İşçilerin İşverene Küfür Etmesi - İşverenin Bu Durumu Sesli Kamera Yöntemi İle Duyması - Haklı Fesih
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
Esas No : 2015/28830
Karar No : 2018/15646
Karar Tarihi : 2018-06-25





MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı - karşı davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait iş yerinde 1997 Nisan - 07.01.2013 tarihleri arasında eczacı kalfası olarak çalıştığını, davalının uzun süredir davacının işten ayrılması için baskı yaparak tehdit ettiğini, 07.01.2013 tarihinde davacı ve diğer bir işçinin istifasının alındığını, yasal haklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai, hafta tatili, yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, karşı davanın reddini istemiştir.

Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunarak, davacının davalı iş yerinde 06.04.2007-07.01.2013 tarihleri arasında eczacı kalfası olarak çalıştığını, davacı ve diğer çalışan ...'nın davalı işverene ağza alınmayacak bir kısım küfürler edip hakaret ettiklerini, davalı işverenin kamera sistemi üzerinden cep telefonundan duyduğunu, yapılan konuşmadan dolayı davacının özür dilediğini, 07.01.2013 tarihide istifa dilekçesini verdiğini belirterek, davanın reddini talep etmiş, karşı dava ile ihbar tazminatı talep etmiştir.

Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Temyiz:

Kararı davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.

Gerekçe:

Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı - karşı davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshi uyuşmazlık konusudur.

Somut olayda, davacının 15.01.1998 – 07.01.2013 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde eczacı kalfası olarak çalıştığı, 07.01.2013 tarihli istifa dilekçesinde özel sebeplerinden dolayı işinden istifa ettiğini belirttiği anlaşılmaktadır.

Dosya içeriğine göre, davacı, davalı işverenin uzun bir süredir işten çıkması için baskı uyguladığını, 05.01.2013 tarihinde ise davalı işverenin, diğer çalışan ...'yla sohbet ettikleri bir esnada arayarak her iki işçiye hakaretlerde bulunduğunu, kendilerini kamera ile izlediğini söyleyerek, tehdit ettiğini, hile ve tehdit ile iradelerine aykırı olarak 07.01.2013 tarihinde istifalarını aldığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini iddia etmiştir. Davalı işveren ise; kendisine ait eczaneyi işyerinde bulunan İP kamera sistemi üzerinden cep telefonu vasıtası ile görüntülü olarak denetlerken davacı ve diğer eczane çalışanı ...'nın kendisine ağza alınmayacak bir kısım küfürler ettiklerini, hakaret ettiklerini duyduğunu ve işyerini arayarak davacı ve diğer çalışana kendisine yapmış oldukları hakaret ve küfürleri duyduğunu söylediğini, davacı ve diğer çalışandan konu ile ilgili savunmalarını istediğini, davacının savunmasını verdiğini, savunmaları değerlendirilme aşamasında iken davacının 07.01.2013 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını savunmuştur.Mahkemece, davalının gıyabında çalışma yerindeki kamera görüntüleri ile de davalı tarafça tespit edilen davalının hoşuna gitmeyecek, ancak başkalarınca duyulmayacak türdeki olumsuz konuşmalar sebebiyle, davalı işverence iş akdinin haklı nedenle feshedilmezden önce davacı tarafça istifa suretiyle iş akdinin sona erdirildiği ve yapılan fazla mesai ile hafta tatili alacaklarının da davacıya tam olarak ödenmediği gerekçesiyle kıdem tazminatı isteğinin kabulüne karar verilmiştir.

Davalı tarafından dosyaya sunulan kamera kayıtlarını içerir CD'nin uzman bilirkişi aracılığıyla incelenip çözümü yaptırılarak taraflarca beyan edilen olay esnasında sarf edilen sözlerin içeriği belirlenerek ve tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilerek çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.06.2018 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Somut olayda eczane işyerinde kalfa olarak çalışan davacı işçi, davalı işverence kendisinden baskı ile istifa dilekçesi alınmak suretiyle iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek ihbar ve kıdem tazminatı isteğinde bulunmuştur.

Davalı işveren, eczaneyi IP kamera sistemi üzerinden cep telefonu vasıtası ile görüntülü olarak denetlerken davacı ve diğer eczane çalışannın kendisine ağıza alınmayacak bir kısım küfürler ettiğini duyduğunu, kendilerinden savunma istediğini, savunmalarının değerlendirildiği aşamada davacının istifa ederek sözleşmeyi feshettiğini belirterek ihbar ve kıdem tazminatının reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece iş sözleşmesinin davacı tarafından fazla mesai ve hafta tatili alacaklarının ödenmemesi nedeniyle haklı olarak feshedildiği gerekçesi ile kıdem tazminatının kabulüne, ihbar tazminatı isteğinin ise reddine karar verilmiştir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, davacı işçi gerçekte iş sözleşmesini feshetmediğini, işveren tarafından baskı ile istifa dilekçesi alındığını, sözleşmenin işverence feshedildiğini ileri sürmüştür. Davacının fazla mesai ve hafta tatili alacakları ödenmediği için iş sözleşmesini feshettiğine yönelik herhangi bir iddia veya beyanı bulunmamaktadır. İş sözleşmesi 07.01.2013 tarihinde feshedilmiştir. Davacının imzasını taşıyan 07.01.2013 tarihli dilekçede istifa sebebinin özel sebepler olduğu belirtilmiştir. Davacı 08.01.2013 günü Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak davalı işveren hakkında kendilerine hakaret ve tehdit edilerek istifa dilekçesi alındığı iddiasıyla şikayette bulunmuştur. Davacı 15.01.2013 günlü dilekçesiyle de ... Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne başvurarak işyerinden kovulduğunu ve tazminatlarının ödenmediğini ileri sürmüştür. Dinlenen davacı tanıklarının beyanı iddiasını doğrular niteliktedir.

Mevcut delil durumuna göre iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedildiği anlaşılmaktadır. Davalı işveren kamera sistemi üzerinden davacı ve arkadaşının kendisine küfür ettiklerini tespit ettiğini ileri sürmüşse de, dosya kapsamına göre davacı ve diğer çalışanın kamera ile izlendiklerinden önceden haberdar oldukları, ancak dinlendiklerini bilmedikleri anlaşılmaktadır.

İşçilerin iletişimlerinin denetlenmesi ve görsel olarak kameralerla gözetlenmesi ya da GPS araclığıyla izlenmesi kural olarak kişilik hakkının ihlali niteliği taşıdığından, hukuka aykırıdır. Ancak TMK.m.24'e göre kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden birinin varlığı halinde yapılan eylemin hukuka aykırılığı ortadan kalkar (ERDOĞAN, Canan, Kişilik Hakkı Kapsamında İşçilerin İzlenmesi ve Gözetlenmesi, ... 2017, s.116-117).

İşyerinde haklı bir nedenin varlığı halinde işçilerin izlenmesi ve gözetlenmesi suretiyle kişilik hakları sınırlandırılabilir. Hangi durumların haklı neden teşkil edip etmediği somut olayın özelliklerine göre belirlenir. İşyerinin imajının korunabilmesi, üretim işleyişinin, güvenlik bakımından önem teşkil eden alet ve bölümlerin gözetlenmesi gibi sebepler izleme için haklı neden teşkil edebilir. Ancak burada önemli olan işçilerde haklı bir mahremiyet beklentisinin doğmamış olmasıdır. (ERDOĞAN, age, s.116-117).

Somut olayda işyerinin niteliği dikkate alındığında işçilerin kamera ile gözetlenmesinde haklı nedenin varlığı kabul edilebilirse de, işçilerin konuşmalarının dinlenmesi için haklı bir nedenden söz edilemez. Ayrıca dosya kapsamına göre davacının konuşmalarının dinlendiğinden önceden haberdar olmadığı gibi bu konuda rızası da alınmış değildir. İşyerinin niteliği ve işçilerin önceden haberdar edilmemiş olmaları dikkate alındığında konuşmalarının dinlenmediği konusunda davacıda haklı bir mahretmiyet beklentisinin doğduğu açıktır. Buna göre davalı işveren hukuka aykırı şekilde davacının konuşmalarını dinleyerek kişilik haklarını ihlal etmiştir. Her ne kadar davacı ve diğer çalışanın gizlice dinlenen konuşmalarında işverene küfür niteliği taşıyan konuşmaları bulunmakta ise de, hukuka aykırı olarak elde edilen delillere göre davacıların eylemleri sabit görülemez. Bu nedenle Sayın Çoğunluğun konuşmaların içeriğinin araştırılması yönündeki bozma gerekçesine katılmak mümkün değildir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle iş sözleşmesinin davalı işverence haklı neden olmadan feshedildiği, davacının ihbar ve kıdem tazminatına hak kazandığı; mahkemece davacının ihbar tazminatı isteğinin reddi hatalı ise de, davacı tarafın temyize başvurmadığı da dikkate alınarak bu hususun bozma nedeni yapılamayacağı, ancak kıdem tazminatının kabulüne ilişkin hüküm yönünden davalı-karşı davacının temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyoruz.