Kazandırıcı Zamanaşımı İle Taşınmazın Tescilinde Bilirkişi Beyanının Yeterli Olmadığı
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No : 2005/97
Karar No : 2005/407
Karar Tarihi : 2005-01-26





Davacı, tespitten önceki 70-80 seneyi aşkın kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 109 ada 5 ve 43 parsellerin Hazine üzerindeki tapu kayıtlarının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Hazine vekili, dava konusu yerlerin orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, 109 ada 5 parselin tümüne ait, 43 parselin 25.6.2004 günlü krokide B harfi ile gösterilen 1883 m2´lik bölümüne ait tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu parsellere ait kadastro tutanaklarında, Sekiharman köyü sakinlerine ait olduğu ancak tüm ilan ve tebligatlara rağmen tespit esnasında malikinin belirlenmemesi ve belge ibraz edilmemesi nedeniyle 16.6.1993 tarihinde tarla niteliğiyle Hazine adına tespit edildikleri açıklanmıştır. Davacı tespitten önceki sebebe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, davacının listesini verdiği tanıklar dinlenilmeksizin yerel bilirkişinin sözlerine dayanılarak hüküm kurulmuştur. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre maddi olaylardan sayılan zilyetlik olaylarının yerel bilirkişinin sözleriyle de kanıtlanması mümkün ise de, somut olayda, bilirkişinin sözleri kazanmayı sağlayan zilyetlik bakımından yeterli bulunmamaktadır. Davacı dilekçesinde tanık deliline dayandığına, listesini verdiğine ve dinlenilmesinden vazgeçilmediğine göre tanıklarının yöntemine uygun bir biçimde çağırılıp dinlenilmesi gerekirken sebebi açıklanmaksızın dinlenilmemiş olması doğru görülmemiştir. Bundan ayrı kadastro tutanağı ve teknik bilirkişinin raporundaki açıklamalara göre 7766 m2 olduğu bildirilen 5 parselin tapu kaydına göre yüzölçümü 801 m2 olarak bildirilmiş olup mahkemece bu farklılık üzerinde durulmamıştır.

Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına 26.01.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.