Destekten Yoksun Kalma Tazminatı - Ölenin Kusurunun Mirasçılara Sirayet Edip Edemeyeceği
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
Esas No : 2019/569
Karar No : 2020/3748
Karar Tarihi : 2020-09-10





 

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin oğlu ..., 13/08/2015 tarihinde, ZMSS poliçesi bulunmayan motosiklet ile tek taraflı kaza yapması neticesinde vefat ettiğini, davacının destekten yoksun kaldığını iddia ederek, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması kaydıyla HMK'nın 107. maddesine göre şimdilik 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları gereğine davacının tazminat talebinin teminat dışı bırakıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kazaya karışan motosikletin silindir hacminin ve trafik sigortası yaptırma zorunluluğu bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, kusur ve müterafik kusur durumunun belirlenmesi gerektiğini iddia ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafın ıslah talebi dikkate alınarak, davanın kabulüyle, 21.669,54 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları gereğince desteğin kusurundan kaynaklanan tazminat taleplerinin teminat dışı bırakıldığını, dolayısıyla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, 5684 Sayılı Kanun'un 14. ve TBK'nın 53/3. maddeleri kapsamında ölümlü trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.Dosya kapsamından, davacının oğlu ... sevk ve idaresindeki aracın, 13/08/2015 tarihinde tek taraflı ve %100 kusurlu olarak yaptığı trafik kazası neticesinde, araç sürücüsü ... vefat ettiği, aracın ZMSS poliçesi bulunmadığından davacının davalı aleyhine destekten yoksun kalma tazminatı istemi ile işbu davayı açtığı ve Mahkemece de, yukarıda belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi gereğince, aynı kanunun 85. maddesinde belirtilen, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur.Türk Ticaret Kanunu’nun 1425. maddesine göre sigorta poliçesi, tarafların haklarını, temerrüde ilişkin hükümler ile genel ve varsa özel şartları içerir. Yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Genel Şartlar'ın C.10. maddesi ile 12/08/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları yürürlükten kaldırılmıştır. Yeni Genel Şartlar'ın C.11 maddesine göre Genel Şartlar, yürürlük tarihi olan 01.06.2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacaktır. Bunun sonucu olarak artık eski Genel Şartlar'ın, yeni Genel Şartlar'ın yürürlük tarihinden sonra düzenlenen poliçelerde uygulanma olanağı bulunmamaktadır.Somut olayda, kaza 01/06/2015 yürürlük tarihli ZMSS Genel Şartları'ndan sonra, 16/10/2015 tarihinde gerçekleşmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları'nın A.3. maddesine ve A.5. maddesinin (ç) bendine göre ancak üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla destek zararları, destekten yoksun kalma (ölüm) teminatı kapsamındadır. Bunun sonucu olarak, sigortacı ya da ...nın destek zararlarından sorumlu olması için motorlu aracın işletilmesi sırasında mutlaka ölen kişinin üçüncü bir kişi olması gerekir. İşletenin eylemlerinden sorumlu olduğu sürücünün üçüncü kişi olarak kabul edilmesi mümkün değildir.Yeni Genel Şartlar'ın A.6. maddesinin (d) bendinde destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri, teminat kapsamı dışında tutulması nedeniyle sürücünün asli kusuruna isabet eden destek tazminatı sigorta teminatı kapsamında değildir. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Trafik Kanunu’nda da sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerini sigorta teminat kapsamında olduğuna ilişkin bir düzenleme olmadığı ve kapsama giren teminat türleri arasında bulunmamasına göre, başvuru sahibinin desteğinin kusuruna denk gelen destek tazminatını talep etme hakkı bulunmamaktadır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlar'ının yürürlük tarihinden sonraki kazalarda, bu tarihten sonra düzenlenen poliçeler ile ilgili verdiği kararlar da bu yöndedir. Bu durumda, Mahkemece, davacının destekten yoksun kalma talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusundaki iddia ve itirazlar yerinde görülmüştür,.Bu bağlamda; HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :

A- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1-Davanın reddine,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 54,40 harçtan, davacı vekili tarafından peşin yatırılan 98,70 TL harcın mahsubu ile 44,30 TL' nin davacıya iadesine,3-Davacı vekilinin yaptığı yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının iadesine,4-AAÜT gereğince davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 50,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 85,70 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, 5-İcranın geri bırakılması talebi kapsamında sunulan teminat mektubunun İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca davalı ...'na iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi.10/09/2020

KARŞI OY

Dava ve uyuşmazlık; TBK'nın 53/3. ve 5684 sayılı Kanun'un 14. maddeleri kapsamında ölümlü trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.Dosya kapsamından, davacının oğlu Şenol Çocuk'un sürücüsü olduğu ve ZMSS poliçesi bulunmayan motosiklet ile 13/08/2015 tarihinde tek taraflı kaza yapması neticesinde vefat ettiği, davacının bu vefat nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunduğu, ve yukarıda da belirtildiği gibi Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.01/06/2015 tarihli ZMSS Genel Şartları, 6704 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 26/04/2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Somut uyuşmazlıkta kaza tarihi 13/08/2015'tir. Bu durumda, kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan ZMSS Genel Şartları'nın somut olaya uygulanması mümkün değildir. Başka bir deyişle, davalı tarafın istinaf başvurusundaki iddia ve itirazları yerinde değildir.Bu bağlamda, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiğinden, kıymetli çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.