İcra Takibi Kesinleştikten Sonraki Zamanaşımı İddialarında Temyiz Kesinlik Sınırının Belirlenmesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Esas No : 2025/1058
Karar No : 2025/2607
Karar Tarihi : 2025-03-24





Özet:

Uyuşmazlığın Konusu: Borçlu, aleyhine yürütülen ilamsız icra takibinde (Örnek 7), takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde zamanaşımının oluştuğunu ileri sürerek icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesi talebi reddetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) ise asıl alacak miktarının kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle istinaf ve temyiz taleplerini reddetmiştir.

Hukuki Değerlendirme: Yargıtay, BAM’ın "kesinlik sınırı" hesaplama yöntemini hatalı bulmuştur. Kararda şu temel ilkeler vurgulanmıştır:

  • Genel Kural: İcra mahkemesi kararlarının temyiz edilebilirliği belirlenirken kural olarak takipteki asıl alacak miktarı baz alınır.

  • İstisnai Durum (Zamanaşımı): Şikayet, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde oluşan zamanaşımına (İİK m. 71/2 yollamasıyla m. 33) dayalı bir icranın geri bırakılması talebi ise durum değişir.

  • Hesaplama Yöntemi: Bu tür şikayetlerde kesinlik sınırı, sadece takipte istenen "asıl alacak" üzerinden değil; şikayet tarihi itibarıyla takip dosyasında alacağın ulaştığı toplam miktar üzerinden belirlenmelidir.

Sonuç: BAM tarafından sadece asıl alacak miktarına bakılarak "karar kesindir" denilmesi ve temyiz talebinin reddedilmesi isabetsiz bulunmuştur. Yargıtay, şikayet tarihindeki güncel toplam borç miktarının yasal sınırları aşıp aşmadığının incelenmesi gerektiğini belirterek BAM’ın ek kararını kaldırmış ve asıl kararı bozmuştur.

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Örnek 7 icra takibinde, borçlunun zamanaşımı iddiası ile icranın geri bırakılması talebi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece davanın reddine karar verildiği, kararın borçlu tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; takipte istenen asıl alacak miktarına göre ilk derece mahkemesi kararının miktar itibari ile kesin olduğundan bahisle istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinin reddine kesin olarak karar verildiği, bu karara karşı borçlu tarafından temyiz başvurusunda bulunulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince temyiz başvurusu değerlendirme kararı ile, verilen hükmün kesin olması nedeni ile temyiz başvurusunun reddine dair Ek karar verildiği, bu kez borçlu tarafından ek karar ve asıl kararın temyiz edildiği anlaşılmaktadır.

Şikayet takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde oluşan zamanaşımı sebebi ile icranın geri bırakılması talebine ilişkindir. Dolayısıyla şikayetin niteliği gereği İİK'nın 363. maddesinde yer alan kesinlik sınırına ilişkin miktar belirlenirken takipte talep edilen asıl alacak miktarı değil, şikayet tarihi itibari ile talep edilebilecek alacak miktarına göre, bir başka deyişle takip dosyasında alacağın ulaştığı miktara göre belirleneceği anlaşılmakla kesinlik konusunda bu hususa göre değerlendirme yapılmak sureti ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ:

Yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 03.01.2025 tarihli ve 2024/384 E.-2024/291 K. sayılı ek kararının (KALDIRILMASINA),

Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 25.12.2024 tarihli ve 2024/384 E. 2024/291 K. sayılı asıl kararının (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.