Faturaya Dayalı Alacak - Ticari Defterler - İspat
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No : 2018/2151
Karar No : 2020/666
Karar Tarihi : 2020-07-02





Özet:

  • Dava, davacının faturaya dayalı alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 
  • İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi uyarınca istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. 
  • Davacı davalıya yemek hizmeti verdiğini ileri sürerek, faturalı alacağın tahsili için takip başlatmıştır. 
  • Davalı ise davacının mal ve hizmet vermeksizin fatura düzenlediğini, borçlu olmadığını savunmuştur. 
  • Davada ispat yükü davacı yan üzerinde olup, fatura düzenlenmesi tek başına alacağı kanıtlamaya yeterli değildir. 
  • Mahkeme gerekçesinde de işaret edildiği üzere, fatura konusu mal veya hizmetin verildiğinin de davacı yanca kanıtlanması gerekecektir. 
  • Yine mahkeme gerekçesinde işaret edildiği üzere davacı yanca münhasıran delil olarak davalı yan defterlerine dayanılmamış olup, davalının defterlerini sunmaması nedeniyle davacının kendi defter ve kayıtlarında görülen alacağın kanıtlandığının kabulü de mümkün değildir.
 
İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI : 2017/653 Esas - 2018/353

TARİHİ: 09/04/2018

DAVA: İtirazın İptali

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine ilişkin karara karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında yapılan ticari mal alışverişi neticesinde doğan 21.590,57-TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı neticesinde takibin durduğunu, davalının takip tarihi itibariyle 21.590,57-TL borçlu olduğunu, işbu hususun ticari defter kayıtları ile sabit olduğunu, müvekkilinin yasal olarak vergi dairesine ticari satımlarını bildirdiğini, BA-BS formlarının celbini talep ettiklerini, izah edilen nedenlerle, davalının takibe vaki itirazının iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu olmadığını, açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi 09/04/2018 tarihli, 2017/653 Esas - 2018/353 Karar sayılı kararında, "...Davacı satıcı, mal teslimini kanıtlamak zorundadır. Davada münhasıran karşı tarafın defterlerine dayanılmamıştır. Davacının kendi defterlerindeki kayıtlar dayanak belge ile doğrulanmadığı sürece mal teslimi hususunda tek başına delil olarak kabul edilemez. HMK'nun 222/5. maddesi hükmünün münhasıran davalı tarafın ticari defterlerindeki kaydın kabul edileceğinin davacı tarafça bildirilmesi halinde uygulanabilmesi mümkündür. Olayımızda ise davacı, münhasıran davalının ticari defter kayıtlarına dayandığını belirtmemiştir. Yargıtayın müstekar içtihatlarında da belirtildiği üzere davacı taraf davalı tarafın ticari defterlerine münhasıran dayanmadıkça, davalının ticari defterlerini hazır etmediğinden bahisle iddianın ispat edilmiş sayılması mümkün değildir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi, 12/11/2014 tarih, 2014/550 Esas, 2014/16092 karar sayılı ilamı, 11.Hukuk Dairesi 12/06/2017 tarih, 2016/4687 Esas, 2017/3601 karar sayılı ilamı, 19 Hukuk Dairesinin 18/01/2016 tarih. 2015/8902 Esas, 2016/211 karar sayılı ilamı....) İspat külfeti davacıda olup, iddiasını yazılı delillerle ispatlayamamıştır. Dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmadığından bu hususta hatırlatma yapılmamış ve davanın sübut bulmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Mahkemece alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin takip alacağı kadar alacaklı olduğu somut ve kesin delillerle tespit edilmiş olmasına rağmen bu husus dikkate dahi alınmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, verilen kararın kaldırılması veyahut müvekkili lehine bozulması gerektiğini, mahkeme kararında her ne kadar faturaların imzalanmadığı gerekçesiyle davayı ispatlayamadıkları ileri sürülmüşse de, fatura konusunun mal satımı değil hizmetin ifası niteliğinde olduğundan imzalanmasına gerek bulunmadığı göz ardı edilerek davanın reddine karar verilmesinin doğru olmayacağını, mahkeme gerekçeli kararında davanın faturadan kaynaklanan satış nedeni ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davası olduğundan bahisle davacı satıcının mal teslimini kanıtlamak zorunda olduğunu belirttiğini, müvekkili işbu davanın konusunu oluşturan hizmetin ifası niteliğindeki faturaları ibraz etmiş olup faturaların mahkemece dikkate alınmadığını, işbu faturanın karşı tarafın ticari defter kayıtlarında yer aldığı bilinmekte olduğundan karşı tarafın ticari defter kayıtlarına dayanılmışsa da, karşı tarafın ticari defter kayıtlarını sunmaktan kaçındığını, hal böyle iken 6100 s. HMK md. 222/5 uyarınca dava konusu alacak iddiasının ispat edildiği, ibrazdan kaçınmakla ispat yükü üzerine geçen davalı borçlunun ise iddialarını ispata ilişkin delil sunamadığını, mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunun bilirkişilik görevini aşan, yorum niteliğindeki aleyhe hususlarını dikkate alarak hüküm kurmasının kabul edilemeyeceğini, mahkemece verilen 2017/653 Esas, 2018/353 Karar Sayılı ve 09/04/2018 tarihli davanın reddine dair karar usul ve yasaya aykırı olup işbu kararın kaldırılarak davanın kabulüne veyahut bu yönde bozulmasına, Tehir-i icra taleplerinin kabulü ile yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacının faturaya dayalı alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi uyarınca istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı davalıya yemek hizmeti verdiğini ileri sürerek, faturalı alacağın tahsili için takip başlatmıştır. Davalı ise davacının mal ve hizmet vermeksizin fatura düzenlediğini, borçlu olmadığını savunmuştur. Davada ispat yükü davacı yan üzerinde olup, fatura düzenlenmesi tek başına alacağı kanıtlamaya yeterli değildir. Mahkeme gerekçesinde de işaret edildiği üzere, fatura konusu mal veya hizmetin verildiğinin de davacı yanca kanıtlanması gerekecektir. Yine mahkeme gerekçesinde işaret edildiği üzere davacı yanca münhasıran delil olarak davalı yan defterlerine dayanılmamış olup, davalının defterlerini sunmaması nedeniyle davacının kendi defter ve kayıtlarında görülen alacağın kanıtlandığının kabulü de mümkün değildir. Bu itibarla dosyada yapılan yargılama ve sunulu deliller ışığında davacının fatura konusu mal ve hizmeti davalıya verdiğini usule uygun delillerle kanıtlayamadığı anlaşılmakla, mahkemece kurulan hüküm ve gerekçesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde olmadığından, HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353.1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 02/07/2020 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

kaynak: (www.corpus.com.tr)