin bulunduğu ilçe merkezine gitmek için bindiği köy minibüsünün karıştığı kazada ağır yaralandığı ve bu kaza nedeniyle sürekli surette vücut fonksiyonlarının % 96'sını yitirdiği anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlığa konu olayda, davalı idare tarafından eğitim hizmetinin sürekliliğini sağlama amacıyla asıl görev yerinden başka bir yerde süre belirlenmeksizin geçici olarak görevlendirilen ve bu suretle diğer görevlilere nazaran ilave riske katlanan davacılardan ...'ın bu görevi ifa etmek üzere gittiği Petekkaya Köyünden ikamet ettiği ilçe merkezine dönmek için bindiği köy minibüsünün karıştığı trafik kazası neticesinde ağır yaralanıp sürekli surette vücut fonksiyonlarının %96'sını yitirdiği tartışmasız olup, idarenin bu zararın oluşumunda doğrudan bir katkısı bulunmamakla birlikte, eğitim hizmetinin içinde nitelendirilebilecek taşıma faaliyeti sırasında meydana gelen zararların idarece kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesinin ısrar kararında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. Davacıların temyiz istemlerinin kabulüne;

2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,

3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine,

4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.09.2020 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; ... İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.