Belediyeden İzin Almadan Ticari Yolcu Taşımacılığı Yapılması
Danıştay 15. Daire
Esas No : 2018/1792
Karar No : 2018/6415
Karar Tarihi : 2018-09-20





Özet:

  • Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 2/3. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen son haline göre, ilgili belediyeden izin veya ruhsat alınmaksızın belediye sınırları dahilinde ticari amaçlı olarak yapılan yolcu taşımalarında, araç sahibi ile sürücünün farklı kişiler olması halinde; araç sahibine idari para cezası verilemeyeceği ve aracın trafikten men edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
  • Uyuşmazlıkta; tespit tutanağında araç sürücüsü olarak tespit edilen kişinin aracın sahibi olmadığı anlaşılmakta olup, dava konusu işlemin dayanağı Kanun hükmü iptal edildiğinden dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce; dosyanın tekemmül ettiği anlaşılmakla yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, dosyadaki belgeler incelenerek gereği görüşüldü:

Dava; davacı şirket adına kayıtlı plakalı aracın, ilgili belediyeden izin veya ruhsat almaksızın belediye sınırları dahilinde ticari amaçlı yolcu taşıdığından bahisle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek/2-3. maddesi uyarınca altmış gün süreyle trafikten men edilmesine ilişkin 26.08.2016 tarih ve 58753 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İzmir 4. İdare Mahkemesince; belediyeden izin ve ruhsat almaksızın belediye sınırları içinde ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapıldığı tespit edilen aracın trafikten men edilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun, İzmir Bölge İdare Mahkemesi Beşinci Bölge İdare Dava Dairesi'nin 27/02/2018 tarih ve E:2017/2750; K:2018/342 sayılı kararı ile reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafından Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Dava dosyasının incelenmesinden, görevli polis memurlarınca 26.08.2016 tarihinde yapılan denetimde davacı şirkete ait plakalı araçla ilgili belediyeden izin veya ruhsat alınmaksızın ticari amaçlı taşımacılık yapıldığının tutanakla tespit edildiği, bu tespit üzerine 2918 sayılı Kanun'un Ek 2/3. maddesi uyarınca aracın trafikten men işlemi tesis edildiği, bakılan davanın bu işlemin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Araçların tescil edildikleri amacın dışında kullanılması" başlıklı Ek 2. maddesinde; araçlarını motorlu araç tescil ve trafik belgesinde gösterilen maksadın dışında kullananlar ile sürülmesine izin veren araç sahiplerinin 14.400.000 lira para cezası ile cezalandırılacağı, ayrıca, aracın onbeş gün süre ile trafikten men edileceği, ilgili belediyeden izin veya ruhsat almaksızın, belediye sınırları dahilinde ticari amaçlı yolcu taşıyan kişiye, araç sahibine, bağlı bulunduğu durak, işyeri ve işletmelerin sorumlularına birinci fıkrada gösterilen idari para cezasının üç kat olarak, fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde tekerrürü halinde ise beş kat olarak uygulanacağı, ayrıca, aracın her defasında altmış gün süre ile trafikten men edileceği hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıda metnine yer verilen 2918 sayılı Kanun'un Ek 2. maddesinin üçüncü fıkrasının iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesinin 11.09.2014 tarih ve E:2014/52, K:2014/139 sayılı kararıyla; alınması gereken izin veya ruhsatı olmaksızın ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapılması ve sürücünün araç sahibi olmaması hâlinde tescil plakası sahiplerine sadece ruhsat sahibi olmaları nedeniyle yaptırım uygulanmasının cezaların şahsiliği ilkesine aykırılık oluşturduğu, Anayasa ve ceza hukukunun temel kuralları uyarınca, kişilere ceza verilebilmesi için aranan koşullardan birinin hukuka aykırı eylemin kanunda belirtilmiş olması, diğerinin ise bu eylemin o kişi tarafından gerçekleştirilmiş olduğunun kanıtlanmasını gerektirdiği, itiraz konusu kuralda araç sahiplerinin hangi eylemlerinin suç sayıldığı için başkasının eyleminden sorumlu tutulduğu açık bir şekilde gösterilmediği gibi araç sahibi olma ile suç arasındaki illiyet bağının da ne suretle oluştuğunun belirtilmediği, kuralın bu yönleriyle açık ve belirgin olmadığı, bu nedenlerle itiraz konusu kuralın birinci cümlesinde yer alan "araç sahibine" ibaresi ile ikinci cümlesindeki "araç sahibine" ibaresi yönünden cezaların şahsiliği ilkesine ve Anayasanın 38. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun ek 2. maddesine, 31.5.2012 tarihli ve 6321 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle eklenen üçüncü fıkranın; birinci cümlesinde yer alan "araç sahibine" ibaresi ile ikinci cümlesinin "araç sahibine" yönünden Anayasa'ya aykırı olduklarına ve iptallerine karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi tarafından, 2918 sayılı Kanunun Ek 2/3. maddesinin; idari para cezası verilmesini düzenleyen ilk cümlesinde yer alan "araç sahibine" ibaresi ile aracın trafikten men edilmesini düzenleyen ikinci cümlesi "araç sahibine" yönünden iptal edildiğinden; Kanun'un Ek 2/3. maddesinin anılan karar sonrasındaki haline göre, ilgili belediyeden izin veya ruhsat alınmaksızın belediye sınırları dahilinde ticari amaçlı olarak yapılan yolcu taşımalarında, araç sahibi ile sürücünün farklı kişiler olması halinde; araç sahibine idari para cezası verilemeyeceği ve aracın trafikten men edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.

Uyuşmazlıkta; tespit tutanağında araç sürücüsü olarak tespit edilen kişinin aracın sahibi olmadığı anlaşılmakta olup, dava konusu işlemin dayanağı Kanun hükmü iptal edildiğinden dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi'nin 27/02/2018 tarih ve E:2017/2750; K:2018/342 sayılı kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine 20/09/2018 tarihinde karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.

(X)KARŞI OY:

2918 sayılı Kanunun Ek 2. maddesinin 3. fıkrasının iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi'nin 11.09.2014 tarih ve E:2014/52, K:2014/139 sayılı kararıyla; korsan tabir edilen yasa dışı taşımacılığın yapıldığının tespit edildiği durumlarda, araç sürücüsü aynı zamanda araç sahibi değilse, sürücünün belgesiz olarak ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapmasına izin veren ve yasa dışı taşımacılık yapılmasında kusuru bulunan araç sahibine de aynı miktarda ceza verilebileceği kabul edilmiş, ancak itiraz konusu yasa kuralında araç sahibi açısından suç ile illiyet bağı aranmaksızın sadece ruhsat sahibi olmaları nedeniyle yaptırım uygulanması cezaların şahsiliği ilkesine aykırı bulunduğu için anılan maddede yer alan "araç sahibine" ibaresi iptal edilmiştir. Anılan, maddede yer alan söz konusu taşımacılık faaliyetini yapan kişinin bağlı bulunduğu işyeri ve işletmelerin sorumlularına da para cezası verileceği ve bu şekilde kullanılan aracın her defasında altmış gün süre ile trafikten men edileceğine ilişkin düzenleme ise halen yürürlüktedir.

Şu halde, yasa dışı taşımacılık yaptığı ileri sürülen araç sürücüsünün taşımacılık faaliyetinden bilgisi olan ve buna izin veren araç sahibi yönünden, başka kanuni dayanağın bulunması ve sorumluluk esaslarının belirtilmesi halinde idari yaptırım kararı verilebileceği; yasa dışı taşımacılık faaliyetinin bir işyeri veya işletme adına yapılması durumunda ise işyeri veya işletmenin sorumlularına da aynı yaptırımın uygulanabileceği tabiidir.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca, bu Kanun'un kanun yoluna ilişkin hükümleri dışında kalan diğer genel hükümleri, idarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanması zorunlu olan genel kanun niteliği taşımaktadır. Anılan Kanunun "Organ veya temsilcinin davranışından dolayı sorumluluk başlıklı" 8. maddesinin 1. fıkrasında; organ veya temsilcilik görevi yapan ya da organ veya temsilci olmamakla birlikte, tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen kişinin bu görevi kapsamında işlemiş bulunduğu kabahatten dolayı tüzel kişi hakkında da idarî yaptırım uygulanabileceği, 2. fıkrasında; temsilci sıfatıyla hareket eden kişinin bu sıfatla bağlantılı olarak işlemiş bulunduğu kabahatten dolayı temsil edilen gerçek kişi hakkında da idarî yaptırım uygulanabileceği, gerçek kişiye ait bir işte çalışan kişinin bu faaliyeti çerçevesinde işlemiş bulunduğu kabahatten dolayı, iş sahibi kişi hakkında da idarî yaptırım uygulanabileceği, 3. fıkrasında; Kanunun, organ veya temsilcide ya da temsil edilen kişide özel nitelikler aradığı hallerde de yukarıdaki fıkralar hükümlerinin uygulanacağı, 4. fıkrasında; birinci ve ikinci fıkra hükümlerinin, organ veya temsilcilik ya da hizmet ilişkisinin dayanağını oluşturan işlemin hukuken geçerli olmaması halinde de uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

5326 sayılı Kanun'un yukarıda anılan hükümlerinin değerlendirilmesinden, sahip olduğu aracın izinsiz yolcu taşımacılığında kullanılması hususunda bilgi sahibi olduğu saptanan araç sahibi ile ilgili 5326 sayılı Kanunun 8. maddesinin 2. fıkrasında yer alan temsil ilişkisinin sonucu olarak temsil edilene de fiili işleyen kimseye uygulanan yaptırımın uygulanabileceği, 4. fıkrasında ise tespit edilen temsil ilişkisinin hukuken geçerli olmadığı durumlarda da bu yaptırımın uygulanabileceğinin düzenlenmesi karşısında, sahip olduğu aracın izinsiz yolcu taşımacılığında kullanılması hususunda bilgi sahibi olduğunun dosya kapsamından anlaşılması halinde araç sahibine de izinsiz ticari amaçlı taşımacılık fiili için kanunda öngörülen yaptırımın uygulanabilmesinin mümkün olduğu sonucuna varılmaktadır.

Somut olayda; araç sürücüsünün araç sahibinin bilgisi dahilinde söz konusu taşımacılığı yaptığı dosya kapsamından anlaşılmakta olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.