Kirlilik Önlem Payı: 2 Numune Ortalaması + Numune Zamanı Belirlenmeden Hüküm Kurulamaz
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Esas No : 2023/2070
Karar No : 2025/408
Karar Tarihi : 2025-02-28





Özet:

İki numunenin ortalaması esas alınacaksa, 2. numunenin hangi esas tarihe göre değerlendirmeye katıldığı netleşmeden ve ortalama-limit-bedel hesabı adım adım gösterilmeden düzenlenen rapor hükme elverişli değildir.

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin bünyesindeki ... Oteli için davalı kurum ile 17/01/2018 tarihinde abone sözleşmesi imzalandığını ve bağlantı kalite kontrol ruhsatı alındığını, davacının KÖP abonesi olduğunu, 05/06/2018 tarihinde davalı kurum görevlilerince tesisten numune alındığını, 13/06/2018 tarihli düzenlenen deney raporunda alınan numunenin uygun olduğunun belirtildiğini, 28/02/2020 tarihinde tesisten alınan numunenin deneye tabi tutulması sonucunda fosfor değerinin yönetmelikte belirlenen miktardan yüksek olduğuna ilişkin deney raporu düzenlendiğini, davacı şirketin gerekli çalışma ve temizliği yaptıktan sonra 17/03/2020 tarihinde başvuruda bulunmasına rağmen numune almak için görevli gönderilmediğini, pandemi nedeniyle de 09/04/2020 tarihinde otelin kapatıldığının yazılı olarak davalı kuruma bildirildiğini, davalı kurumun 17/07/2020 tarihinde numune aldırdığını ve deney raporunda analiz parametre sonuçlarının yönetmelik değerlerine uygun olduğunun tespit edildiğini, buna rağmen 10/08/2020 tarihinde davalı kurum tarafından aleyhlerine 32.457,58 TL kirlilik önlem payı, 5.842,36 TL KDV olmak üzere 38.299,94 TL tahakkuk yapılarak ödenmesinin davacı şirketten istendiğini, taraflar arasında abonelik ilişkisi bulunduğunu, bu sebeple uyuşmazlığın adli yargı görev alanı içerisinde kaldığını, davacı şirketin 17/03/2020 tarihinde başvuru yapmasına rağmen 17/07/2020 tarihine kadar gelmeme ve numune almama sorumluluğunun davalıya ait olduğunu, kendi görevini yapmayan davalının bu süreyi esas alarak cezai işlem tahakkukunu yapmasının hukuka uygun olmadığını, kaldı ki 23/03/2020 tarihinde otelin kapatıldığının da davalı kuruma bildirildiğini, yani temizliğin yapılmasından sonra otelin 01/07/2020 tarihine kadar kullanılmadığını ileri sürerek, davalı kurum tarafından tahakkuk ettirilen 38.299,94 TL yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Atık Su Kanalizasyon Şebekesinin Deşarj Yönetmeliğine göre 28/02/2020 tarihinde alınan numunenin limitler üzerinde çıkması üzerine bu durumun davacıya 12/03/2020 tarihinde bildirildiğini, davacının 17/03/2020 tarihli dilekçe ile tekrar numune alınmasını talep ettikten hemen sonra 23/03/2020 tarihinde sezon kapanışına ilişkin bildirimde bulunduğunu, ayrıca pandemiye bağlı olarak 20/03/2020 ile 01/06/2020 tarihleri arasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yazısı gereğince numune alma işlemleri durdurulduğundan 01/06/2020 tarihine kadar davacıdan zaten numune alınmasının mümkün olmadığını, 01/06/2020 tarihinden sonra numune alma işlemine tekrar başlanması üzerine davacının sezon açılışı yaptığını müvekkili kuruma bildiren bir dilekçesi de sunmadığından numune alma planına da uygun olarak 17/07/2020 tarihinde davacıdan numune alma işleminin yapıldığını, numune alındıktan sonra davacının sezon açılışını belirtir 15/08/2020 tarihli dilekçesinin 01/09/2020 tarihinde müvekkili kurumun kayıtlarına girdiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

YEREL MAHKEME KARARI: Antalya 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı 21/09/2023 tarihli kararı ile; "davanın kabulü ile; davacının, davalı tarafından taahhüt edilen 32.457,58 TL kirlilik önlem payı ile 5.842,36 TL KDV olmak üzere toplam 38.299,94 TL miktar yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine" şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF TALEBİ VE SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesi ile; davalı idarenin Laboratuvar Şube Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Çevre Koruma Kontrol Laboratuvarının ... Atık Suların Kanalizasyon Şebekesine Deşarj Yönetmeliği 16/2 maddesi ve 21.maddesine uygun olarak numune alma, deney hizmeti verdiğini, söz konusu yönetmeliğe göre davalı idarenin rutin numune alımları yaptığını, 28/02/2020 tarihinde alınan numunenin limit üzeri çıkması sebebiyle davalı idare tarafından davacıya 12/03/2020 tarihli yazı ile uyarıda bulunularak kirlilik önlem payının nasıl hesaplanacağının belirtildiğini, davacının bu yazı üzerine 17/03/2020 tarihinde davalı idareden numune alınmasını talep ettiğini, ancak bu talepten hemen sonra 23/03/2020 tarihinde sezon kapanışı yaptığını bildirdiğini, ayrıca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 20/03/2020 tarihli yazısı ve aynı tarihte resmi gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Çevre Şehircilik Bakanlığı Ölçüm ve Analiz Laboratuvarı Yeterlilik Yönetmeliği hükümlerine göre yetki almış laboratuvarların sahada yapacakları her türlü ölçüm, analiz ve numune alma faaliyetlerinin tedbir amaçlı 01/06/2020 tarihine kadar durdurulmasının öngörüldüğünü, bu yüzden numune alma işlemlerinin 20/03/2020 ila 01/06/2020 tarihleri arasında durdurulmasından kaynaklı numunenin alınamadığını, 01/06/2020 tarihinden itibaren numune işlemlerinin tekrar başlamasını takiben davacı şirketin sezon açılışı yaptığını kuruma bildirir dilekçesi olmadığından numune alma planına uygun olarak işlemin 17/07/2020 tarihinde yapıldığını, kök yönergesine göre hesaplamaların yapılarak firmaya 10/08/2020 tarihinde kirlilik önlem payının bildirildiğini, yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nun 355. Maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda;

Dava; davalı idare tarafından tahakkuk ettirilen kirlilik önlem payı bedeli yönünden davacının borçlu olmadığının tespiti istemlidir.

İlk derece mahkemesince; ... Esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama sonucunda ... Karar sayı ve 08/11/2021 tarihli karar ile; "davanın reddine," karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin ... Esas, ... Karar sayı ve 24/02/2023 tarihli kararı ile; ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 297 maddesine aykırı olduğundan bahisle HMK'nun 353/1.a- 6.maddesi uyarınca kaldırılmasına hükmedilmiş, dairemizin kaldırma kararı akabinde gönderilen dosya,mahkemesinde bu kez ... Esas numarasını almıştır.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; " davalı kurumun Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 20/03/2020 tarihli yazısında belirtildiği üzere Mayıs 2020 tarihinde numune almaya başlanabileceği belirtilmiş olmasına rağmen 17/07/2020 tarihinde numune aldığı, davacının gerekli temizlik çalışmasını yaparak 17/03/2020 tarihli dilekçesiyle ilgili yönetmelikte belirtildiği gibi yazılı başvurusunu yapmış olmasına rağmen davalı idare tarafından zamanında numune alınmadığı, davacının pandemi nedeniyle 09/04/2020 tarihinde otelin kapandığını yazılı olarak davalı kuruma bildirdiği, otelin faaliyette olmadığı zaman zarfında atık su alt yapısına atık su veremeyeceğinden kirletme olasılığının ortadan kalktığı, bu nedenle 09/04/2020 tarihi itibariyle otelin faaliyetinin durdurulduğu tarih ila otelin sezon açılışı olarak belirtilen 15/08/2020 tarihleri arasında davacının KÖP hesabına tabi tutulmasının uygun olmayacağı, bu bedelin davacıdan talep edilemeyeceği" yönündeki gerekçeyle "davanın kabulü ile; davacının, davalı tarafından taahhüt edilen 32.457,58 TL kirlilik önlem payı ile 5.842,36 TL KDV olmak üzere toplam 38.299,94 TL miktar yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine" şeklinde karar verilmiş, karar süresi içerisinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Taraflar arasında 17/01/2018 tarihinde abone sözleşmesi imzalandığı, davacının bağlantı kalite kontrol ruhsatı aldığı ve KÖP abonesi olduğu, 28/02/2020 tarihinde davalı idarenin davacı tarafından işletilen tesisten aldığı numunenin fosfor değerinin yönetmelikte belirtilen miktardan yüksek olduğunun tespit edilerek buna dair deney raporunun düzenlendiği, 17/03/2020 tarihinde davacı şirketin davalı idare nezdinde yazılı olarak başvuruda bulunup yeniden numune alınmasını istediği, davalı idarenin 17/07/2020 tarihinde davacı şirketten numune aldığı hususları uyuşmazlık dışıdır.

Davacı vekili; davalı idarenin kendi kusuruyla ikinci numuneyi süresinde almamış olmasına rağmen haksız yere davacı hakkında kirlilik önlem payı bedeli tahakkuk ettirdiğini ileri sürerek eldeki menfi tespit davasını açmıştır.

Davalı vekili ise; davacının 17/03/2020 tarihinde davalı idareden numune alınmasını talep etmekle birlikte 23/03/2020 tarihli dilekçesiyle sezon kapanışı yaptığını bildirdiğini, ayrıca Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yazısı ile Cumhurbaşkanlığı Genelgesi uyarınca 20/03/2020 ila 01/06/2020 tarihleri arasında analiz ve numune alma faaliyetlerinin tedbir amaçlı durdurulduğunu, bu yüzden numunenin bu dönemde alınamadığını, 01/06/2020 tarihinden sonra ise davacının sezon açılışı yaptığını bildirmemesi sebebiyle numune alma planı dahilinde 17/07/2020 tarihinde numunenin alındığını, bu nedenle tahakkuk ettirilen KÖP bedelinin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Buna göre uyuşmazlık; davalı idare tarafından davacı hakkında tahakkuk ettirilen KÖP ün hukuka uygun olup olmadığının tespiti noktasında toplanmaktadır.

...'ın Bağlantı Kalite Kontrol Ruhsatı ve Kirlilik Önlem Payı Yönergesinin, "bağlantı kalite kontrol belgesi ve kirlilik önlem payı uygulama esasları" başlıklı hükmünün 3.bendinde başvurunun yapılmasından sonra işletmenin ilk numune sonucunun limit değerlerin üzerinde çıkması halinde limit değerlerin altına indirilinceye kadar KÖP ödeyeceği, iki numunenin (numune sonucu iyi olsa dahi ortalaması limit değeri aşıyorsa) ortalaması alınarak KÖP'ün hesaplanacağı öngörülmüştür. Söz konusu yönerge hükmünün KÖP abonesi olan davacıyı bağladığı kuşkusuzdur. Davacının işlettiği otelden davalı idare görevlilerince 28/02/2020 tarihinde alınan numunenin ilgili yönetmelikte belirlenen miktardan yüksek düzeyde fosfor değerine sahip olduğu belirlenmiş olup, buna dair deney raporu düzenlenmiştir. Nitekim davacının söz konusu tespit ve rapora yönelik bir itirazı bulunmamaktadır. Davalı idarenin 12/03/2020 tarihli yazısı ile Atık Suların Kanalizasyon Şebekesine Deşarj Yönetmeliği hükümleri uyarınca davacı şirkete bu durumu bildirerek; yazılı olarak tekrar numune alma talebinde bulunmaması halinde ikinci kontrol numunesinin alındığı tarih itibariyle KÖP'ün hesaplanacağının bildirildiği görülmektedir. Davacı şirket , bu yazı üzerine 17/03/2020 tarihinde numune alınması için davalı idare nezdinde yazılı olarak başvuruda bulunulmuştur. Sonrasında ise davacı şirket 09/04/2020 tarihli dilekçesiyle davalı idareye 23/03/2020 tarihi itibariyle mücbir sebeplerden oteli kapattığını bildirmiştir. Netice itibariyle davacı şirketin davalı idare nezdinde başvuruda bulunduğu 17/03/2020 tarihi ila oteli kapattığını bildirdiği 23/03/2020 tarihleri arasında davalı idarece numune alma işleminin yapılmadığı çekişme dışıdır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yazısı ve Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile numune alma işlemlerinin 20/03/2020 ila 01/06/2020 tarihleri arasında durdurulduğu ifade edilmiş ise de, davalı idare 17/03/2020 tarihinden 20/03/2020 tarihine kadarki süre içesinde de numune alma işlemini gerçekleştirmemiştir. Davacı şirketin otelini kapatmaması durumunda dahi numunenin 20/03/2020 ila 01/06/2020 tarihleri arasında alınamayacağı davalı idarenin kabulündedir. Bu durum, davacı şirketin kusurundan kaynaklanmamıştır. Numune alma yasağının kalktığı 01/06/2020 tarihini müteakiben davalı idare, kendi kusurundan kaynaklı 17/07/2020 tarihinde numune alma işlemini gerçekleştirmiştir. Tüm bu anlatımlardan davacı şirketin yazılı başvurusuna rağmen davalı idarenin numune alma işleminde geciktiği kabul edilmelidir. Bu sebeple yukarıda belirtilen KÖP Yönergesi hükmü uyarınca KÖP hesabında (iki numune arasındaki zaman aralığı önem arz etmekle) iki numunenin ortalaması alınırken ikinci numunenin alındığı tarih yönünden davacı şirketin başvuruda bulunduğu 17/03/2020 tarihin esas alınması gerekir. Ancak bilirkişi raporunda; KÖP yönergesinin ilgili hükümlerinde öngörülen şekilde iki numunemin ortalaması alınarak sonuç ortalamanın sınırların altında kalıp kalmadığı, buna göre davacının varsa ödemekle yükümlü olduğu KÖP bedelinin ne tutarda olması gerektiğine ilişkin herhangi bir değerlendirme ve hesaplama yapılmamıştır. Bu haliyle rapor hüküm kurmaya elverişli yeterlilikte değildir.

İlk derece mahkemesince bilirkişiden yukarıda belirtilen hususları karşılayacak şekilde ek rapor alınarak oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek eksik tahkikata dayalı yazılı şekilde karar verilmesi isabetli görülmemiştir.

Tüm bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile HMK'nun 353/1.a- 6.maddesi uyarınca delillerin gereği gibi toplanmaması karşısında ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

HMK'nun 353/1.a-6 maddesi uyarınca Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 21/09/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

Peşin alınan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,

İstinaf başvuru harcının hazineye irad kaydedilmesine,

İstinaf eden davalının istinaf aşamasında yaptığı yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince nihai kararla değerlendirilmesine,

Artan gider avansının ilk derece mahkemesince istinaf talebinde bulunana iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere,oybirliği ile karar verildi. 28/02/2025