Havalı Tüfekle Tek Atış – Kasten Öldürme Mi, Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Mı?
Yargıtay 1. Ceza Dairesi
Esas No : 2022/1019
Karar No : 2022/9353
Karar Tarihi : 2022-11-28





Özet:

Havalı tüfek yakın mesafeden hayati organlara ateş edildiğinde kasten öldürme suçu için elverişli vasıta kabul edilir

Vücudun üst kısmının hedef alınması eylemin yaralama değil kasten öldürme kastıyla işlendiğine delalet eder

Maktulün faili önceden yaralaması durumunda haksız tahrik indirimi asgari hadden değil haksız fiilin ağırlığına göre daha yüksek oranda yapılmalıdır

Mağdurun çocuk olması durumunda eylem TCK 82/1-e uyarınca nitelikli kasten öldürme suçunu oluşturur

Failin olaydan hemen sonra mağdura yardım etme çabası kastın belirlenmesinde bir kriter olsa da Yargıtay çoğunluğu tarafından doğrudan kastın önüne geçirilmemiştir

SUÇ : Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Sonucu Ölüme Neden Olma
 
HÜKÜM : 1) ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/04/2018 tarih, 2017/373 E. 2018/298 K. sayılı ilamı ile suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK'nin 81, 29, 31/3, 62, 63. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile mahkumiyetine dair kararı.
 
2) ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi02/10/2018 tarih, 2018/2816 E.  2018/2136 K. sayılıilamı ile suça sürüklenen çocuk hakkında ilk derecemahkemesince verilen mahkumiyet hükmününkaldırılarak 5237 sayılı TCK'nin 87/4, 29, 31/3, 62,54, 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile mahkumiyetine dair kararı.
 
TEMYİZ EDENLER : Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, Suça sürüklenen çocuk müdafii.
 
TÜRK MİLLETİ ADINA
 
... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 02/10/2018 tarih, 2018/2816  Esas,  2018/2136  Karar  sayılı kararının, suça sürüklenen çocuk müdafii ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından 5271 sayılı CMK'nin 291. maddesinde belirtilen süre içinde temyiz edildiği anlaşılmıştır.
 
Dosya incelendi.
 
Gereği görüşülüp düşünüldü;
 
Sanık hakkında hükmedilen hapis cezalarının beş yılın üzerinde olması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nin 286/2-a maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesi kararının temyize tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
 
... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/04/2018 tarih, 2017/373 Esas, 2018/298 Karar sayılı ilamı ile suça sürüklenen çocuk hakkında maktul ...'ya yönelik eylemi nedeniyle  kasten öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nin 81, 29, 31/3, 62, 63. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile mahkumiyetine dair kararın yasal süresi içinde  suça sürüklenen çocuk ... müdafii ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilince istinafı üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 02/10/2018 tarih, 2018/2816 Esas ve 2018/2136 Karar sayılı ilamı ile suça sürüklenen çocuk hakkında ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünün 5271 sayılı CMK'nin 280. maddesi uyarınca kaldırılarak suça sürüklenen çocuk hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan 5237 sayılı TCK'nin 87/4, 29, 31/3, 62, 54, 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile mahkumiyetine dair karar verildiği anlaşılmıştır.
 
... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 02/10/2018 tarih, 2018/2816 Esas, 2018/2136 Karar sayılı kararında bozma nedenleri dışında isabetsizlik bulunmadığından; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının suç vasfına, suçun olası kastla işlendiğine; suça sürüklenen çocuk müdafiinin öldürme kastının ve öldürmeyi gerektirecek husumetin bulunmadığına, suçun taksirle işlendiğine, 5237 sayılı TCK'nin 85. madde hükümlerinin gözetilmesi gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine,
 
Ancak;
 
Tüm dosya kapsamına göre; aynı mahallede ikamet ettiklerinden birbirlerini tanıyarak arkadaşlık eden ve aralarında husumet bulunmayan suça sürüklenen çocuk ve maktulün yanlarına tanık ...'i de alarak suç tarihinde boş arazide kuş avlamaya gittikleri, şakalaştıkları sırada maktulün, suça sürüklenen çocuğun ayaklarına doğru havalı tüfek tabir edilen suç aletini ateşleyerek onu ayak bileğinden saçma tanesi ile yaralaması üzerine suça sürüklenen çocuğun da duyduğu acı ve elemin etkisiyle maktulün elinden tüfeği alıp yakın mesafeden maktulün vücudunun üst kısmına doğru 1 el ateş ettiği, maktulün yaralanarak yere düşmesinin ardından suça sürüklenen çocuğun tanık ... ile birlikte olay yerinin yakınında bulunan tanık ...'in babası tanık Muhammad'in ikametine gidip olayı haber vererek yardım istemeleri üzerine maktul hastaneye kaldırılmış ise de otopsi raporunda belirtildiği şekilde  av tüfeği iri saçma tanesi yaralanmasına bağlı iç organ hasarından kaynaklanan iç kanama sonucu hayatını kaybettiği olayda;
 
1) Suçta kullanılan havalı tüfek hakkında yapılan inceleme neticesinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre yakın mesafeden canlı hedefe yapılacak atışlarda bölgenin hassasiyetine göre öldürücü veya yaralayıcı niteliğe sahip  olduğunun tespiti ile kasten
 
öldürme suçunda elverişli vasıta kabul edileceği, suça sürüklenen çocuğun maktulün vücudunun üst bölgesini hedef aldığı da gözetildiğinde isabet almasının, öngörülebilir olmanın ötesinde, gerçekleşmesi muhakkak bir netice ve bu netice ile birlikte eylemine bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu ve doğrudan kast ile hareket ettiği anlaşılan suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde 18 yaşından küçük  maktule karşı 5237 sayılı TCK'nin 82/1-e maddesinde düzenlenen çocuğa karşı doğrudan kastla öldürme suçundan cezalandırılması yerine, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan hüküm kurulması,
 
2) Suça sürüklenen çocuk hakkında haksız tahrik indiriminin uygulanmasında, haksız tahrik nedeniyle 1/4 ile 3/4 oranında indirim öngören 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinin uygulanması sırasında alt sınırdan uzaklaşarak, haksız eylemin ağırlığı ve suç sürüklenen çocuk üzerindeki etkisi gözetilerek asgariye yakın oranda indirim yapılması gerekirken, yazılı şekilde asgari oranda (1/4) indirim yapılarak fazla ceza tayini,
 
Yasaya aykırı bulunduğundan suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla kısmen yerinde görüldüğünden hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi  5271 sayılı CMK'nin 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
 
Dosyanın, 28/02/2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 304/2. maddesi gereğince bozmaya konu kararın niteliği de gözetilerek ''... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere" Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28/11/2022 gününde oy çokluğu ile karar verildi.
 
KARŞI OY:
 
Maktül ... ile suça sürüklenen çocuk ...'ın arkadaş oldukları, olay günü maktül ..., tanık ... ... ve Suça sürüklenen Çocuk ... ile birlikte kuş avlamak amacıyla dolaştıkları sırada şakalaştıkları, şakalaşırken maktül ...'nın SSÇ ...'ın ayağına doğru  yasak niteliği haiz olmayan havalı tüfekle ateş ettiği, SSÇ ...'ın BTM ile giderilebilir şekilde yaralandığı, canı yanan ve bu nedenle haksız fiile maruz kalan SSÇ ... da havalı tüfeği alarak maktülün de canını yakmak amacıyla maktülün vücudunun üst kısmına
 
doğru hedef gözetmeksizin tek el ateş ettiği, maktülün yaralandığını gören SSÇ ...'ın tanık ... ... ile birlikte hemen olay yerine yakın mesafede evi bulunan tanığın babası ...'e haber verdikleri, bunun üzerine birlikte olay yerine gelip maktülü hastaneye götürmek üzere araca bindirdikleri, maktül hastaneye yetiştirilmeye çalışılırken, yolda bulunan polis ekiplerinden yardım istedikleri ve polisler tarafından yapılan kontrol sırasında maktül ...'nın ölmüş olduğu anlaşılmıştır.
 
Somut olayda; suçun faili olan ...'ın maktülün kendisini yaralaması üzerine kendisi de maktülü yaralamak amacıyla tek el ateş ettiği, böylelikle suçun maddi unsurlarından olan hareket bakımından ( olayımızda failin hareketi;  maktüle tek el ateş etmektir.) iradi olarak davrandığı, failin kendi canının yanması üzerine, maktülün canını yakmak amacıyla ateş ettiğini kendisinin de savunmalarında ikrar ettiği (yaralama neticesi bakımından failin neticeyi öngördüğü ve öngördüğü yaralama neticesi bakımından eylemlerine bilerek ve isteyerek devam ettiği)  dolayısıyla suçun maddi unsurlarından netice bakımından da (olayımızda failin kastettiği yaralama neticesi) failin bilerek ve isteyerek hareket ettiği, kastın TCK 21 'de yer alan " Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir." şeklindeki kanuni tanımından da anlaşılacağı üzere, failin yaralama suçunun kanuni tanımında yer alan bütün unsurları bakımından bilerek ve isteyerek dolayısıyla kasıtlı hareket ettiği konusunda tereddüt bulunmamaktadır.
 
Ancak failin kastettiğinden daha ağır bir netice meydana gelmiş ve ölüm gerçekleşmiştir. Meydana gelen neticenin kanaatimizce failin kastettiğinden daha ağır olması nedeniyle, failin kastının öldürmeye mi yoksa yaralamaya mı yönelik olduğunun belirlenmesi gerekmektedir.
 
Failin kastının öldürmeye mi yoksa yaralamaya mı yönelik olduğunun belirlenebilmesi için Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun; 09.06.1998 tarih, 1-126 Esas ve 204 sayılı kararı ve 06.02.1996 tarih, 1-380 Esas ve 4 sayılı kararı gereğince,
 
1-) Fail ile mağdur arasında olay öncesine dayalı, öldürmeyi gerektirir bir husumetin bulunup bulunmadığı,
 
2-) Olayda kullanılan vasıtanın öldürmeye elverişli olup olmadığı,
 
3-) Mağdurdaki darbe sayısı ve şiddeti,
 
4-) Darbelerin vurulduğu bölgenin hayati önem taşıyıp taşımadığı,
 
5-) Failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği,
 
6-) Olay sonrası mağdura yönelik davranışları, şeklindeki kriterleri ölçü alınmak suretiyle cevap bulabilmek mümkündür.
 
Söz konusu kriterleri somut olay bakımından irdelediğimizde;
 
a-) Fail ile mağdur arasında olay öncesine dayalı, öldürmeyi gerektirir bir husumetin bulunup bulunmadığı; Tüm tanık beyanları, failin savunmaları ve maktülün
 
annesi müştekinin "ben maktülün annesiyim, Ben şikayetçi değilim, Allah'ın takdir ettiği bir kaderdir, birbirlerini çok severlerdi, kardeş gibilerdi, bilerek öldürdüğünü düşünmüyorum" şeklindeki beyanlarından da anlaşılacağı üzere, fail ile maktül çocukluk arkadaşıdırlar, gerek Suriye ülkesinde ve de gerekse ülkemizde aynı mahallede oturmaktadırlar, vakitlerinin çoğunu birlikte geçirmektedirler, aralarında önceye dayalı öldürmeyi gerektirir herhangi bir husumet bulunmamaktadır, anlık gelişen bir olay sonucu maktülün şakalaşmak amacıyla kendisine ateş etmesi üzerine canı yanan BTM ile giderilebilir şekilde yaralanan failin, maktülün canını yakmak amacıyla ölüm neticesinin meydana geleceğini öngörmeksizin maktüle tek el ateş etmesi şeklinde aniden gelişen bir olay mevcuttur.
 
b-) Olayda kullanılan vasıtanın öldürmeye elverişli olup olmadığı; Olayda kullanılan vasıta havalı tüfek olarak tabir edilen, dosyada mevcut raporlara göre yasak niteliğe haiz olmayan, 6136 sayılı kanuna tabi olmayan, ... kenarlarında balon patlatmak ve kuş avlamak için kullanılan, mutad olarak öldürmeye elverişli olmayan bir araçtır. Söz konusu havalı tüfek olarak tabir edilen vasıta içerisinde barut bulundurmamaktadır, barut ile değil hava basıncı ile çalışmaktadır ve boncuk şeklinde metal taneleri atmaktadır. Söz konusu tüfek ile ilgili olarak  ... Kriminal Polis Laboratuvarı'ndan aldırılan 16/08/2017 tarihli raporda " saçma tanelerinin hava basıncıyla atış yapılan silahlarda kullanılmak üzere üretildiği ve söz konusu silahla yakın mesafeden canlı hedefe (doku) atış yapıldığında doku üzerinde tahribat oluşturabileceği" belirtilmiştir. Raporda belirtildiği üzere mağdurda meydana gelebilecek doku harabiyeti, mağdurun yaşına, kilosuna, vücudunun direncine gibi subjektif kriterlere göre değişiklik gösterebilecektir. Olay tarihinde fail henüz 16 yaşındadır, failin yaşı, öğrenimi, ekonomik ve sosyal durumu dikkate alındığında, kullandığı vasıta ile ateş ettiğinde yaralama dışında ölüm sonucunun meydana gelebileceğini öngörmesini beklemek hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. Zira havalı tüfek ile atış yapılması sonucu tek saçma tanesi ile ölümün meydana gelmiş olması gündelik hayatta sık rastlanan bir durum değildir. Hal böyle iken 16 yaşındaki failin, mağdurun öleceğini öngörerek ve ölüm neticesini bilerek ve isteyerek hareket ettiğini ve öldürme kastıyla havalı tüfekle ateş ettiğini, kastının öldürmeye yönelik olduğunu söylemek ceza adalet sistemimizle bağdaşmamaktadır. Anlatılan tüm bu nedenlerle suçta kullanılan havalı tüfeğin yaralama suçu bakımından elverişli vasıta olduğu kabul edilebilirse de öldürme suçu bakımından mutad olarak elverişli vasıta değildir.
 
c-) Mağdurdaki darbe sayısı ve şiddeti; Fail, maktülün kendine ateş etmesi üzerine, maktülden silahı alarak ona doğru tek el ateş etmiştir. Failin yanında pek çok saçma tanesi olmasına rağmen eylemine devam etmemiş tek saçma tanesi kullanarak eylemini sonlandırmıştır. Failin kastı mağduru öldürmeye yönelik olsaydı bir el ateş
 
ettikten sonra eylemini sonlandırmaz kalan diğer saçma tanelerini de kullanmak suretiyle ölüm neticesini meydana getirmeye çalışabilirdi. Ancak failin bir el saçma tanesi kullanıp maktülün yaralandığını görmesi üzerine eylemine son vermesi, failin  kastının öldürmeye değil de, arkadaşı olan maktülün canını yakmaya, yaralamaya yönelik olduğunu göstermektedir.
 
d-) Darbelerin vurulduğu bölgenin hayati önem taşıyıp taşımadığı; Fail, maktül ...'nın kendisine ateş etmesi üzerine maktülden havalı tüfeği alıp, maktülün vücudunun üst kısmına doğru hedef gözetmeksizin tek el ateş etmiştir. Her ne kadar failin ateş ettiği bölge vücudun üst kısmında ve hayati organların bulunduğu bölgeye isabet etmişse de, failin maktüle ateş ederken özellikle hayati organlarını hedef alarak ateş ettiğine dair dosyamızda bir delil bulunmamaktadır. Nitekim olayın görgü tanığı olan ... ...'in duruşmadaki " arazide kuş avlamaya başladık, iftardan 1-1,5 saat önce idi, elimizde bir tüfek vardı, birbirimizle şakalaşıp ateş ediyorduk, sanıkla maktül şakalaşarak birbiriyle ateş ettiler, sanık elinde ki tüfekle havaya ateş etmeye çalışırken yanlışlıkla maktülü vurdu, maktülün şaka yaptığını düşündük, sonra kazağındaki yırtığı görünce yaralandığını farkettim, sonra babama haber verdim yardım istedim" şeklindeki beyanı ile de olayın anlık olarak geliştiğini ve failin hedef gözetmeksizin ateş ettiğini belirtmiştir. Dolayısıyla failin, canı yanması üzerine, mutad olarak öldürmeye elverişli olmayan havalı tüfekle maktülün vücudunun üst kısmına hedef gözetmeksizin ateş etmiş olması, diğer unsurlar da dikkate alındığında tek başına failin kastının öldürmeye yönelik olduğu sonucunu doğurmayacaktır.
 
e-) Failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği; Arkadaşı olan maktülün yaralandığını ve kan aktığını gören fail elindeki tüfeği hemen yere atmış ve eylemini devam ettirmeyip eylemine kendiliğinden son vermiştir. Nitekim olayın görgü tanığı olan ...'in de beyanı bu yöndedir. Failin, maktülün yaralanması üzerine eylemini devam ettirmeyip, araya giren başka bir neden olmadan eylemine kendiliğinden son vermiş olması da failin kastının yaralamaya yönelik olduğunun göstergesidir.
 
f-) Olay sonrası mağdura yönelik davranışları; Maktülün yaralanması üzerine fail yardım çağırmak amacıyla, hemen yanındaki arkadaşı ... ile birlikte olay yerine yakın olan tanık ...'in evine koşarak gitmişler, ...'in babası ve abisini alarak araçla birlikte olay yerine dönüp maktülü hastaneye götürmek amacıyla araca bindirmişler ve maktülü hastaneye doğru yetiştirmek üzere giderken yolda polis görmeleri üzerine polise durumu bildirip polisten yardım istemişlerdir. Failin maktülün yaralanmasını tedavi ettirmek amacıyla olayın hemen sonrasında gösterdiği gayret dosyadaki tanık beyanları ve polis tutanaklarından da anlaşılmaktadır. Bu durumu Tanık ...'in "yaralandığını farkettim, sonra babama haber verdim yardım istedim, biz yanından ayrılırken yerde idi, giderken sonra bizi çağırdı, dizinin üstüne çökmüş vaziyette idi, sonra geri döndük tam geldiğimizde yere düştü,
 
sonra babama haber vermeye gittik, hastaneye giderken polisler geldi, bizi aldılar" şeklindeki ve Tanık ...'in "olay günü evde yatıyordum, ramazan ayı idi, oğlum ... kapıyı çarptı, tedirgindi, baba kalk ... vuruldu dedi, şakalaşırken yaralandı, dedi bende oğlum ... ile arabaya indik, ... ... arabaya aldılar, yolda gördüğümüz ilk polisin yanında durduk, yardım istedik, türkçe bilmediğimiz için ambulansta çağıramadık" şeklindeki beyanları da doğrulamaktadır. Failin maktülün yaralanması sonrası, maktülü hemen hastaneye götürmeye çalışması da failin kastının öldürmeye yönelik olmadığını göstermektedir.
 
İzah olunduğu üzere Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, failin kastının yaralama suçuna mı yoksa öldürme suçuna mı yönelik olduğunun belirlenebilmesi için koyduğu kriterleri yargılamaya konu olayda irdelediğimizde, tüm kriterler bakımından failin kastının yaralamaya yönelik olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Fail maktülün kendisini yaralaması ve canının yanması üzerine, kendisi de maktülün canını yakmak, maktülü yaralamak amacıyla, havalı tüfekle bir el ateş etmiştir. Fail yaralama suçunun kanunda öngörülen unsurlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirmiştir. Dolayısıyla failin kastı yaralamaya yöneliktir. Ancak failin kastettiğinden daha ağır bir netice ortaya çıkmış ve ölüm meydana gelmiştir. Failin kastettiğinden daha ağır veya başka bir neticenin ortaya çıkması durumlarında, bu durumlara ilişkin olarak kanunumuzda "neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç" kurumu düzenlenmiştir. TCK.'nun 23. Maddesinde "Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi halinde, kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için, bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekir" şeklinde temel olarak tanımlanan "netice sebebiyle ağırlaşmış suç" kurumunun, kasten yaralama sonucu meydana gelen ölümlere ilişkin olarak kanunumuzda yer alan özel düzenlemesi de TCK'nun 87. Maddesinin 4. Fıkrasında yerini bulmaktadır.
 
TCK'nun 87/4. Maddesinde "Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan on iki yıla kadar,..." şeklinde tanımlanan "Neticesi Sebebiyle Ağılaşmış Kasten Yaralama" suçunun uygulanmasının koşulları öğreti ve Yargıtay kararlarında;
 
A-) Failin yaralama kastı ile hareket etmesi (öncelikle failin yaralama kastı ile hareket ettiğinin belirlenmesi gerekir)
 
B-) Mağdurun TCK'nun 86. Maddesinin birinci veya  üçüncü fıkrasında düzenlenen şekilde yaralanmış olması,
 
C-) Failin eylemi ile ölüm neticesi arasında illiyet bağının bulunması, şeklinde temel olarak belirlenmiştir. Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Kasten yaralama  sonucu  ölüm suçunun uygulanabilmesi için söz konusu koşulların bir arada bulunması gerekmektedir.
 
Yargılamaya konu olay bakımından söz konusu koşullar irdelendiğinde;
 
a-) Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun failin kastının öldürmeye mi yoksa yaralamaya mı yönelik olduğunun belirlenmesi için koyduğu kriterler kapsamında
 
yukarıda detaylı olarak yapılan değerlendirmelerle izah olunduğu üzere, suçun faili ...'ın kastının yaralamaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Fail ... maktülün kendisini yaralaması ve canının yanması üzerine, maktülün canını yakmak amacıyla ve yaralama kastıyla hareket etmiştir.
 
b-) Fail  ... maktülü TCK'nun 86. Maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen şekilde, yasak niteliğe haiz olmayan, 6136 sayılı kanuna tabi olmayan, silahtan sayılan havalı tüfekle yaralamıştır.
 
c-) Fail ...'ın maktülü yaralaması ile, ölüm neticesi arasında illiyet bağı bulunmaktadır. Görüleceği üzere yargılamaya konu olayda TCK 87/4-2. cümle maddesinde düzenlenen "Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Kasten Yaralama sonucu ölüm Suçunun" tüm koşulları bulunmaktadır.
 
Açıklanan tüm bu nedenlerle,  SSÇ ...'ın maktülün kendisini yaralaması üzerine, kendisinin de maktülü yaralamak amacıyla, havalı tüfekle bir el ateş etmesi ve sonucunda maktülün ölmesi şeklinde gerçekleşen olayda, SSÇ'nin eyleminin hukuki nitelendirmesinin TCK'nun 87/4-2. cümle maddesinde düzenlenen "Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Kasten Yaralama sonucu ölüm" suçunu oluşturacağı ve TCK'nun 87/4-2. cümle , 29, 31/3, 62 maddeleri gereğince cezalandırılması gerektiğinden, Suça Sürüklenen Çocuğun "doğrudan kastla kasten öldürme" suçundan cezalandırılması gerektiğine dair Bozma kararı veren Sayın Dairemiz çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum. 15.12.2022