Dava Hakkı - Hukuki Yarar - Dava Şartı
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No : 2020/3275
Karar No : 2021/762
Karar Tarihi : 2021-02-23





Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğerleri aleyhine 27/11/2013 gününde verilen dilekçe ile belgenin sahteliğinin tespiti istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın noterlikler aleyhine açılan davada bir karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... ile noterlik görevi yapan davalı ... ve ... aleyhine açılan davanın kabulü ile; Bakırköy 31. Noterliğinden 30/12/2005 tarih ve 30805 yevmiye nolu ile Bakırköy 15. Noterliğinde 02/11/2006 tarih ve 43220 yevmiye nolu davalı ...'in imzalarının onaylarına yönelik belgelerdeki imzaların davalı ...'in el ürünü olmadığının ve sahte düzenlendiğinin tespitine dair verilen 30/01/2020 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili ve davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava; noter onaylı kira sözleşmesinin sahteliğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın yetkisizlik nedeni ile reddine dair verilen ilk kararın, davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 26/01/2016 tarihli, 2015/15594 esas ve 2016/864 karar sayılı ilamı ile, Mahkemenin yetkili olduğu ve işin esasına girilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiş; Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalılar ..., ... ve ... hakkındaki davanın kabulüne; davalı ... ile davalı ... 31.Noterliği aleyhine açılan davanın, belgelerin düzenlendiği tarihte görev yapan noterlere davanın yöneltilmesi nedeni ile anılan noterlikler hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm davalı ... vekili, davalı ... vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili; davalı ...’in, davacı aleyhine İstanbul 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/456 esas sayılı dosyası ile haksız ihtiyati tedbir nedeniyle maddi tazminat isteminde bulunduğunu ve bu davada, davalı ...’in, davalı ... 31. Noterliğinin 30/12/2005 tarihli ve 30805 yevmiye numarası ile onaylı kira sözleşmesi ile davalı ... 15. Noterliğinin 02/11/2006 tarihli ve 43220 yevmiye numarası ile onaylı kira sözleşmelerini müvekkili aleyhine delil olarak ibraz ettiğini belirterek, anılan kira sözleşmelerinin altındaki imzanın davalı ...’e ait olmadığının tespiti ile bu resmi belgelerin iptali isteminde bulunmuştur.

Davalılar; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

Mahkemece; Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesince düzenlenmiş 02/07/2019 tarihli rapor esas alınarak, davaya konu edilen ve noter onaylı olduğu belirtilen kira sözleşmelerinin, sözleşmedeki imzanın davalılardan ...’in eli ürünü olmadığı gerekçesiyle davanın, davalılar ..., Noter Saliha Akgün ve Noter ... yönünden kabulü ile işleme konu kira sözleşmelerinin sahte olarak düzenlendiklerinin tespitine, diğer davalılar Bakırköy 15. Noterliği ve Bakırköy 31. Noterliği hakkında ise açılan davanın, belgelerin düzenlendiği tarihte görev yapan noterlere dava yöneltilmiş olduğundan anılan davalılar hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.

Dava hakkı, hukuki yarar ile sınırlıdır. Davacı, ihlal edildiğini ileri sürdüğü hakkını elde edebilmek için mahkeme kararına muhtaç bulunmalıdır. Keza, hukuki korunmada, (davada) zorunluluk olmalıdır. İdeal veya geleceğe dönük bir yarar yeterli değildir. Kural olarak, eda davalarında hukuki yararın varlığı asıldır ve ayrıca bu yönde bir ispat yükümlülüğü yoktur. Tespit davalarında ise; hukuki ilişkinin varlığının, ‘hemen’ tespit edilmesinde, davacının korunmaya değer bir hukuki yararının bulunması gerekir. Bu da, üç şartın birlikte varlığına bağlıdır:

a)Davacının bir hakkı veya hukuki durumu, güncel (halihazır) bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı;

b)Bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalı;

c)Yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup, cebri icraya yetki vermeyen (icraya konulamayan) tespit hükmü, bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır.

Mahkemece; 02/07/2019 tarihli Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan bilirkişi raporu esas alınarak, anılan kira sözleşmelerinde yer alan imzanın davalılardan ...’in el ürünü olmadığının tespitine ve bu sözleşmelerin sahte olduğunun tespitine karar verilmiş ise de; eldeki davanın davalısı ... tarafından davacı aleyhine İstanbul 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/456 esas sayılı dosyası ile haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan maddi tazminat istemli dava açıldığı ve bu davada, anılan kira sözleşmelerinin delil olarak sunulduğu anlaşılmaktadır. Eldeki davada ileri sürülen sahtelik iddiasının, belirtilen dava sırasında ileri sürülmesi ve incelenmesi gereklidir. Davalı ... tarafından davacı aleyhine evvelden açılmış bir eda davası bulunmaktadır. Davacının anılan eda davasında ileri sürülen bir delile ilişkin olarak sahtelik iddiasında bulunması ve ayrı bir tespit davasına konu etmesinde hukuki yararı bulunmamaktadır.

Hukuki yarar dava şartı olup (HMK 114/1-h) taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece resen dikkate alınması gerekir (HMK 115/1). Şu halde, HMK'nın 115/2 maddesi gereğince davanın, hukuki yarar yokluğundan usulden reddi yerine esasının incelenmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 23/02/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.