Ehliyete El Konulması - Promil Sınırı
Danıştay İdari Dava Daireleri
Esas No : 2018/1907
Karar No : 2019/925
Karar Tarihi : 2018-03-06





Özet:

  • Dava, davacının alkollü olarak araç kullandığından bahisle sürücü belgesinin altı ay süreyle geri alınmasına ilişkin işlem ile davacıya idari para cezası verilmesine dair işlemin iptali istemine ilişkindir.
  • Davacının alkol düzeyini ölçmek için yapılan iki ölçüm arasında 96 dakikalık zaman farkı bulunduğu, bu süre içerisinde davacının kanındaki alkol oranının 0,62 promilden "0" promile düşmesinin bilimsel olarak mümkün olmadığı, ilk ölçüm sonucunun sağlıklı olduğu konusunda tereddüt oluştuğu;
  • Ayrıca, Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığının yazısı göz önüne alınarak hastanede yapılan ikinci ölçümde tespit edilen "0" promil alkol miktarının üzerine iki ölçüm arasındaki 96 dakikalık zaman farkına tekabül eden promil miktarı (yaklaşık 0,23 promil) eklendiğinde dahi davacının hususi otomobil sınıfı araçlar için belirlenen yasal sınırın (0,50 promil) altında alkollü olduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiş olup, davanın reddi yolundaki ısrar kararının bozulması gerekmiştir.

Dava konusu istem: Davacının alkollü olarak araç kullandığından bahisle 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48/5. maddesi uyarınca sürücü belgesinin altı ay süreyle geri alınmasına ilişkin 22/01/2014 tarih ve 006723 Sayılı işlem ile davacıya idari para cezası verilmesine ilişkin aynı tarih ve 114254 Sayılı işlemin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Ankara 13. İdare Mahkemesi'nin 31/12/2014 tarih ve E:2014/114, K:2014/2037 Sayılı kararıyla; davacının sürücüsü olduğu aracın durdurulması sonrasında yapılan ölçüm neticesinde 0,62 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, ölçümde kullanılan cihazın kalibrasyon ayarının 07/11/2013 tarihinden geçerli olmak üzere 07/05/2014 tarihine kadar yapıldığı, yasal sınır üzerinde alkollü olduğu tespit edilen davacı hakkında tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Ayrıca, davacı tarafından alkol testini kabul etmediği, kan testi yapılması gerektiği bu nedenle de tutanaklara imza atmadığı, olaydan sonra kendi imkanlarıyla gittiği bir sağlık kuruluşundan yasal sınırın altında alkollü olduğuna ilişkin labaratuar tetkik sonuç raporu alındığı belirtilmekte ise de, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesi uyarınca teknik cihaz ile yapılan ölçüme itirazın, sadece kişinin yaralamalı veya ölümlü ya da kollukça müdahil olunan maddi hasarlı trafik kazasına karışması hali ile sınırlı tutulduğu, daha sonra kendisi tarafından sağlık kuruluşuna gitmek suretiyle yaptırılan alkol ölçümünün ise görevli memurların sevk ve nezaretinde gerçekleşmediği dikkate alındığında dava konusu işlemi sakatlayacak nitelikte bir delil olarak kabulüne imkan bulunmadığı belirtilmiştir.

Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Onbeşinci Dairesi'nin 01/09/2015 tarih ve E:2015/5715, K:2015/8289 Sayılı kararıyla; her ne kadar trafik ekiplerince davacının 0,62 promil alkollü olduğundan bahisle işlem tesis edilmiş ise de, bu ölçümden sonra alınan raporda davacının alkolsüz olduğunun tespit edildiği, iki ölçüm arasındaki süre değerlendirildiğinde davacının mevzuatta yazılı sınırın üzerinde alkollü olmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle Ankara 13. İdare Mahkemesi'nin 31/12/2014 tarih ve E:2014/114, K:2014/2037 Sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: Ankara 13. İdare Mahkemesi'nin 28/12/2017 tarih ve E:2017/3245, K:2017/3514 Sayılı kararıyla; davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, alkollü iken araç kullanmadığı, dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİNİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulüyle davanın reddi yolundaki ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Üye'nin "Trafik para cezası ve sürücü belgesi geri alma tutanağının 2918 Sayılı Kanun'un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu, 12/07/2013 günlü, 6495 Sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 112. maddesinde yapılan değişiklik ile maddenin yeniden düzenlendiği ve bu karara karşı kanun yoluna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi idari para cezasına karşı kanun yoluna ilişkin bir düzenlemeye de yer verilmediği; bu durumda, Kabahatler Kanunu'nun 5560 Sayılı Kanun'la değişik 3. maddesinde belirtildiği üzere, bu Kanun'un idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacak olması nedeniyle, görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326 Sayılı Kanun hükümleri dikkate alınacağından, idari para cezası ve sürücü belgesi geri alma tutanağına karşı açılan davanın görüm ve çözümünde, anılan Kanun'un 3. maddesi uyarınca adli yargı yerinin görevli olduğu" yolundaki karşı oyuna karşılık bakılan uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğuna oyçokluğu ile karar verilerek, uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçildi.

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :

22/01/2014 tarihinde kolluk görevlilerince yapılan denetimde, saat 23.57'de teknik cihaz ile yapılan alkol ölçümünde davacının 0,62 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir.

Davacının yasal sınırlar üzerinde alkollü iken araç kullandığından bahisle 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesinin 5. fıkrası uyarınca sürücü belgesinin altı ay süreyle geri alınmasına ilişkin 22/01/2014 tarih ve 006723 Sayılı işlem ile davacıya idari para cezası verilmesine ilişkin aynı tarih ve 114254 Sayılı işlem tesis edilmiştir.

Davacı tarafından, yapılan ölçümü müteakip Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gidilmiş, burada saat 01.33'te yapılan kan tahlilinde ise davacının kanında "0" promil alkol tespit edilmiştir.

Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç sürme yasağı" başlıklı 48. maddesinin 1. fıkrasında; "Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır."; 2. fıkrasında, "Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılır. " hükmüne, 5. fıkrasında ise "Yapılan tespit sonucunda, 0.50 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında, fiili bir suç oluştursa bile, 700 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi altı ay süreyle geri alınır. Hususi otomobil dışındaki araçları alkollü olarak kullanan sürücüler bakımından promil alt sınırı 0.21 olarak uygulanır. Alkollü olarak araç kullanma nedeniyle sürücü belgesi geri alınan kişiye, son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde; ikinci defasında 877 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgeleri iki yıl süreyle, üç veya üçten fazlasında ise, 1.407 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgeleri her seferinde beşer yıl süreyle geri alınır. Sürücü belgelerinin herhangi bir nedenle geçici olarak geri alınmış olması hâlinde belirtilen süreler, geçici alma süresinin bitiminde başlar." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Alkole toleransın kişiden kişiye değişeceği gibi aynı kişide de farklı zamanlarda reaksiyonlarda farklılık olabileceği, kişinin yaşı, kilosu, cinsiyeti, metobolizma hızı, açlık ve tokluk durumu gibi pek çok nedene bağlı olarak vücuttaki alkol oranının azalma hızının değişebileceği çeşitli bilimsel çalışmalarda kabul edilmektedir. Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığının 25/11/2008 günlü, 342 Sayılı yazısında da; zamanla orantılı olarak kan-alkol düzeyindeki azalma ile ilgili yapılan araştırmalarda, kan alkol düzeyinin bir saatte 12-20 mg/dl azaldığı, adli vakalarda, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu'nca ortalama olarak kan alkol düzeyinin bir saatte 15 mg/dl (0,15 promil) azaldığının kabul edildiği belirtilmiştir.

Olayda, davacının alkol düzeyini ölçmek için yapılan iki ölçüm arasında 96 dakikalık zaman farkı bulunduğu, bu süre içerisinde davacının kanındaki alkol oranının 0,62 promilden "0" promile düşmesinin yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde bilimsel olarak mümkün olmadığı, bu durumda ilk ölçüm sonucunun sağlıklı olduğu konusunda tereddüt oluştuğu; ayrıca, Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığının yukarıda bahsi geçen yazısı gözönüne alınarak hastanede yapılan ikinci ölçümde tespit edilen "0" promil alkol miktarının üzerine iki ölçüm arasındaki 96 dakikalık zaman farkına tekabül eden promil miktarı (yaklaşık 0,23 promil) eklendiğinde dahi davacının hususi otomobil sınıfı araçlar için belirlenen yasal sınırın (0,50 promil) altında alkollü olduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.

Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1. 2577 Sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;

2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Ankara 13. İdare Mahkemesi'nin 28/12/2017 tarih ve E:2017/3245, K:2017/3514 Sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,

3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Ankara 13. İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine,

4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.03.2019 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

X-) Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Ankara 13. İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu Mahkeme kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.