Acentelik Sözleşmesinde Tahkim Şartının Getirilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No : 2020/883
Karar No : 2020/5293
Karar Tarihi : 2020-11-23





 

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 08.07.2019 tarih ve 2018/424 E- 2019/268 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 26.12.2019 tarih ve 2019/2336 E- 2019/1638 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin 03.03.2010 tarihinde davalı I. acenteliğine kabul edildiğini ve bu tarihten itibaren uçak bileti düzenleme yetkisine sahip olduğunu, müvekkilinin I.’ya üyelik başvurusunda havayolu şirketlerine karşı olası borçlarının teminatı için 23.02.2010 tarihli 261.000-USD bedelli bir teminat mektubunu I.’ya teslim ettiğini, müvekkilinin yaklaşık 8 yıldır kredi kartı ile satış yapmamakta sadece nakit satış yapmakta olduğunu, ancak müvekkilinin bilgisi ve onayı olmadan kredi kartı ile bilet satış işlem kaydı yapıldığını ve davalı I.’dan bu kaydın düzeltilmesinin istenildiğini, ancak davalı havayolu şirketinin basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve bu kredi kartı satış işlemleri nedeniyle müvekkilinin cari hesabına borç kaydettiğini, platform üzerinden de müvekkiline acente borç dekontu (ADM) düzenlediğini, bu nedenle müvekkilinin uçak bileti düzenleme yetkisinin sonlandırıldığını ve I. üyeliğinin askıya alındığını ileri sürerek müvekkilinin haksız ve hukuka aykırı düzenlenen 144.802,90 TL tutarındaki acente borç dekontları nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş; birleşen davada ise aynı iddiaları ileri sürerek müvekkilinin 225.728,54 TL tutarındaki acente borç dekontları nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Asıl ve birleşen davada davalı I. vekili, taraflar arasındaki tahkim sözleşmesi uyarınca uyuşmazlığın tahkim mahkemesinde çözümü zorunlu olup mahkemenin görevsiz olduğunu, Sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Seyahat Acentesi El Kitabının 812 no'lu kararının 12.2.3. bölümündeki düzenlemeye göre davacı 2. bölgede bulunduğundan Türkiyede’ki acenteler için Cenevre veya İsviçre tahkim merkezlerinin görevli ve yetkili olacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

Asıl ve birleşen davada davalı K. A. vekili, taraflar arasındaki tahkim sözleşmesi uyarınca uyuşmazlığın tahkim mahkemesinde çözümü zorunlu olup mahkemenin görevsiz olduğunu, ayrıca davacı iddia ve talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 03.03.2010 tarihli Yolcu Bileti Satış Acentesi Sözleşmesinin imzalandığı, Sözleşmenin 14. maddesi ile tahkim şartının düzenlendiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin davalı I. tarafından düzenlenen Seyahat Acentesi El Kitabına tabi olarak kabul gördüğü, tahkim şartının geçerli olduğu, taraflar arasında düzenlenen 03/03/2010 tarihli sözleşmenin uygulanmasından çıkan uyuşmazlıkların Seyahat Acenteleri El Kitabı'nın 812 nolu kararının 12.2.3 bölümündeki düzenlemeye göre, davacı şirketin 2. bölgede bulunması nedeni ile Türkiye'deki acenteler için Cenevre veya İsviçre Tahkim merkezleri görevli ve yetkili kılındığı, davalıların da ilk itiraz olarak tahkim itirazında bulunduğu gerekçesiyle HMK'nun 413'üncü m. uyarınca tahkim itirazı sebebi ile HMK'nun 116/1-b bendi uyarınca uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesi gerekeceğinden 413/1 m. gereğince asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen davanın davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; davacı ile davalı I. arasında akdedilen 03.03.2010 tarihli Yolcu Bileti Satış Acentesi Anlaşması uyarınca bir havayolu şirketi olup I. üyesi olan davalı K. R. D. A.’ın da bu Anlaşmanın tarafı olduğu, anlaşmanın 14. maddesi ile, bir konunun Satış Acentesi Kuralları uyarınca tahkime götürülmek istenmesi durumunda, acentenin bu kurallar uyarınca tahkime başvurmayı ve tahkim prosedürlerine uygun davranmayı ve ayrıca verilen tahkim kararına bağlı kalmayı kabul ettiği hüküm altına alınmış, 2.1.a maddesi ile bu anlaşmaya eklenen Seyahat Acentesi El Kitabındaki (ve bu el kitabından alınan diğer hükümlerde) hükümlerin bu anlaşmanın bir parçası kılındığının kabul edileceği anlaşılmış olup, Seyahat Acentesi El Kitabı’na göre somut uyuşmazlığın öncelikle seyahat acentesi komiseri tarafından çözümlenmesi, aksi halde tahkim yoluyla çözümlenmesi kabul edilmiş olup tahkime başvurulmadan önce komisere başvurulması tahkim iradesini ortadan kaldırmacağı, seyahat acentesi komiserinin hangi uyuşmazlıkları çözeceği açıklanmış olup, komiserin aldığı bir karardan doğan veya onunla bağlantılı olarak ortaya çıkacak tüm ihtilaflar için tahkime gidilebileceğinden, tahkime ilişkin uyuşmazlıkların da belirli olduğu yani tahkim sözleşmesinin geçerli bir sözleşme olduğu, tahkim şartını içeren sözleşmenin bir tarafının yabancı şirket olması nedeniyle 805 sayılı Yasanın 1.maddesini uygulama olanağının bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 23.11.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.