Kanun Yararına Bozma Kararının Verilmiş Olması Kesinleşmiş Olan Esas Mahkemesi Hükmünü Ortadan Kaldırmaz
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Esas No : 2018/7307
Karar No : 2019/188
Karar Tarihi : 2019-01-15





Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından; iştirak nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

İlk derece mahkemesi 03.07.2007 tarih ve 2007/200 E.-2007/498 K. sayılı kararıyla tarafların boşanmalarına karar verilmiş, tarafların temyiz haklarından feragat etmeleri üzerine karar 02.08.2007 tarihinde kesinleşmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına temyiz başvurusu üzerine Dairemizin 12.10.2017 tarih ve 2017/4768 E.-2017-10981 K. Sayılı ilamla, ilk derece mahkemesince verilen karar "...Karar tarihinde yürürlükte bulunan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 381/2. maddesi uyarınca, kararın tefhimi en az 388. maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olur. Bu durumda gerekçeli kararın, tefhim edilen karar yanlışta olsa, buna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Tefhim edilen ve duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasındaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece çelişkili şekilde karar verilmesi doğru olmayıp usul ve kanuna aykırı bulunmuştur." gerekçesi ile kanun yararına temyiz isteği kabul edilerek, hükmün sonuca etkili olmamak üzere bozulmasına karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesince dava dosyası esasa kaydedilip yeniden yargılama yapılarak yeni bir karar verilmiştir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 363. maddesine göre, "İlk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar ile yine bu sıfatla verdikleri ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur.

Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, karar kanun yararına bozulur.

Bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.

Bozma kararının bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilir ve Bakanlıkça Resmi Gazetede yayımlanır."

İlgili yasal düzenlemeden (HMK m.363) açıkça anlaşılacağı üzere bozma kararı, kanun yararına temyiz konusu yapılan hükmün hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Dairemizin ilamında da "Hükmün sonuca etkili olmamak üzere bozulduğu" açıkça belirtilmiştir. Mahkeme, kanun yararına temyiz talebinin kabulü üzerine verilen bozma kararı üzerine hiçbir işlem yapamaz. Hal böyleyken, ilk derece mahkemesinin dava dosyasını ele alıp yargılama yaparak, kesinleşmiş önceki hükmü ortadan kaldırması yasal dayanaktan yoksundur.

Bu sebeple sonradan verilen ve yasal dayanağı bulunmayan hükmün bozularak ortadan kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 15.01.2019(Salı)