İnternet Bankacılığı Soygununda Altın Standart: Hesaptan Çalınan Mevduat Değil, Bilgi Dışı Bozdurulan Altının Aynen İadesi Gerekir!
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Esas No : 2022/1288
Karar No : 2024/1595
Karar Tarihi : 2024-12-27





Özet:

  • Banka müşterisinin telefonuna sızan casus yazılım aracılığıyla gece geç saatlerde gerçekleştirilen olağandışı altın bozma ve EFT işlemleri, bankanın dolandırıcılık takip mekanizmalarını etkin işletmemesi nedeniyle bankanın tam kusurlu olduğu bir tazminat davasına konu olmuştur.

  • İlk derece mahkemesinin çalınan miktarı Türk Lirası üzerinden tazmin etme kararını kaldıran Bölge Adliye Mahkemesi, davacının asıl zararının "altın varlığının rıza dışı yitirilmesi" olduğunu saptayarak, tazminatın çalınan meblağa tekabül eden altın miktarı (71,257 gram) üzerinden ödenmesine hükmetmiştir.

  • Kararda, iadenin para yerine "altın" cinsi üzerinden aynen tazmin şeklinde kararlaştırılması nedeniyle, hükmedilen emtia miktarına ayrıca faiz işletilmemesi gerektiği vurgulanarak mülkiyetin korunması esası tescillenmiştir.

Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin bilgisi ve haberi olmadan davalı bankada bulunan yatırım hesabındaki 72 gr. altının bozdurulduğunu, önce müvekkilinin maaş hesabına, sonrasında ise dava dışı M... Y... isimli müvekkilinin tanımadığı bir kişinin hesabına aktarıldığını, bu işlemler sırasında müvekkilinin hiçbir şeyden haberi olmadığını, cep telefonuna herhangi bir bilgilendirme mesajı gelmediğini, müvekkilinin söz konusu dolandırıcılık olayından sabah haberdar olduğunu, hemen davalı bankanın müşteri hizmetleri telefonunu arayarak söz konusu eft işleminin gerçekleştirilmemesini istediğini, müşteri hizmetlerindeki görevlinin ise işlem itirazının sisteme girildiğini, gerekli önlemlerin alındığını ve karşı bankaya da uyarı mesajı gönderildiğini söylediğini, buna rağmen eft saatinin açılması ile birlikte paranın diğer banka hesabına gittiğini, davalının eft işlemini durdurmadığını, müvekkilinin hiçbir şekilde kendisine gönderilen bir internet bağlantısını tıklamadığını, ve/veya internet bankacılığı şifrelerini üçüncü kişilerle hiçbir şekilde paylaşmadığını, meydana gelen bu internet bankacılığı yoluyla dolandırıcılık olayında asli veya müterafik hiçbir kusuru bulunmadığını, davalı bankanın uzun zamandır müşterisi olan müvekkilinin, hiçbir zaman bu miktarda yüksek bir para transferi yapmadığını, davalının güvenlik sistemlerinin yetersiz olması nedeniyle bu şekilde büyük miktarlı bir para transferinin davalı banka tarafından fark edilemediğini, müvekkilinin eft gerçekleşmeden önce davalı bankaya haber vermesine rağmen bu para transferinin yapılmasının engellenemediğini belirterek müvekkilinin hesabından çalınan 72 gr. altının olay tarihi olan 04.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkiline atfettiği kusurun tamamen gerçek dışı olduğunu, dava konusu işlemlerin davacının internet bankacılığı şifresinin doğru girilmesi sonucu yapıldığını, bankacılık sözleşmesi hükümlerine göre davacının 3. kişilere verdiği şifre, parola, kullanıcı adı gibi bilgileri 3. kişilerin kullanımından kendisinin sorumlu olacağını, davacının müvekkilinin banka nezdinde kayıtlı bulunan cep telefonuna yapılan işlemler için girilmesi gereken şifrenin defalarca sms ile gönderildiğini, davacının bankada kayıtlı mail adresine yapılan işlemlerle ilgili bilgilendirme mailleri gönderildiğini, itiraza konu işlemlerin Akbank internet üzerinden davacıya ait şifrenin doğru olarak girilmesi sonucu yapıldığını, bu durumda davacıdan kaynaklı şifre gizliliği sağlanamadığının tespit edildiğini, itiraza konu tutarın müvekkili tarafından karşılanamayacağını bildirerek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, alınan bilirkişi heyet raporunda dava konusu işlemlerin olağan dışı ve şüpheli olduğu, işlemin davacının aktive edilmiş mobil uygulaması/cihazı ile gerçekleştirilmesinin bu gerçeği değiştirmediği, işlemlerin dolandırıcılık eylemi örüntüsü ile uyumlu olduğu, işlemlerin davalı bankanın fraud (riskli işlemler, dolandırıcılık) izleme sistemlerinde alarm oluşturması gerektiği, özen kurumu olan bankanın işlemlerin davacının cep telefonunun zararlı yazılımla geçirilmiş olabileceği ihtimalini göz ardı etmemesi gerektiği, işlemlerin davalı banka tarafından da olağan dışı ve şüpheli oldukları şekilde değerlendirilerek ilave güvenlik süreci uygulaması mümkün ve gerekli iken davalı bankanın Bankalarda Bilgi Sistemleri Yönetiminde Esas Alınacak İlkelere İlişkin Tebliğin güvenlik kontrol sürecinin tesis edilmesi ve yönetilmesi başlıklı 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Banka, internet bankacılığı faaliyetleri kapsamında gerçekleşen sıra dışı ve şüpheli işlemleri tespit etmek için takip mekanizmaları kurar.” hükmüne aykırı olarak bir güvenlik süreci işletmemiş olduğu, örneğin davacıyı arayarak, interaktif sesli mesajla veya başka bir yöntemle davacının açık onayını almadan işlemlerinin gerçekleştirilmesine izin verdiği için davalı bankanın söz konusu tebliğ hükmüne aykırı davrandığı, güvenlik sürecinde zafiyet olduğu ve davalı bankanın alınabilecek tüm önlemleri almadığı, eft işlem saati öncesinde davacının bildirimi üzerine dava konusu eft işlemi durdurulabilecekken davalının eft işlemini durdurmadığı, aksini gösterir bilgi ve belge sunmadığı, davacının hesabından bozulan 72. gram altının 32.333,69 TL karşılığı davacının hesabına aktarıldığı, davacının hesabından davaya konu 32.000,00 TL'nin dava dışı Murat Yağcı adına gönderildiği, bu durumda davacının toplam zararının 32.000,00 TL olduğunun bildirildiği, bilirkişi raporunun açık, denetlenebilir ve hükme esas alınabilir olduğu, bankaların en hafif kusurundan bile sorumlu bulunduğu, bankanın yapılan eft işleminde asli kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 32.000,00 TL'nin 04/12/2020 tarihinden işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alınan bilirkişi raporunda söz konusu işlemlerin davacının cep telefonuna bulaştırılan zararlı yazılım sonucu gerçekleştiğinin belirtildiğini, müvekkilinin davacının cep telefonuna bulaşan casus yazılımı tespit etme ya da engelleme gibi bir sorumluluğunun bulunmadığını, bankanın böyle bir işlem yapması mümkün değilken davacıya hiç kusur atfetmeyip sadece telefonuna zararlı yazılım bulaşmıştır, davacının cep telefonuna casus yazılımın bulaşmasında davacının kusurunun bulunup bulunmadığı hususunda kesin kanaat oluşmamıştır şeklinde eksik incelemeye dayalı olarak hazırlanan raporu ve bu rapora itibar edilerek verilen kararı kabul etmediklerini, kusur tespitinde kesin bir sonuca ulaşmak gerekiyor ise bilirkişilerce davacının telefonu inceleme altına alınarak bir değerlendirme yapılmamasının kabul edilemeyeceğini, davacının kişisel bilgilerinin başkalarınca öğrenilmesinde ve buna bağlı olarak ortaya çıkan zararlı sonuçtan kusurlu olduğunun kabulü gerektiğini, davacının kişisel bilgilerinin suç teşkil eden bir eylemle elde edilmiş olmasının sonuca etkili olmayıp, ortaya çıkan zararlı sonuçta davacıya kişisel bilgilerini saklamakta yeterli özeni göstermemesi nedeniyle ihmalen dahi olsa kusur atfedilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda dava dosyası kapsamında zararlı yazılımın davacının cep telefonuna davacının kusuru ve ihmali sonucu zararlı yazılım bulaştırıldığını gösteren bir veri bulunmadığından kusur atfedilmemesinin kabul edilemeyeceğini, söz konusu internet bankacılığı işlemlerinin davacının ihmali veya hatalı davranışı sonucu telefonuna zararlı yazılım bulaşması ve bunun sonucunda şifre ve kişisel bilgilerin 3.kişilerin elin geçmesi neticesinde meydana geldiğini, davacının bilgilerinin gizliliğini sağlayamadığını, davacının şifre gizliliğini, parolasını ve kişisel verilerini koruyamadığını, bunu sonucunda da kötüniyetli 3. kişiler tarafından işlemler gerçekleştirildiğini, bu noktada müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, söz konusu işlemlerin davacının bilgileri ele geçirilerek yapıldığını, zararlı yazılım dışında başka bir seçenekle telefonuna bağlanılmasının söz konusu olmadığını, bilirkişi raporunun her sayfasında hemen hemen söz konusu eylemin zararlı yazılım sonucu gerçekleştirilebileceğinin belirtildiğini, raporda sadece bir ''ibare bulunmadığından'' davacıya kusur atfedilmemesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, davanın aydınlatılması açısından davacının cep telefonunun incelenmesi için bilirkişiye gönderilmesi gerektiğini, mahkeme gerekçesinde müvekkilinin yeterli güvenlik önlemlerini almadığı belirtilmişse de bu hususa katılmanın mümkün olmadığını, internet üzerinden gerçekleştirilen bu tür işlemlerde sözleşme hükümleri gereği davalı bankanın ayrıca davacıdan teyit alması gerekmediğini, bankanın zaten internet bankacılığı üzerinden yapılan işlemlerde doğru şifre girildiğinde kullanıcının gerçek kullanıcı olup olmadığının kontrolünü de yapmasının mümkün olmadığını, davacının kendi kusurundan kaynaklı şifre gizliliğini sağlayamaması sebebiyle' bankanın kusursuz olduğunun Yargıtay kararlarında belirtildiğini, davacının müvekkili ile bireysel bankacılık ve hizmet sözleşmesi imzaladığını, sözleşmeye göre davacının kendisinin belirlediği parola, şifre vs. diğer bilgileri 3. kişilerin kullanımının neticesinde kendisinin sorumlu olduğunu, davacının müvekkili nezdinde kayıtlı bulunan cep telefonuna yapılan işlemler için girilmesi gereken şifrenin defalarca sms ile gönderildiğini, yine davacının bankada kayıtlı mail adresine yapılan işlemlerle ilgili bilgilendirme mailleri gönderildiğini, müvekkiline tüm kusur atfedilse dahi Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere bankanın ancak avans faizi ile tutarı ödemesi gerektiğini, bu sebeple kararın faiz yönünden kaldırılmasını talep ettiklerini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek davalının gerekli önlemleri almayarak zararın oluşmasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin zararının 32.000,00 TL değil, hesabından bozdurulan 72 gr altın olduğunu, davalı bankanın olay tarihinde eft işlemini durdursaydı, müvekkilinin hesabındaki parayla yeniden aynı miktara yakın altın alabileceğini, oysa ki şu anda müvekkilinin kararda belirtilen ödeme miktarıyla, hesabından bozdurulan altının yarısını bile alamayacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dava; internet bankacılığı yoluyla izni ve rızası dışında banka hesabındaki altın bozdurularak paranın eft yapılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;

Davacı hesabından internet bankacılığı yoluyla yapılan eft'lere ilişkin banka dekontları, IP port bilgileri, sms kayıtları, davalı banka müzekkere cevabı, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/10716 sr. sayılı dosyasının Uyap'tan gelen sureti, yargılama aşamasında elektrik elektronik mühendisi ve bankacı bilirkişi heyetinden alınan 15/11/2021 tarihli kök, 01/04/2022 tarihli ek rapor, davacının banka hesap hareketleri, davacı tarafından davalı bankaya yapılan başvuruya ilişkin dilekçe sureti, davalı tarafından davacıya verilen cevap, eft alıcısı dava dışı M… Y…'nın kollukta alınan 24/03/2021 tarihli ifadesi ile savcılıkta alınan 24/03/2021 tarihli ifadesi, Türk Telekom müzekkere cevabı dosya içerisinde yer almaktadır.

Yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti kök raporunda, eksik belgeler bildirilmiş, bildirilen eksik belgelerin temininden sonra hazırlanan ek raporda, dava konusu olayın davacının kullandığı cep telefonuna yüklü mobil bankacılık uygulamasıyla davacının hesabına giriş yapılarak gerçekleştirildiği, davacının telefonuna bir şekilde bulaştırılan zararlı yazılımla (casus yazılım) davacının telefonu ele geçirilerek dava konusu işlemlerin 3. kişilerce uzaktan davacının cep telefonuna bağlanılarak gerçekleştirildiği,

dava konusu olayda rolü olduğu değerlendirilen, davacının cep telefonuna yüklenmiş olan zararlı yazılım eğer davacının bir oltalama mesajındaki veya reklamındaki zararlı yazılım linkini tıklaması veya dolandırıcıların başka bir şekilde yönlendirmesi ile davacının cep telefonuna yüklenmiş ise dava konusu olayda davacının sorumluluğundan bahsedilebileceği, eğer bu zararlı yazılım uygulama marketlerinden yüklenen masum görünümlü bir uygulamanın içine gömülü olarak geldi ise davacının sorumluluğundan bahsedilemeyeceğinin değerlendirildiği, ortalama bir tüketicinin bir uygulamanın içinde başka bir zararlı yazılım gizlendiğini tespit etmesi imkanı bulunmadığı, dava dosyası kapsamında zararlı yazılımın davacının cep telefonuna davacının kusuru ve ihmali ile bulaştırıldığını gösteren bir veri bulunmadığı, dava konusu somut olayda davacının sorumluluğu olduğu hususunda kesin kanaat oluşturulamadığı, banka müşterilerinin bankacılık bilgileri ve şifrelerinin güvenliğini/gizliliğini sağlayamamaları şeklindeki kusurlarının, bankaların var olabilecek müterafik kusurlarını ortadan kaldırmayacağının değerlendirildiği, banka müşterilerinin bahse konu kusurlarına rağmen bazı dolandırıcılık olaylarının tespit edilerek önlenmesinin mümkün olduğunun değerlendirildiği, Bankacılık Düzenleme Ve Denetleme Kurumu tarafından yayınlanan Bankalarda Bilgi Sistemleri Yönetiminde Esas Alınacak İlkelere İlişkin Tebliğ ile belirlenen çift katmanlı kimlik doğrulaması sürecine yer verilmesine ilave olarak aynı tebliğin “güvenlik kontrol sürecinin tesis edilmesi ve yönetilmesi” başlıklı 26/2. maddesinde yer alan “banka, internet bankacılığı faaliyetleri kapsamında gerçekleşen sıra dışı ve şüpheli işlemleri tespit etmek için takip mekanizmaları kurar.” hükmüne yer verilmesinin bu duruma matuf olduğu, bu kapsamda davacının hesabından yapılmış işlemlerin takip edilmesi gerektiğinin değerlendirilmediği, yani işlemlerin onaylanmış (aktive edilmiş) cihaz/uygulama ile gerçekleştirilmesinin bir istisna yaratmadığı, dava konusu işlemlerin gece 03.30 gibi geç saatlerde yapıldığı, bankacılık sektöründe gece geç saatlerde yapılan işlemlerin her zaman olağan dışı ve şüpheli olarak değerlendirildiği, dolandırıcılık riski taşıdığı, davacının hesabından altın satışı yapılarak vadeli hesabı bozdurularak daha önce kullanılmayan bir hesaba 32.000,00 TL gibi bir yüksek meblağlı eft talimatı verildiği, daha önceden kullanılmayan bir hesaba yüksek meblağlı transfer yapılmış olmasının gece yapılan işlemlerin risk seviyesini oldukça artırdığı, dava konusu işlemlerin olağandışı ve şüpheli olduğu, işlemin davacının aktive edilmiş mobil uygulaması/cihazı ile gerçekleştirilmesinin bu gerçeği değiştirmediği, işlemlerin dolandırıcılık eylemi örüntüsü ile uyumlu olduğu, işlemlerin davalı bankanın fraud (riskli işlemler, dolandırıcılık) izleme sistemlerinde alarm oluşturması gerektiği, özen kurumu olan bankanın işlemlerin davacının cep telefonunun zararlı yazılımla geçirilmiş olabileceği ihtimalini göz ardı etmemesi gerektiği, işlemlerin davalı banka tarafından da olağan dışı ve şüpheli oldukları şekilde değerlendirilerek ilave güvenlik süreci uygulaması mümkün ve gerekli iken davalının Bankalarda Bilgi Sistemleri Yönetiminde Esas Alınacak İlkelere İlişkin Tebliğin “güvenlik kontrol sürecinin tesis edilmesi ve yönetilmesi” başlıklı 26/2. madde hükmüne aykırı olarak bir güvenlik süreci işletmediği, örneğin davacıyı arayarak, interaktif sesli mesajla veya başka bir yöntemle davacının açık onayını almadan işlemlerinin gerçekleştirilmesine izin verdiği için davalının söz konusu tebliğ hükmüne aykırı davrandığı, güvenlik sürecinde zafiyet olduğu, davalının alınabilecek tüm önlemleri almadığı, banka içi havale işlemlerinde para transferleri anlık olarak gerçekleşmekte iken bankalar arası para transferi olan eft işlemlerinde işlemler eft işlem saatleri için belirlenen saatler arasında (09:00-17:00 gibi) gerçekleştirildiği, bu saatler dışında verilen eft talimatlarının da eft başlama saati itibariyle gerçekleştirilmeye başlandığı, son zamanlarda yaygınlaşan fast işleminde de para geçişi anlık olarak gerçekleşebilse de 5.000 TL üzeri işlemlerde fast işlemi yapılamadığı, dava konusu somut olayda davacının hesabından gece 03:42’de Finansbank nezdindeki bir hesaba eft talimatı verildiği, davacının ise eft işlemleri başlama saatinden önce saat 07:35’de davalı bankayı aradığı, bildirimde bulunduğu, eft'nin iptalini istediği, saat 07:45’deki görüşmede davalı banka müşteri temsilcisinin Finansbank’a dolandırıcılık ve eft iptali bildirimini gönderdiğini söylediği, hala eft işlemlerinin başlamadığı, 04.12.2020 günü saat 16:26’da davacının araması ve sorması üzerine davalı banka müşteri temsilcisi kontrol ettikten sonra eft işlemlerinin mesai saatleri içerisinde, karşı hesaba geçeceği bilgisini verdiği, ön raporda dava eft işleminin saat kaçta başarılı olarak gerçekleştirildiğine dair dava dosyasında veri bulunmadığından davacının hesabından verilen eft talimatının saat kaçta başarılı olarak gerçekleştiğini gösteren kayıtların, davacının müşteri hizmetlerini arayarak yaptığı bildirim nedeniyle dava konusu eft işlemini durdurmaya yönelik yapılan işlemleri gösteren kayıtların ve eft işleminin niçin durdurulamadığına dair açıklamanın dava dosyasına kazandırılması gerektiği şeklinde görüş ve kanaat belirtilmişti. davalı bankanın mahkemenin müzekkeresine cevabi yazısında bu hususlarla ilgili bir bilgi veya belge sunmadığının görüldüğü, bu çerçevede eft işlem saati öncesinde davacının bildirimi üzerine dava konusu eft işlemi durdurulabilecekken davalının eft işlemini durdurmadığı, aksini gösterir bilgi ve belge sunmadığı, davacı vekilinin dava konusu olayda tamamen kusursuz olan müvekkilinin hesabından çalınan 72 gr. altının, olay tarihi olan 04.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ettiği, davacının hesabından bozulan 72. gram altının 32.333,69 TL karşılığı davacının hesabına aktarıldığı, davacının hesabından davaya konu 32.000,00 TL'nin dava dışı Murat Yağcı adına gönderildiği, bu durumda davacının toplam zararının 32.000,00 TL olduğunun anlaşıldığı, işlem tarihi olan 04.12.2020 tarihi itibariyle davacının zararı olan 32.000,00 TL'nin en yüksek banka mevduat faiziyle davalıdan talep edebileceği tespit edilmiştir.

Dosya içerisinde yer alan işlem dekontlarından, davacının hesabından internet bankacılığı yoluyla 04/12/2020 tarihinde saat 03:37'de altın hesabındaki 72 gr. altın bozdurularak 32.333,69 TL'nin davacının TL hesabına aktarıldığı, bu hesaptan da saat 03:42'de 32.000,00 TL'sinin dava dışı Murat Yağcı adına eft yoluyla gönderildiği anlaşılmıştır.

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/10716 sr. sayılı dosyası ile, davacının işbu davaya konu iddiaları üzerine başlatılan ceza soruşturmasında davacının hesabından olay tarihinde 32.000,00 TL eft yapılan dava dışı Murat Yağcı, savcılık tarafından alınan 24/03/2021 tarihli ifadesinde ve kolluk tarafından alınan 24/03/2021 tarihli ifadesinde Hasan isimli arkadaşının telefonundan banka uygulamasına girerek işlemler yaptığını, hesabına gelen paradan haberdar olmadığını belirtmiş, beyanında yapılan eft işleminde davacının şifre paylaştığı veya eft işleminde davacının dahli bulunduğuna ilişkin bir anlatımda bulunmamıştır.

Davacı tarafından davalı bankaya yapılan başvuru üzerine davalının davacıya verildiği 08/12/2020 tarihli cevapta, itiraza konu işlemlerin internet üzerinden şifrenin doğru girilmesiyle gerçekleştirildiği, şifre gizliliğini sağlayamadığı, itiraza konu tutarın bankaca karşılanmayacağı bildirilmiştir.

Türk Telekom müzekkere cevabından, davalı banka tarafından 04/12/2020 tarihinde saat 03:42, 07:44, 08:07, 07:45'de cep şifrenin davacının banka kayıtlarında yer alan cep telefonuna sms yoluyla gönderildiği anlaşılmıştır.

Davacı vekili 03/04/2021 tarihli yazılı beyan dilekçesi ile, müvekkilinin bilgi ve onayı dışında bozdurulan 72 gr. altının (ödeme tarihindeki TL karşılığının) olay tarihi olan 04/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.

Davacı yan davalı bankada bulunan altın hesabından bilgisi ve onayı olmadan 72 gr. altının bozdurulduğunu, bedelinin TL hesabına aktarıldığını, bu hesaptan da 32.000,00 TL'nin bilgisi ve onayı olmadan tanımadığı dava dışı 3.kişi hesabına eft yapıldığını iddia etmiş, davalı yan ise yapılan işlemlerde kusurunun bulunmadığını, işlemlerin davacının şifre ve bilgileri girilmek suretiyle gerçekleştirildiğini, zarardan sorumlu olmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Taraflar arasında davacının davalı bankada altın ve mevduat hesabı bulunduğu, davacının altın hesabından internet bankacılığı yoluyla 72 gr. altının bozdurularak TL hesabına aktarıldığı, bu hesaptan da 32.000,00 TL'nin üçüncü kişi hesabına eft yapıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık, davacının internet bankacılığı yolu ile davalı bankada bulunan hesaplarından altını bozdurulup, para transferi yapılmasında bilgi ve onayının olup olmadığı, bilgi ve onayı yok ise yapılan işlemde taraflardan hangisinin hangi oranda kusurlu olduğu, davacının davalıdan talep edebileceği bir alacak bulunup bulunmadığı, var ise miktarı ve cinsi hususlarından kaynaklanmaktadır.

Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; davacının işbu davada ve hesabından para transferi yapıldıktan sonraki tüm aşamalarda olay tarihinde sabah 07:30'da internet bankacılığı yoluyla hesabından işlemler yapıldığını öğrendiğini, davalı bankanın müşteri hizmetlerini aradığını, yapılan işlemlerin iptalini, eft'nin durdurulmasını istediğini, davalının eft'yi durdurmadığını, yapılan işlemlerde kusurlu olduğunu, kendisine herhangi bir sms gönderilmediğini ifade etmiştir.

Türk Telekom'a yazılan müzekkere cevabından, dava konusu işlemlere ilişkin sms şifrelerinin davacının cep telefonuna gönderildiği anlaşılmış ise de, davacı sms'lerin gelmediğini savunmaktadır. Zararlı yazılım ile üçüncü kişilerin anılan sms'i başka telefona gönderilmesini sağlamak sureti ile elde edebileceği gibi davacının telefonuna uzaktan ulaşarak sms'leri okuduktan sonra silmeleri nedeniyle davacının sms'lerden haberdar olmayabileceği anlaşıldığı gibi, davacının şifrelerini ve kişisel bilgilerini üçüncü kişiler ile paylaştığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgede bulunmamaktadır.

Yargılama aşamasında alınan bilirkişi ek raporunda da, davacının cep telefonuna zararlı yazılımın bir şekilde bulaştırıldığı, zararlı yazılımın davacının cep telefonuna davacının kusur ve ihmaliyle bulaştığını gösteren bir veri bulunmadığı, davacının sorumlu olduğu konusunda kesin kanaat oluşturulamadığı yönünde görüş bildirilmiştir.

Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik Hükümleri gereği internet bankacılığı yoluyla davacının hesabından, bilgisi ve rızası dışında, üçüncü kişi/kişilerce altın hesabındaki altının bozdurulup, bedelinin aktarıldığı vadesiz hesaptaki 32.000,00 TL paranın daha önce aralarında hiçbir işlem bulunmayan üçüncü kişinin hesabına transfer işlemi yapılmasının olağan dışı ve şüpheli görülerek davalının davacıdan teyit alma ihtiyacını duymadığı, yapılan işlemlerin saat 03:30 gibi geç saatte yapıldığı, bankacılık sektöründe gece geç saatlerde yapılan işlemlerin her zaman olağan dışı ve şüpheli olarak değerlendirileceği, dolandırıcılık riski taşıdığından gerekli güvenlik önlemlerini almayarak davacının zarara uğramasına davalı sebebiyet vermiştir. Bu kabul çerçevesinde davacıya yüklenebilecek herhangi bir kusur bulunmayıp, meydana gelen zararın oluşmasında davalı banka tam kusurludur. Taraflara yüklenecek kusur takdiri somut olayın özelliklerine göre hakime aittir.

Hal böyle olunca mahkemece, davalının internet bankacılığına ilişkin ek güvenlik önlemlerini almamakla kusurlu olduğu, davacının ise kişisel bilgilerini ve internet bankacılığı şifreleri ile sms şifrelerini üçüncü kişilerle paylaştığına ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığından kusursuz olduğu, davacının oluşan zararından kusurlu olması nedeniyle davalının sorumlu bulunduğunun gözetilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Davacı vekilinin istinaf itirazına gelindiğinde, davacı yan dava dilekçesinde davacının altın hesabından 72 gr. altının bozdurularak 32.333,69 TL'nin davacının TL hesabına aktarıldığını, bu bedelin 32.000,00 TL'sinin üçüncü kişi hesabına gönderildiğini, yapılan işlemlerin davacının bilgisi ve rızası dışında gerçekleştirildiğini ileri sürerek 72 gr. altının olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece ise yapılan yargılama sonunda üçüncü kişi hesabına aktarılan 32.000,00 TL'nin davacı zararı olduğu gerekçesiyle anılan miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Davacının zararı bilgisi ve rızası dışında altın hesabındaki 72 gr. altının bozdurulup karşılığının önce TL hesabına, devamında 32.000,00 TL'sinin 3.kişi hesabına aktarılması ile silsile şeklinde oluşmuştur.

Davalı bankada bulunan davacının altın hesabındaki 72 gr. altının bozdurulması işlemi davacının bilgisi ve rızası dışında yapıldığı gibi, bu bedelin davacının TL hesabına aktarılması, devamında da üçüncü kişi hesabına 32.000,00 TL aktarılması da davacının bilgisi ve rızası dışında ve davalının kusuru ile gerçekleştirilmiştir. Bir başka anlatımla, davalının kusurlu eylemi bulunmasa idi davacının altın hesabındaki miktarın bozdurulması ve dolayısıyla davacının zarara uğraması söz konusu olmayacak idi.

Bu durumda davacının zararı TL olmayıp, altın cinsinden zarara uğradığının kabulü gerekecektir. Nitekim davacı yan da dava dilekçesinde açıkça altın cinsinden uğradığı zararın altın cinsinden tahsilini talep etmiştir.

Davacının altın cinsinden uğradığı zarara gelindiğinde, yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere davacının altın hesabındaki 72 gr. altın olay tarihinde davacının bilgisi ve rızası dışında bozdurulması sonucu TL hesabına 32.333,69 TL aktarılmıştır. Altının TL karşılığı gözetildiğinde olay tarihindeki 1gram altının satış bedeli 449,079 TL'dir.

Davacının TL hesabına aktarılan 32.333,69 TL'nin tümü değil, 32.000,00 TL'lik kısmı dava dışı üçüncü kişi hesabına aktarılmıştır. 1 gram altının olay tarihindeki satış bedeli olan 449,079 TL gözetildiğinde davacı hesabında kalan 333,69 TL'nin, 333,69/449,079= 0,743 gr. altına tekabül ettiği hesaplanmıştır.

Bu durumda mahkemece, davacı hesabında kalan 333,69 TL'nin 0,743 gr. altına tekabül ettiği, üçüncü kişi hesabına aktarılan 32.000,00 TL'nin ise 71,257 gr'a tekabül ettiği, davacı zararının 71,257 gr. altının bozdurulması ile oluştuğu, davacı talebinin altın cinsinden zararın tahsiline yönelik bulunduğu gözetilerek 71,257 gr. altının davalıdan tahsili yönünde hüküm kurulması gerekirken talep ve davacı zararının altın cinsinden oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.

Öte yandan, dava dilekçesinde 72 gr. altının olay tarihi olan 04/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiş ise de, davacının altın hesabında bulunan ve bozdurulması ile zarara uğradığı kabul edilen 71,257 gr. altının, altın cinsinden davalıdan tahsiline karar verildiğinden hüküm altına alınan miktara faiz işletilmesi yoluna gidilmemiştir.

Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararında isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Davalıdan alınması gerekli olan 2.185,92 TL istinaf karar harcının peşin alınan 3.834,27 TL nispi istinaf harcından mahsubu ile fazla alınan 1.648,35 TL harcın talebi halinde davalıya iadesine,

3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

B)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

2-Eskişehir Tüketici Mahkemesi'nin 17/05/2022 tarih 2021/452 Esas 2022/425 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

C)1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 71,257 gr. altının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,

2-Alınması gereken 14.545,40 TL karar ilam harcı ile 427,60 TL başvurma harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan 1.100,00 TL bilirkişi ücreti, 208,10 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.308,10 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddi oranı gözetilerek hesaplanan 1.294,60 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

5-Davacı taraf kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 maddesi gereği kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davalı taraf kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 maddesi gereği reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 371,87 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7-Uyuşmazlık hakkında dava şartı mahiyetinde arabuluculuk başvurusunda bulunulması üzerine Eskişehir Arabuluculuk Bürosunun 2021/230 no'lu dosyası kapsamında arabulucuya ödenen 1.320,00 TL'nin TKHK.m.73/A-4 hükmü gereği 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre davadaki haklılık durumu gözetilerek 1.306,38 TL'sinin davalıdan tahsil edilerek Hazine'ye gelir kaydına, fazlaya ilişkin Hazine tarafından karşılanan kısmın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 73/A-3 maddesi gereğince davacı tüketici adına Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanmasına,

8-Kullanılmayan gider avansının talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,

D)1-Davacı tüketici harçtan muaf olup, harç yatırmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

2-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 27/12/2024