El Atmanın Önlenmesi - Yıkım Engeli
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No : 2018/15521
Karar No : 2021/2066
Karar Tarihi : 2021-03-09





"İçtihat Metni"

DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil, Kal
MAHKEMESİ : İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.12.2017 tarihli ve 2015/550 Esas, 2017/691 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın elatmanın önlenmesi yönünden kabulüne, yıkım talebi yönünden reddine karar verilmiş, bu kez taraf vekillerinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin 2267 ada 32 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı tarafından yapıldığı öğrenilen ev ve sera bahçesi olduğunu, vekil edeninin davalının taşınmazını kullanmasına yönelik hiçbir rızasının bulunmadığını, belirterek, dava konusu taşınmaza davalı tarafından yapılan müdahalenin men’ine, taşınmaz üzerine yapıldığı sabit olan yapıların yıkılmasına, 6.252,50 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline ve davalı tarafından ekilen güllerin bedelinin belirlenerek davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 05.10.2016 tarihli dilekçe ile, ecrimisil talebi atiye bırakılmış, 02.05.2017 tarihli dilekçe ile de, güllerin bedellerinin tazminine ilişkin talebinden feragat etmiştir.
Davalı, yaklaşık olarak 20 seneden beri dava konusu yerde kaldığını, ikamet ettiği dönemde bahçeye kendi serasını kurduğunu, firma ile yaptıkları anlaşma gereğince kendisinden hiçbir kira bedelinin talep edilmeyeceğinin, bu yerin korunmasının, temizliğini ve bakımını yapacağının kararlaştırıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, dava konusu yapılan 2267 ada 32 parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki davalı tarafın müdahalesinin men'ine, dava konusu taşınmaz üzerindeki davalı tarafından yapılan yapıların yıkılmasına, ecrimisil talebini atiye terk edildiğinden ecrimisil yönündeki taleplerinin açılmamış sayılmasına, güllerin bedellerinin tahsili yönünden davadan feragat edildiğinden bu talebin feragat nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine, hükme karşı davalı tarafından istinaf talebinde bulunulmuş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi’nin 08.10.2018 tarihli ve 2018/1220 Esas 2018/1386 Karar sayılı kararı ile, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, elatmanın önlenmesi yönünden davanın kabulüne, 2267 ada 32 parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki davalı tarafın müdahalesinin men'ine, davacının davasının yıkım talebi yönünden reddine, ecrimisil talebi yönünden davanın açılmamış sayılmasına, güllerin bedellerinin tahsili yönünden davadan feragat edildiğinden bu talebin feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çapa dayalı el atmanın önlenmesi ve yıkım istemine yöneliktir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre davalının temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin yıkım kararının reddine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 2267 ada 32 parsel sayılı taşınmazın armutlu tarla niteliğinde, davacı şirket adına tam payla tapuda kayıtlı olduğu, dava konusu taşınmazda, davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının olmadığı, davalının dava konusu taşınmazı uzun yıllardır sera olarak kullandığı, cevap dilekçesinde, dava konusu seranın kendisi tarafından yapıldığını belirttiği, Mahkemece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmaz üzerinde yapı, kuyu ve seraların olduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapının ekonomik ömrünü tamamladığı, seraların da sökülüp götürülebileceği, arza bağlı muhtesat niteliğinde bulunmadığı, ayrıca davacı dava konusu taşınmazı aldığında dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan bu yapı ve seralarla birlikte almış olacağı için bu konuda herhangi bir hak iddia eden var ise bunu malikten talep edebileceği, yani yapı ve kaldırılabilecek muhtesatlar konusunda yıkıma karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile yıkım isteminin reddine karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, yıkıma konu yapıların davalı beyanına göre davalı tarafından meydana getirildiğinin beyan edilmesi, yine davalının dava konusu taşınmazda pay sahibi olmaması ve geçerli bir hukuki gerekçeye dayanmadan davacıya ait taşınmazı işgal etmesi karşısında, yıkıma konu yapı ve seraların ekonomik ömrünü tamamlamış olmasının ve seraların da sökülüp götürülebilir olmasının yıkıma engel teşkil etmeyeceği açıktır. O halde, yanılgılı değerlendirme ile yıkım yönünden davanın reddine karar verilmesi yanlış olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu yönden bozulması gerekmiştir.


SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalının temyiz itirazlarının (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, HMK'nin 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 4.374,32 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 13.122,96 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, 09.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi