Filo Yönetimi Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklarda Görevli Mahkemenin Belirlenmesi ve Kira İlişkisi Niteliği
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Esas No : 2025/3524
Karar No : 2025/2201
Karar Tarihi : 2025-09-17





Özet:

  • Bir filo yönetimi sözleşmesi kapsamında teslim edilen aracın kazaya uğraması sonucu hasar, değer kaybı ve fesih bedeli talep edilmiştir.

  • Bölge Adliye Mahkemesi, sözleşmenin ismine değil içeriğine bakarak, araçların şoförsüz olarak bir bedel karşılığı kullandırılmasını "kira ilişkisi" olarak nitelendirmiştir.

  • Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıklarda Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan, Ticaret Mahkemesinin verdiği karar görev yönünden bozulmuştur.

Davacı, davalı şirket ile aralarında 22.11.2022 tarihli, bir yıl süreli filo yönetim hizmet sözleşmesi bulunduğunu, davalıya teslim edilen aracın davalı hakimiyetinde iken trafik kazası sonucu hasar ve değer kaybı alması nedeniyle hizmet sözleşmesine aykırı hareket edildiğini, bu sebeple sözleşmeyi feshederek fesih bedeli talep edildiğini, yapılan icra takibine itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.

Davalılar istinaf dilekçesinde; mahkeme tarafından eksik inceleme yapıldığını, davacı şirketin herhangi bir alacağı bulunmadığını, mahkeme tarafından aksi yönde verilen karar usul ve yasaya aykırı olmakla son derece eksik bir inceleme sonucunda verildiğini, şirketin ticari defterleri incelenmeksizin karar verildiğini, davacının fesih bedeli talebi haksız olduğunu, raporda yer alan tespit ve hesaplamalar hem usul kurallarına hem de dosya kapsamına açıkça aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun içerdiği diğer maddi hatalar ve teknik yetersizlikler de dikkate alınarak, bu rapor doğrultusunda verilen kararın hatalı olduğu hususu açık olduğunu, kararın kaldırılması gerektiğini belirtmiştir.

Somut olayda, davacı ile davalı şirket arasında 22.11.2022 tarihli “Filo Yönetimi Hizmet Sözleşmesi” başlıklı bir sözleşme bulunduğu, bu sözleşme ile davalıya teslim edilen araçların davalı tarafından bordrolu çalıştırılan kullanıcı tarafından kullanılması karşılığında kullanma bedeli ile zorunlu trafik sigortası, vize, egzoz muayenesi, periyodik bakım ve onarım bedelinin “hizmet bedeli” adı altında ödenmesinin kararlaştırıldığı, davalının aynı zamanda bakım hizmeti verdiği, bazı masrafların ise ücretli yapılmasının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı, dava dilekçesinde aracın davalı elinde kazaya uğraması nedeniyle fesih bedeli talep ettiğini, açıklamalarında ise bunun iki araçta oluşan hasar bedeli, değer kaybı ve sözleşmeye aykırı hareket edilmesi nedeniyle fesih bedeli adı altında 3 kalem alacağın tahsili isteği olduğunu belirtmiştir.

Taraflar arasındaki sözleşme, davacı tarafından tahsis edilen araçların davalı tarafından kendi temin edeceği sürücü ile belirlenen koşul ve sürede kullanılmasına ilişkin olup, bu haliyle kira sözleşmesi niteliğindedir. Araçların bakım ve hizmetinin de davacı tarafça üstlenilmesi nedeniyle sözleşmenin hizmet sözleşmesi unsuru da bulunmaktadır. Ancak dava konusu talepler, davalıya teslim edilen araçların kazaya uğraması nedeniyle hasar bedeli, değer kaybı ile sözleşmeye aykırı davranış nedeniyle sözleşmenin 10. maddesine göre akde aykırılık sebebiyle fesih bedeli istendiği, istek kalemlerinin araçlara verilen hasar nedeniyle veya bundan dolayı talep edildiği anlaşıldığından, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kira sözleşmesi niteliğindeki, araçların kiracının kendi şoförü ile bedeli karşılığında kullandırılmasına ilişkin sözleşmeden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

HMK’nın 4. maddesine göre, ticari kira sözleşmeleri dâhil kira ilişkisinden kaynaklanan tüm uyuşmazlıkların sulh hukuk mahkemesinde görüleceği düzenlenmiştir. Görev kamu düzeninden olup taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir.

Açıklanan nedenlerle, davalının istinaf kanun yolu başvurusu üzerine yapılan inceleme sonucunda mahkeme kararının görev yönünden kaldırılmasına ve bu hususta görevsizlik kararı yazılmasına karar vermek gerekmiştir.

KARAR : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 19/03/2025 tarih 2024/86 esas 2025/239 karar sayılı mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, yerine,

"Davacının dava dilekçesinin 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine,

Görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle mahkemenin görevsizliğine,

HMK m. 331/2 hükmü gözetilerek; dosyanın görevli Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesi halinde, yargılama harç ve giderleri hususunda görevli mahkemece karar verilmesine; aksi durumda talep üzerine dosyanın ele alınarak yargılama giderleri hususunda bir karar verilmesine,

6100 sayılı yasanın 20.maddesi gereğince taraflardan birinin kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkemesine başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,

Taraflarca yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,'' ŞEKLİNDE HÜKÜM KURULMASINA,

Kararın taraflara tebliğine,

İstinaf karar harcının istek halinde yatıranlara iadesine,

İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,

İstinaf gider fazlalığının bulunması halinde yatırana iadesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-c maddesi uyarınca temyiz kanun yolu kapalı olmak üzere 17.9.2025 günü oybirliği ile karar verildi.