Çekişmeli Taşınmaz Hissesinin Bilerek Devredilmesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi
Esas No : 2018/544
Karar No : 2020/4589
Karar Tarihi : 2020-09-29





Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş, taraflarca hükmün istinafı üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince vekalet görevinin kötüye kullanıldığı gerekçesiyle davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün ortadan kaldırılmasına ve davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 29.09.2020 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat gelmedi, temyiz edilen davacı vekili Avukat ...geldi, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Davacı, mirasbırakan babası ...’den kalan taşınmazların veraset ve intikal işlemleri için davalı kardeşi Kahraman’ı Sarıyer 1. Noterliği’nin 31.01.1995 tarihli vekaletnamesi ile vekil tayin ettiğini, ne var ki davalı ...’ın vekalet görevini kötüye kullanarak dava konusu 708 ada 3 parsel sayılı taşınmazda babasından intikalen gelen miras payını oğlu olan diğer davalıya satış göstermek suretiyle temlik ettiğini, davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerini ileri sürerek, devre konu payın tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.

Davalılar, iddiaların haksız ve yersiz olduğunu, davalı ...’in çekişmeli taşınmazı oturmak için satın aldığını, satış bedelinin İstanbul 4. Levent mevkiinde davacıya bir daire alınmak suretiyle ödendiğini, bu nedenle satış yetkisini içerir vekaletname verildiğini belirtip, davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı, davacı tarafın satış bedeli olarak iki daire yerine bir daire almış olması halinde bu durumun ayrı bir davanın konusu olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, taraflarca hükmün istinafı üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince vekalet görevinin kötüye kullanıldığı gerekçesiyle davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün ortadan kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 7.244 m2’lik bahçeli ahşap ev niteliğindeki 708 ada 3 parsel sayılı taşınmazın ¾ payının öncesinde mirasbırakan ... adına kayıtlı olduğu, ...’in ölümü ile geriye mirasçı olarak çocukları davacı ..., davalı ... ile dava dışı ..., ..., ... ve ...’yi bıraktığı, 27.10.1995 tarih ve 3614 yevmiye no’lu işlemle; çekişmeli taşınmazda mirasbırakan ... adına kayıtlı ¾ payın tüm mirasçılara intikalinin yapıldığı, aynı akitte, davacı ...’ya vekaleten davalı ... Kalyoncu’nun intikalen gelen 3/24 payını davalı ...’ya ( davalı ...’ın oğlu ), dava dışı ... ve ...’nin de 3/24’er paylarını dava dışı ...’ya ( mirasçı ...’nın olu ) sattığı, temlik işleminde kullanılan vekaletnamenin davacı ... tarafından 31.01.1995 tarihinde verildiği kayden sabittir.

Bilindiği üzere, 4721 sayılı TMK’nin 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." ve 6100 sayılı HMK’nin 190/1. maddesinde; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." düzenlemelerine yer verilmiştir.

Davacı taraf, delil listesinde tanık deliline dayanmış ise de, tanık listesi sunmadığı gibi eldeki davadaki iddiaların sadece yazılı delil ile kanıtlanabileceğini beyan etmiştir. Ne var ki, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiası başta tanık delili olmak üzere usulüne uygun elde edilmiş her türlü delil ile kanıtlanabilmektedir.

Dosya kapsamında davalı tanıklarının dinlendiği, onların da davacı ...’nın çekişmeli payın devri nedeniyle hakkını aldığını, hatta tüm kardeşlerin hakkını aldığını, davacının payı bilerek devrettiğini beyan ettikleri görülmüştür.

Yukarıda yer verilen maddeler ile dosya kapsamındaki deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davacı tarafın iddialarını kanıtlayamadığı, davalıların el ve işbirliği içerisinde davacıyı zararlandırma kastı ile hareket ettiklerinin ortaya konulamadığı, satışın iradi olduğu anlaşılmıştır.

Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.

Davalılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371/1-a maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK’nun 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.