Bonoya Dayalı Alacak - Borçlu İtirazı - Kötüniyet Tazminatı
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Esas No : 2021/4448
Karar No : 2021/4981
Karar Tarihi : 2021-05-18





Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Alacaklı tarafından, borçlu hakkında senede dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte; borçlunun, takip konusu senedin tahsilinin 22.02.2017 tarihli protokol gereğince 1 Parsel 82 nolu bağımsız bölümün devri şartına bağlı olarak verildiğini, ancak taşınmazın devralınmasından kaçınıldığını, bu suretle senedin tahsilinin yargılamayı gerektirdiğini ileri sürerek takibin iptali ile tazminata hükmedilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesi’nce, istemin kabulü ile İİK’nun170/a-2 maddesi gereğince takibin iptaline karar verildiği, karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nce borçlunun tazminat istemine münhasır istinaf başvurusunun esastan reddine, alacaklının istinaf başvurusunun ise kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yerine istemin kabulü ile İİK’nun 169/a maddesi gereğince takibin durdurulmasına, borçlunun tazminat talebinin reddine hükmedildiği, ... bu kararın taraflarca temyizi neticesinde Dairemizce; alacaklının temyiz itirazlarının yerinde görülmediği, buna karşın borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İİK'nun 169/a-6. maddesi uyarınca, borçlu lehine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına direnilerek önceki hükmün yeniden kurulduğu, direnme kararının borçlu tarafından temyiz edildiği görülmektedir.

Borçlunun başvurusu, İİK'nun 168/5. maddesine dayalı borca itiraz niteliğindedir. Bu durumda, itiraz hakkında İİK'nun 169/a maddesinin uygulanması gerekmekte olup; anılan maddenin 5. fıkrasında; “İtirazın kabulü kararı ile takip durur” hükmüne yer verilmiştir. Aynı maddenin 6. fıkrasında ise; borçlunun itirazının icra mahkemesince esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde, borçlunun isteği üzerine kötü niyeti veya ağır kusurunun bulunması koşuluyla alacaklının, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edileceği hükme bağlanmıştır.

Somut olayda, takibe konu senedin, teminat olarak verildiğinden bahisle borçlunun itirazı kabul edildiğine ve dolayısıyla borca itirazın esasına girilmediğine göre; yukarıda değinilen İİK'nun 169/a-6. maddesinin açık hükmü gereğince, alacaklının tazminat ile sorumlu tutulması doğru değildir.

O halde Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararının yerinde olduğu, daha önce verilen 15/11/2019 tarih 2019/163E- 2019/2251 K. sayılı kararın onanması gerekirken Dairemizce maddi hataya müsteniden bozulduğu anlaşılmakla, yukarıda yazılı gerekçelerle verilen direnmeye ilişkin kararın onanması gerekmiştir.

SONUÇ : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nin 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, 18/05/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Borçlunun başvurusu, İİK'nun 168/5. maddesine dayalı borca itiraz niteliğindedir. Bu durumda, itiraz hakkında İİK'nun 169/a maddesinin uygulanması gerekmekte olup; anılan maddenin 5. fıkrasında; “İtirazın kabulü kararı ile takip durur” hükmüne yer verilmiştir. Aynı maddenin 6. fıkrasında ise; borçlunun itirazının icra mahkemesince esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde, borçlunun isteği üzerine kötü niyeti veya ağır kusurunun bulunması koşuluyla alacaklının, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edileceği hükme bağlanmıştır.

Somut olayda, takibe konu senedin, teminat olarak verildiğinden bahisle borçlunun itirazı kabul edildiğine ve dolayısıyla borca itirazın esasına girilmediğine göre; yukarıda değinilen İİK'nun 169/a-6. maddesinin açık hükmü gereğince, alacaklının tazminat ile sorumlu tutulması doğru değildir.

O halde Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararının yerinde olduğu, daha önce verilen 15/11/2019 tarih 2019/163E- 2019/2251 K. sayılı kararın onanması gerekirken Dairemizce maddi hataya müsteniden bozulduğu anlaşılmakla, yukarıda yazılı gerekçelerle verilen direnmeye ilişkin kararın onanması gerekmiştir.

SONUÇ : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nin 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, 18/05/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.