Hüküm Altına Alınan Miktarın Davacı Tarafça Temyiz Edilmemesi - Usuli Kazanılmış Hak
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No : 2021/11
Karar No : 2021/1421
Karar Tarihi : 2021-03-25





Özet:

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 23/12/2014 tarihli 2014/18543 Esas ve 2014/19292 Karar sayılı bozma ilamı öncesinde, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/06/2014 tarihli 2013/544 Esas ve 2014/357 Karar sayılı kararında birleşen davada, davacının kazanç kaybı talebinin kısmen kabulü ile 564.690.49 TL’ye hükmedildiği, anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmediği, davalı vekilinin temyizi üzerine kararın bozulduğu, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda 750.000,00 TL kazanç kaybına hükmedildiği anlaşılmaktadır. Buna göre; Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/06/2014 tarihli 2013/544 Esas ve 2014/357 Karar sayılı kararında hükmedilen 564.690.49 TL kazanç kaybı bedeli, davacı tarafından temyiz edilmediği için bozmaya uyma ile birlikte davalı yönünden usuli kazanılmış (müktesep) hak oluşmuştur.. "Bir usul işlemi ile taraflardan biri yararına doğmuş ve uyulması zorunlu olan hak" olarak tanımlanan usuli müktesep hakkın çeşitlerinden biri de hükmün taraflardan birinin temyizi ile gerçekleşir. Bu nedenle taraflardan birinin temyizi üzerine kararın bozulması ve mahkemece bu bozma kararına uyulması durumunda artık o tarafın aleyhine hüküm verilemez. Şu halde; mahkemece, birleşen dava yönünden davalının usuli kazanılmış (müktesep) hakkı olan 564.690.49 TL kazanç kaybı bedelinden daha üst düzeyde olan 750.000,00 TL kazanç kaybı bedeline hükmedilmesi, davalı yararına oluşan usuli müktesep hakkın ihlaline neden olmuştur. Anılan yön gözetilmeksizin birleşen davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

Asıl ve birleşen davada davacı...Mat. Yay. İnş. Tic. AŞ vekili Avukat ... tarafından, asıl ve birleşen davada davalı ... aleyhine asıl davada 01/10/2007 ve birleşen davada 25/07/2008 günlerinde verilen dilekçeler ile haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen 03/09/2020 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre asıl ve birleşen davalarda davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

Asıl ve birleşen davalarda davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;

Asıl ve birleşen davalar, haksız eylemden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş; karar, asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili; 04/08/2007 tarihinde, davalıya ait su borusunun patlaması sonucu müvekkilinin işyerinin zarar gördüğünü belirterek su baskını neticesinde meydana gelen makine hasarı, emtia hasarı ve kazanç kaybından kaynaklanan zararın tahsilini talep etmiştir.

Asıl ve birleşen davada davalı vekili; görev ve işbölümü itirazında bulunarak maddi tazminat talebinin yerinde olmadığını, davacının zararının sigorta şirketi tarafından karşılandığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen 07/06/2011 tarihli 2007/383 Esas ve 2011/127 Karar sayılı ilk karar; taraflarca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02/05/2012 tarihli 2011/13310 Esas ve 2012/7051 Karar sayılı ilamı ile davalının iş bölümü itirazının kabulü gerektiği ve kazanç kaybına ilişkin bilirkişi kurulunca yapılan değerlendirmenin yeterli olmadığı gerekçesi ile bozulmuştur. Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesince, anılan bozma ilamına uyularak kazanç kaybından kaynaklanan zararın hesaplanmasına ilişkin alınan bilirkişi raporuna göre asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen 04/06/2014 tarihli 2013/544 Esas ve 2014/357 Karar sayılı ikinci karar; asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 23/12/2014 tarihli 2014/18543 Esas ve 2014/19292 Karar sayılı ilamı ile eksik inceleme sonucu karar verildiği gerekçesiyle bozulmuştur. Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince, bozma ilamına uyularak bozma sonrası alınan bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda asıl ve birleşen davaların kabulüne dair verilen temyize konu 03/09/2020 tarihli karar ise asıl ve birleşen davalarda davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya kapsamından; Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 23/12/2014 tarihli 2014/18543 Esas ve 2014/19292 Karar sayılı bozma ilamı öncesinde, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/06/2014 tarihli 2013/544 Esas ve 2014/357 Karar sayılı kararında birleşen davada, davacının kazanç kaybı talebinin kısmen kabulü ile 564.690.49 TL’ye hükmedildiği, anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmediği, davalı vekilinin temyizi üzerine kararın bozulduğu, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda 750.000,00 TL kazanç kaybına hükmedildiği anlaşılmaktadır. Buna göre; Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/06/2014 tarihli 2013/544 Esas ve 2014/357 Karar sayılı kararında hükmedilen 564.690.49 TL kazanç kaybı bedeli, davacı tarafından temyiz edilmediği için bozmaya uyma ile birlikte davalı yönünden usuli kazanılmış (müktesep) hak oluşmuştur.. "Bir usul işlemi ile taraflardan biri yararına doğmuş ve uyulması zorunlu olan hak" olarak tanımlanan usuli müktesep hakkın çeşitlerinden biri de hükmün taraflardan birinin temyizi ile gerçekleşir. Bu nedenle taraflardan birinin temyizi üzerine kararın bozulması ve mahkemece bu bozma kararına uyulması durumunda artık o tarafın aleyhine hüküm verilemez.

Şu halde; mahkemece, birleşen dava yönünden davalının usuli kazanılmış (müktesep) hakkı olan 564.690.49 TL kazanç kaybı bedelinden daha üst düzeyde olan 750.000,00 TL kazanç kaybı bedeline hükmedilmesi, davalı yararına oluşan usuli müktesep hakkın ihlaline neden olmuştur. Anılan yön gözetilmeksizin birleşen davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25/03/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.